Atatürk’ün 85.Ölüm Yıldönümünde Neredeyiz? | Hatice Topçu Yazdı

Atatürk’ün 85.Ölüm Yıldönümünde Neredeyiz? | Hatice Topçu Yazdı
Yayınlama: 10.11.2023 15:28
A+
A-

Değerli okurlar,

“Sırtımdaki Hançer!” başlıklı yazımın altına vaktiyle birlikte çalıştığımız bakışına, düşüncesine inandığım felsefeci bir arkadaşım yorum yapmış, demiş ki:“umut ya da umutsuzluk çaresizlerin tükendiği, zayıf ve teslimiyetçilerin sığındığı bir limandır.”

Ne dersiniz, haklı mı?

Bence çok haklı. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk böyle bir limana sığınsaydı bugün bağımsız bir ulusumuz olmayacaktı. Bugün biz olmayacaktık!

Küçücük bir Anadolu toprağında müstemleke yaşayacaktık. Belki de geçen süre ile onu bile bize laik görmeyeceklerdi.

Kılıçdaroğlu da kaybettiği son seçim ardından “güvenli liman” demişti. Onun işaret ettiği liman kendince güvenli bir liman olmalıydı elbette.

Oysa olması gereken empati kurabilmek ve içinde bulunulan koşulları değerlendirerek toplumsal anlamda iyi olanın, doğru olanın yanında olabilmekti.

Maalesef kadro partilerinin böyle bir alışkanlığı var. Onlar kendi düşüncelerinin bütün evrenlerince kabul gördüğünü varsayarlar. Varsayarlar çünkü dayatırlar. Aksi düşünün neden Ekmeleddin İhsanoğlu için  “…tıpış tıpış gidip oy kullanacaksınız,” der bir genel başkan!

Yıllar geçer, takvimler eskir ve gün gelir kaybettiği 13 seçim sonrasında 38. Kurultayda hem de yüzde yüz kazanacağına inanılan bir kurultayda kaybeder!

Onun da bir güvenli liman sözü vardı. Kaptanın gemiyi güvenli limana götürmesi sözü… CHP’nin yeni liderine göre o liman bu liman. Hiç sanmıyorum, neylesin Kılıçdaroğlu kaptanı olmadığı geminin yanaştığı limanı?

Sözün özü, “nereden bakarsanız öyle görürsünüz”

Sözün özü algılar ve olgular!

İçinde bulunduğumuz çağda algılar yönetiyor ancak olgular yaşatıyor ya da tersi olgular öldürüyor. Çünkü olgular direnmek demek, mücadele demek…

Bugün yaşadığımız çürümüşlüğün sebebi de tam olarak budur. Algılara kapılıp olguları görememek!

Değişen genel başkan ile birlikte tazelenen umutlar var. Hepsine saygı duyuyorum. Değişimin bir yerden başlamış olması çok önemli elbette ve bunu CHP delegeleri gerçekleştirdi. İki seçenekli bir tabloya indirgenen bir kurultayda ve süreç boyunca kendini dayatan bir liderin dayatmalarına karşı bunu gerçekleştirdiler.Ancak bütünsel bakmak lazım. Dünü anlayıp anlamlandırmak, nerede olduğumuzu bilmek ve gideceğimiz yere bizi götürebilecek adımları görebilmek lazım.Kapılıp, tapınmak, özden kopuk değerlendirmelerle ileriye bakmak yeni karanlıklara kapı aralamak olur.

Bugün 10 Kasım. Ülkemizin kurtarıcı ve kurucu liderinin, büyük Atatürk’ün ölümünün 85. yıldönümü. Ona ve bu toprakları vatan yapmak için toprağa düşen atalarımıza borcumuz var. Bize emanet edilen Cumhuriyetimizi geleceğe taşıma borcumuz var. Ama Cumhuriyetimiz çok yara aldı. Büyük Atatürk’ün ölümü sonrasında kuytuda bekleyenler gün yüzüne çıktı ve adım adım karşı devrimin taşlarını döşediler. O adımlarda 12 Eylül 1980 darbesi var. O adımlarda 28 Şubat 1997’nin mağduriyet feryatlarıyla kullanılması var. O adımlarda 12 Eylül 2010 referandumu var ve o adımlarda 2017’de mühürsüz oylar ile rejim değiştirmek var.

2017 referandumunda mühürsüz oylar ile atı alan Üsküdar’ı geçerken gemiyi sağlam limana götürmek isteyenler neredeydi?

Sahi dokunulmazlıklara önce evet deyip Ankara’dan İstanbul’a “Hak, hukuk, Adalet” diye yürüyenler neyi yönetmişti sizce?

Göremedikleri geleceğe izin verip sonra sonuca itiraz etmek değil miydi yaşananlar!

Yazarı, çizeri, habercisinin göklere çıkardığı tablo bu işte, gerçekler böyle…

Hani mevzu kaptan ve liman ya!

Oysa limanlar bellidir, değişken olan kaptanlardır!

Ben bir kaptan tanır ve bilirim. Onun yola çıkışı bir gemi ileydi, hem de gerçek bir gemiyle ve onun bizi çıkardığı liman; demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizdi.

Şimdi size o kaptanı anlatacağım.

“Bir gemi;

Köhne ama kararlı

Onuru, özgürlüğü, çağdaşlığı taşıyan

Bir gemi;

Karanlıkları yaran, umuda koşun

Samsun’da ilk adımla;

Yüreklerdeki isyanlar ateşlendi

Yakıldı bağımsızlık meşalesi

Dalga, dalga büyüdü,

Kucakladı halkı, haklıyı

Ve küllerinden bir millet yeniden dirildi…

O büyük liderin ölüm yıldönümünün hemen öncesinde Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi üyelerine yönelik suç duyurusu bomba gibi düştü gündeme. Bu hamle 12 Eylül 2023 günü Ulucanlar Cezaevi Müzesinde yapılan yeni Anayasa Sempozyumu çıkışının devamıydı. Bu hamle yeni Anayasa için gerekçe oluşturmaktı.

Ne demişti arkadaşım

“Umut ya da umutsuzluk çaresizlerin tükendiği, zayıf ve teslimiyetçilerin sığındığı bir limandır.”

Tükenmişlik yok, zayıf ve teslimiyetçilik yok!

Kaptanımız belli, limanımız da…

Saygıyla, özlemle…

Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans eğitimini işletme alanında, yüksek lisans eğitimini; Eğitim Bilimleri, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim iş kolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. 21.02.2019 tarihinde kamudaki eğitim yöneticiliği görevinden emekli oldu. Eğitimci-Yazar-Şairin; TODAİE Hazırlık Kılavuzu, iki adet şiir, on bir adet çocuk ve genç edebiyatı olmak üzere toplam 14 adet kitabı bulunmaktadır. Ayrıca eğitim bilileri aralında ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır. Meslek hayatı boyunca çok sayıda ulusal proje ile Avrupa Birliği projesi yazmış ve yönetmiştir. Eğitim bilimleri, proje döngüsü ve kişisel gelişim alanlarında çok sayıda eğitici eğitimi sertifikasına sahip olup yetişkin eğitimleri vermiştir. Halen çeşitli gazete ve haber sayfalarında makaleler yazmaktadır. Medya Siyaset Yayın Grubu Genel Yayın Koordinatörü ve programcılığı yapmaktadır.