Cahilin Boykotu İle İşime Nasıl Gelirse Hukuku | Mine Bay Yazdı

Cahilin Boykotu İle İşime Nasıl Gelirse Hukuku | Mine Bay Yazdı
Yayınlama: 09.11.2023 20:22
A+
A-

En kaba, en basit şekilde yazacağım. Enflasyonu düşürmek için ya üretimi artırmaya çalışırsınız ki bu uzun vadeli bir iştir ya da insanların alım gücünü daraltmaya çalışırsınız.Alım gücünü daraltmak için genellikle memura, emekliye verdiğiniz zammı düşük tutarsınız. Bugünlerde Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Şimşek, Avrupa ve ABD’de kapı kapı dolaşıp yatırımcılarla görüşüyor. Dolaylı yatırımın yanısıra gelip ülkemizde fabrika açın ki üretimimiz artsın diyor.

Şimdi İsrail için yapılan boykotlara, dökülen asitli içeceklere, talan edilen marketlere dönelim. İsim ya da marka vermeyeceğim.Dev bir gıda firmanız var. Yaklaşık yetmiş ülkenin pazarına girmişsiniz. Bakın, yetmiş ülke. Dünya üzerinde iki yüz altı ülke var ve siz bunların yetmişinde faaliyet gösteriyorsunuz. Türkiye’de de yatırım yapmış, Kocaeli ve Manisa’ya fabrika açmışsınız.

Taşları üst üste koyarak yavaş yavaş ilerleyelim. Kocaeli’nde büyük bir arsaya tesisinizi inşa ediyorsunuz. Bu tesisi inşa ederken pek tabii ABD’den sıva ustası ile çimento getirmiyorsunuz. Yatırım yaptığınız ülkenin işgücü ve kaynaklarından faydalanıyorsunuz. Şunu da araya hemen sıkıştırmak istiyorum. Yatırım yapıyorsunuz ama önceden araştırmış, ülkenin hukuku işliyor mu diye bakmışsınız. Sizin için en önemli şey ilk olarak hukukun işleyip işlemediği, ikinci olarak ürününüzü satıp kâr elde edebileceğiniz bir pazar ile istikrarlı bir ekonominin mevcut olup olmadığı. Çünkü hukuk işlemezse hükümet keyfi bir uygulamayla elinizdekilere el koyabileceği gibi güvenliğinizi de sağlayamayacak. Belirsizlik içinde ticari faaliyette bulunamazsınız. Ya da tutar ticari bir anlaşmazlıkta yargıya gittiğinizde hukuksuz şekilde sizin aleyhinize karar alınabilir. Kısaca orman kanunlarının geçerli olduğu bir yerde kimse ticaret yapmak istemez.

Tekrar fabrikaya, yatırımınıza dönelim. Ülke kaynaklarını kullanarak fabrikanızı inşa ettiniz. Bu arada epey para kazanan insan oldu. Çimento satan firma, elektrik alt yapısı için çalışan Mühendis Mehmet Bey, İnşaat işçisi Kazım Bey vesaire. Türk hükümeti size gelip hisse senedi veya tahvil türünden finansal varlıklar satın alın ya da topraklarımızda doğrudan yatırım yapın diye brifingler vermiş, toplantı yapmış elbette birtakım teşviklerden faydalanıyorsunuz. Bunun yanı sıra fabrika bitene dek pek çok insan para kazandı, bu işten ekmek yedi.

Fabrikayı bitirdiniz, patates cipsi üreteceksiniz. Patatesi ABD’den getirmek çok aptalca olurdu değil mi?Sonuçta bir tesisiniz var ve üretim maliyetini düşük tutmazsanız kâr elde edemezsiniz. Bölgedeki patates çiftçisi ve nebati yağ üreticileri ile görüşüp anlaşma yapıyorsunuz. Osman Bey ile civardaki patates çiftçisinin ürettiği tüm patatese talipsiniz. Oturup anlaşma yaptınız. Osman Bey ve diğerleri bu işten memnun. Evet, firmanızın birtakım standartları talepleri var ama çiftçinin ürettiği patatesi satıp para kazanacağı garanti. Yarın bir gün fiyatı düşerse,hasat yapıp çöpe dökmek zorunda kalmayacak. Madem elime para geçecek bir traktör daha alabilirim, deyip o da yatırım yapacak.

Fabrikaya Teksas’tan işçi getiremezsiniz, bu çok aptalca olurdu değil mi? Pek tabii bölge halkını çalıştıracak, onların sigortasını ödeyeceksiniz. Yüz çalışan aldınız, bunların kimi nakliye alanında çalışacak, kimi gıda mühendisi, kimi üretim araçlarının yerleştirilmesinden sorumlu endüstri mühendisi kimi de işçi statüsünde çalışacak. Bu insanlara iş verdiniz, onları hem ekonomiye dahil ettiniz hem de hayatlarını sürdürmeleri, iyi bir yaşam sürmelerini sağladınız.

