Sen nesin öğretmenim? -Yusuf İpekli Yazdı

Sen nesin öğretmenim? -Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 08.07.2024 00:00
A+
A-

Dilimizde eleman sözcüğünün pek çok anlamı vardır. Mümtaz halkımız bu sözcüğü gayet samimi biçimde farklı farklı kullanılır.

Bunlar,

1. Sanayide, fabrikada, özellikle özel sektörde çalışanlara eleman denir.

“Ayşe çalışkandır. Üstelik fabrikamızın en eski elemanıdır.”

2. Aynı zamanda sokak ağzı da olan argoda eleman babanın emrinde olan; vuran – kıran, tetikçi, ayakçılık yapan hizmet eridir.

“Pişşt, eleman ne zaman gelecek? Neee, kayıplara mı karıştı?”

3. Özellikle Alevi – Bektaşi kültüründe eleman kavramı çok önemli bir yer tutar. Aleviler ibadetlerinde ellerini göğe açıp Allah’a yakarırken, “eleman yarabbi” demeyi asla ihmal etmezler. Ayrıca deyiş, duazi imam gibi nefeslerin genellikle nakarat kısmında sık sık “eleman” sözü kullanılır.

“Bismisah Allah Allah!

Eleman, medet / mürvet, sen bizi her türlü kazadan, beladan, fitne – fesattan, kinden – kibirden, go – gıybetten, garezden – hasetten koru yarabbi. “

4. Matematikte kümeye ait varlıkların her birine de eleman denir.

“A kümesinin eleman sayısı beştir.”

5. Pozitif bilim olduğu için olsa gerek matematik işlerine gelmiyor ya olsun; sıfır toplamada etkisiz, çarpmada yutan  elemandır. Yine bir çarpmanın etkisiz elemanıdır.

İyi de nereden / kimden çıktı bu eleman meselesi?

Nereden olacak, milli eğitimin bakıp görmeyen bakanından…

Nasıl nasıl, Milli Eğitim Akademisi’nin kuruluşu hakkında konuşurken mi söyledi? Evet. Ne söyledi? “Bakanlık olarak kendi elemanımızı seçebilmemiz gerekiyor. Yani çocuğunuzu teslim edeceğim öğretmenlerimizi, alternatifler içerisinde en iyisini seçmek bizim de hakkımız. Okullarımıza ülkemizi bilen, çocuklarla daha hemhal olabilecek bir öğretmen istiyoruz.” dedi.

Eğitim fakültesi yetmedi, KPSS. O da yetmedi mülakat. Olmadı milli eğitim akademisi…

Niçin? Eleman seçmek için…

Merakım şu: “Bakan öğretmene eleman derken, alevi – bektaşi kültürünün yanına varmayacağına göre, mavi yakalı herhangi birinden mi söz etti? Kümenin herhangi bir varlığı olarak mı algıladı? Sokak ağzını mı devreye soktu? Etkisizlikten mi, yut(kum)maktan mı dem vurdu?” bil(e)miyorum.

Eleman ha!

Acaba öğretmen mülakatının sürdüğü şu günlerde, profesör olan bakan, dili sürçmeyeceğine göre, zihni alt yapısı kısa devre yapıp, “ele aman” deme yerine ele-man mı demek istedi ki…

Öncellikle bakanın öğretmeni eleman olarak nitelemesi katiyen kabul edilemez.

Bu niteleme izahı mümkün olmayan bir gaftır. Bu gaf demokratik ülkelerde bırakın bakanı hükümet götürür hükümet…

Çünkü öğretmenler Atatürk’ün, yeni nesilleri emanet ettiği yüce  mesleğin onurlu mensuplarıdır.

Ayrıca öğretmenler Atatürk’ün, “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” diyerek büyük bir misyon yüklediği neferlerdir.

Bu yüzdendir ki, TÖS’ün efsane başkanı Fakir Baykurt, “Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir.” diyerek tarihe not düşmüştür.

Anlaşılan o ki, mevcut milli eğitim bakanı, cumhuriyetin mümtaz milli eğitim bakanlarından Hasan Ali Yücel’i okumamış, tanımamış. Okusa, tanısa Hasan Ali Yücel’in öğretmenin derdiyle dertlendiğini, sevincine ortak olduğunu, her öğretmene sık sık mektuplar yazdığını, kendisine gelen mektupları tek tek okuyup, bizzat kendi el yazısıyla yanıtladığını bilirdi.

Tam da burada aklıma ne geliyor biliyor musunuz?

Öğretmenlerin milli eğitim bakanını seçme olanağı olsaydı acaba öğretmene eleman deme cüretini gösteren mevcut bakan kaç oy alırdı?

Yok yok, kabahat inan olsun şeytanın. Ben sadece onun avukatlığını yapıyorum.

Peki, anlaştık da son bir soru daha sormazsam günlerce uyuyamam.

Öğretmen akademisinde eğitime alınacak öğretmenler hangi okulu bitirerek öğretmenlik hakkı kazandı?  Eğitim fakültesi. Fakülte nereye bağlı? YÖK’ün üniversitelerine. YÖK ile MEB arasında nasıl bir bağ var? Organik. Teşkilat şemasına göre YÖK doğrudan milli eğitim bakanına bağlı.

Bu öğretmenler fakültede kaç yıl okudular? Dört yıl.

Eğitimi kimler verdi? Akademisyenler.

Tamam o zaman, akademi de eğitimi kimler verecek? Eğitim fakülteleri yanında öğretmenlere racon kesen bürokratlarla, dört yıl eğitim veren akademisyenler.

Nasıl?

Bal kaymak değil mi?

Öyleyse öğretmenim;

“Afiyet şeker olsun,
Cüzdana para dolsun,
Gül, yine de gülümse
Bakan saçını yolsun…”

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

1964 yılında Ankara İli Kalecik İlçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu. 1985 yılında mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladı. Türkçe öğretmeni oldu. 20 yıl okul müdürlüğü yaptı. 35 yıl emek verdikten sonra emekli oldu. Özel eğitim alanında 3 yıl müdür olarak özel sektörde çalıştı. Halen özel eğitim öğretmeni olarak görev yapıyor. Makale, inceleme ve araştırmaları Öğretmen Dünyası, ABECE, Eğitim Yaşam, Çağdaş Eğitim dergilerinde yayımlandı. Kalecik Gazetesinde 10 yıl köşe yazarlığı yaptı. Halen HANHANA isimli kültür ve sanat dergisinin editörüdür. Şiirlerini, 1. Çığlığa çağrı 2. Sensiz akşamların yorgun geceleri 3. Gökyüzüne kafa tutan sağanak; AB projesiyle gittiği Avrupa izlenimlerini, "Okulumuz Avrupa" da isimiyle kitaplaştırdı. Basıma hazır kitap taslakları mevcut. Evli, 2 çocuğu, 3 torunu var.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.