Bu anayasa kimin? | Hakan Paksoy Yazdı

Bu anayasa kimin? | Hakan Paksoy Yazdı
Yayınlama: 29.11.2022 21:30
Düzenleme: 29.11.2022 22:32
A+
A-

(Yazılarımı takip edenler hep mi bu konular, gına geldi diyebilirler. Haklıdırlar da. Ben de yazarken kendime yeter diyorum. Ama sıkıntı her geçen gün daha da büyüyor. Bunalmış vaziyetteyiz. Hele gençler daha da sıkıntıda. Son yirmi yılda, birisi genel seçime bedel İstanbul Belediye başkanı seçimi dahil, 16 seçim yaptık. 17’ncisine yaklaşıyoruz. 14 ay 10 günde bir seçim olmuş. Hiç seçim sürecinden çık(a)madık.)

Bu nasıl bir başlık, böyle soru mu olur diyeceksiniz. Merhum Orhan Şaik Gökyay’ın “Bu Vatan Kimin?” şiiri gibi değil mi? Ama bu soruyu bir de Millet İttifakı’nın açıkladığı anayasa değişikliği çalışmasını yapanlara sormak lazım. Çünkü…

Canlı yayında açıklanan çalışmanın adı: Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi (GPS). Millet İttifakı’nın epey zamandır yaptığı çalışma Türk Milletine sunuldu. Elbette bizlere düşen de bu teklifi ciddiye almak ve incelemek. Bu, Türk olarak vatandaşlık görevimiz. Ayrıca bizi ciddiye alan siyasete ve verilen emeğe saygı gösterilmesi gereği de.

Bugünlerde yaşadıklarımızın alarm zilleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ilk uygulamaya başladığından itibaren çalmaya başlamıştı. İyice de arttı. Artık Türkiye yönetilemez hâldedir. Yönetim problemi daha ilk altı ayda kendini göstermişti. 2018 yılı değerlendirme yazımı “…20’nci yüzyılda büyük bedeller ödeyerek Sakarya Irmağı kıyısında durdurduğumuz iki yüz yıllık geri çekiliş, 21’inci yüzyılda tekrar başla(tıl)mıştır. Mutlaka durdurulmalıdır … Olaylara, siyasetin popülizmi dışına çıkılarak bakılmalı ve Türk milleti derhâl duruma vaziyet etmelidir.” diye bitirmiştim.

Önümüzdeki seçimler normalleşmeye başlamak için bir fırsat. Öncelikle Türkiye’nin ve Türk Milletinin önünü tıkayan CHS değişmelidir. Aksi takdirde CHS’nin hanedan görünümlü bir yapıya kavuşmaması için hiçbir engel kalmayacak gibi görünüyor.

Partiler de hafızasını kaybedebilir

GPS sunum toplantısının başında bir tanıtım videosu vardı. Biz Türkiye’yiz ifadesi öne çıkartılmıştı. Slogan da denebilir. Daha başlangıçta dikkatimizi çekti. Konuşmalarda, sunucu da dâhil bir kere Türk ismi geçti. Kullanan da Demokrat Parti adına konuşan Genel Sekreter’di. O da bakanların kimler olacağını anlatırken “Türk vatandaşları içinden…” dedi. Bunun dışında Türk adı hiç duyulmadı.

Bütün konuşmacılar Türk adını kullanmamak için anlaşmış gibiydi.  Seslendikleri milletin adı yoktu. Ya saygıdeğer yurttaşlarımız ya sevgili vatandaşlar ya da aziz milletimiz diye hitap ettiler.

GPS’nin tam metninin Önsöz ve Gerekçe bölümlerinde de anayasanın sahibinin adı yok. Değişiklik yapılacak anayasanın sahibinin adı bir türlü yazılmamış. Anlaşılan o ki partilerin çoğu yönetmeye talip oldukları milletin adını unutmuşlar. Yoksa millete ismiyle seslenmekten çekinmezlerdi herhalde?

Kimliksiz ve nötr bir anayasa (mı?)