Fakat bu bakış açısı daha çok yatırım yaptığınız ülke için bir şey ifade ediyor.Siz daha çok, kazanacağınız paraya bakıyorsunuz. Bu ülkeye yatırım yapmak kârlı olduğu için gelmişsiniz ama bir yandan da ülke insanına ve ülke ekonomisine katkı sağlıyorsunuz. Hem küçük bir köye dönüşmüş dünyada artık işler böyle yürümüyor mu?

Faaliyet gösterdiğiniz ülke patates üretiyor, fındık ve pek çok şey daha üretiyor fakat markalaşamıyor. Siz dünyanın en büyük markalarından birisiniz.Yatırım yaptığınız ülkelerin ürünlerini kullanıp onları katma değeri yüksek bir ürüne dönüştürüp satıyorsunuz. Markanız da cabası.

Onlar da marka üretebilseymiş, bunda sizin ne suçunuz olabilir. Hem ülkenin MaliyeBakanı yakanıza yapışıp ülkemize yatırım yapın diye tutturmuyor mu?

Her neyse, cipsi ürettiniz. Üretim bandından market raflarına ulaşıncaya dek yüzlerce hatta binlerce insan para kazandı. Fakat bir zaman sonra ürününüz Ortadoğu bataklığında düzenli olarak çıkan savaştan ötürü boykot edilmeye başlandı.Cipsleriniz bunu almayın diye etiketleniyor, market raflarından alınıp yerlere fırlatılıyor, gösteri amacıyla yakılıyor.

Bunu yapan insanlar bu işten sadece sizin para kazandığınızı sanıyor. Aslında bu insanlar kendi ayağına sıkıyor ama neyse. Size bir şey olmaz, satışlar düşerse fabrikayı kapatıp gidersiniz. Yetmiş ülkeye daha yatırım yapmış, dev tesisler kurmuşsunuz. Yani cipsleriniz satılmıyor diye iflas etmezsiniz ama fabrikayı kapadığınızda pek çok insan işsiz kalır. Buradakini kapatır, fizibilite araştırması yapar başka ülkede açarsınız.

Evet, keşke İsrail’i cezalandırabilsek. Eğer bölgede güçlü bir ülke olsak, İsrail’e silah ve teknoloji satsaydık, bu ülkeye ambargo uygular gerçekten cezalandırabilirdik. Hastanelerinde bizim ürettiğimiz yüksek teknolojili araç ve gereçler olsaydı, ordusunda bizim ürettiğimiz füzeler olsaydı, masalarında bizim ürettiğimiz bilgisayarlar olsaydı işimiz çok kolaydı. Oysa şimdi cahil halkım asitli içecek döküp cipsleri çöpe atarak İsrail’i cezalandırmaya çalışıyor.Hoş, bu,otoritenin de işine geliyor. Siyasetin sürmesi için malzeme gerek. Zekice ya da aptalca hiç fark etmez.

***

Gelelim ülkemizde yatırım yapacaklar için ülke hukukunun geldiği noktaya. Anayasa Mahkemesi, Gezi Parkı davasında on sekiz yıl hapse mahkûm edildikten sonra, 14 Mayıs’ta Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’ın bireysel başvurusunu karara bağlamıştı. Anayasa Mahkemesi, 25 Ekim tarihli kararında Atalay’ın “seçilme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti.

Yargıtay bu kararı beğenmediği için Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunma kararı aldı.

Fakat şöyle bir durum var. Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında bir soruşturma, sadece Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu kararıyla yapılabiliyor ve AYM üyelerini yargılama yetkisi de yine AYM’de.

Siz olsanız bu ülkeye yatırım yapar cips üretir misiniz? Hukukun işlemediği bir ülkede yarın bir gün başınıza ne geleceğini kim bilebilir?

1976 Sivas doğumludur. Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi veİdari Bilimler Fakültesi İşletme mezunudur. Yazmak dışında herhangi bir işle meşgul olmamıştır. İlk romanı “Kasaba” 2017 yılında yayımlanmıştır. Roman 1980 ihtilalinden bugünün Türkiye’sine değin geçen süreyi hikâye eder. Yer yer büyülü gerçeklik unsurları ile yer yer distopik bir evren gözlenir. İkinci romanı “Eşikte” 2019 yılında yayımlanmıştır. Tipik bir post modern romandır. Konusu sosyal medyada çocuk tacizidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğini almış, yüz kütüphaneye dağıtılmıştır. Üçüncü romanı “Kesit” 2020 yılında yayımlanmıştır. Tarikat yaşamını hikâye eder. İlk ve tek öykü kitabı “Kestane’nin Düşü” 2022 yılında yayımlanmıştır. Toplamda yedi öyküden oluşur. Öykülerin konusu; yaşlılık, yalnızlık, yozlaşmış gelenekler, siyasi iktidarın toplumsal baskısı, işsiz öğretmenler, cemaate teslim edilmiş fakir öğrenciler, ölüm ve kabul ediliş biçimidir. Son kitabı, siyaset araştırma ve inceleme konulu “Ulak” 2023 yılında yayımlanmıştır. Kitapta ülke siyasetinin yanı sıra kitap analizleri, gezi, anı ve denemeler de yer almaktadır. Çeşitli gazetelerde gündem ve siyasete dair köşe yazısı yazmaya devam etmektedir.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.