Önsöz’de “Anayasa değişikliği önerimiz, bir toplumsal sözleşme taslağıdır… çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri doğrultusunda toplumun tüm kesimleri ile müzakere ettikten sonra…” TBMM’ye sunulacağı yazılı. Anayasaların toplumsal sözleşme olduğu doğru. Olması gereken de uzlaşmak zaten. Peki, çoğulculuk ne?

Çoğulculuğa, TDK’daki, Çeşitli eğilimlerin, düşüncelerin, yönetimde etkisini kabul eden siyasi yöntem” anlamında kullanılıyorsa problem olmaz. Ama çokkültürlülük içindeki farklı kültürlerin egemen kültür içinde eşit yaşaması olarak anlamı yükleniyorsa farklı bir sonuca doğru gider.

Konuşmacılar da 28 Şubat 2022’de imzalanmış olan Mutabakat Metni’nin esas alındığını söylediler. O mutabakat metninde “… herkesin kendi kimliğiyle ve kendisi olarak eşit şekilde toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katıldığı bir sistem inşa edilecektir.” ifadesi vardı. Programda da çokkültürlülüğü çağrıştıran ifadeler dikkat çekti. Bütüne birlikte bakıldığında, çoğulculuktan kastedilenin kimliklerin eşitliği olduğunu düşündürüyor. Dolayısıyla çalışmayı yapanların çoğulculuktan neyi kastettikleri önem kazanıyor. Hâlâ bundan vazgeçilmediyse sıkıntı var demektir. Dolayısıyla bu husus açıklığa kavuşturulmalıdır.

Önsöz’deki, “Amacımız, tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’ düşüncesi ile hareket ederek…” cümlesi de bu düşüncenin eseri gibi görünüyor. Toplantının başındaki videodaki “Biz birlikte kurup birlikte büyüttük ülkemizi. Biz Türkiye’yiz.” ifadesi de öyle. Ama unutulduysa hatırlatalım. Türkiye’yi Türkler kurdu ve büyüttü. Biz kimiz derseniz işte o Türkler biz’iz. Ve her birimiz de bu kimlikle bu devletin eşit vatandaşlarıyız. Bunun aksini iddia edenler de dâhil.

Yok aslında birbirimizden farkımız (mı?)

Anayasanın ve egemenliğin sahibinin adının hiç geçmediğinin yanında başka hususlar da var. Parti temsilcilerinin konuşmalarını dikkatlice dinlediğimizde bunlar da görünüyor.

Sunucunun da söyledikleri ilginçti. Mesela: “Herkesin, diğerinin düşüncesine, kimliğine saygı duyduğu Türkiye nasıl inşa edilir, sorusu için…” diyerek konuşmacıyı çağırdı. Böyle bir toplantıda sunucunun konuşmalarının da partiler için önemli olacağı -sanırım- atlanmamıştır.

Hep tekrarlanan farklılıklar ve çoğulculuğun yanında (GPS ile) Sadece bu kötü sisteme değil baskıcı, tek tipçi, otoriter zihniyete de son vermek amacındayız” da vardı.

Konuşmalarda demokratik Türkiye vurgusu neredeyse görünür bir hâldeydi.

AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan, 28 Ekim’de Türkiye Yüzyılı adını verdiği beyannameyi okumuştu.  Beyannamedeki iki cümle çok dikkat çekiciydi ve geçtiğimiz üç haftada üç yazı ile değişik açılardan değerlendirmiştim. Bunlar “Gelin, Türkiye Yüzyılını, yeni bir millî mutabakat zemini hâline dönüştürelim.” ve “Gelin, Türkiye Yüzyılında, demokrasimizi katılımcı demokratik bir Cumhuriyet kimliğiyle taçlandıralım” ifadeleriydi . Türk Milleti arasında var olan mutabakatın ve sahip olduğu Türk kimliğinin yerine başkaları teklif ediliyordu.

Birkaç günden beri de bu cümleler üzerinde muhalefet konuştu da ben mi duymadım diye düşünüyordum. Hâlâ da vakit geçmiş değil. Hem Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi teklifindeki gri alanlar daha da netleşecektir.

Yazıya Orhan Şaik Gökyay’la başladım, onun izinden giderek bitireyim. Bu vatan toprağın bağrında sıradağlar gibi duran Türklerindir. Öncelikle bu biline.

Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.