S-aklanmak – Yusuf İpekli Yazdı

Farkındasınız değil mi ortalık toz duman, gündem karmakarışık.
Ekonomimin bozuk olduğu vakıa, millette para yok.
Dolayısıyla moraller alt üst.
Bir yanda belediyelerin içler acısı durumu, öte yanda siyasi nüfuz sayesinde fonlardan elde edilen haksız hukuksuz milyarcıklar.
Bir yanda deposu boş duran traktörler, diğer yanda göbeğini kaşıya kaşıya yurt dışına kaçırılan servetler…
Bir yanda ne yapmaya çalıştığı belli olup kimlere, niçin hizmet ettiği ayman açık ortada duran but-lanmış muhalefet öte yanda her şeye hayır diyerek kendiyle çelişen siyasi yapı(lar) .
Bu yapı öyle bir siyasi yapı ki çok güveniyorum diyerek belediye başkanı, meclis üyesi vs yaptığı kadroların çevirdiği fırıldaklar.
Bir yanda onuru için milletin gözü önünde intihar eden emekli öte yanda kolay kolay ulaşılamayacak makamlara oturmuş siyasetçiler.
Bir yanda ev almanın, araba almanın hayal bile edilemediği Türkiye, öte yanda güvensiz sokaklar…
Bakınız okullar açılalı şunun şurasında üç hafta oldu. Bu üç haftada okullarda yaşananlar geçmiş yıllarda üç yılda yaşanmazdı.
O zaman soruyorum…
1) Siyasi fırıldakları göreve getirenlerden,
2) Makam gücünü kullanarak beline havlu dolayanlara güvenenlerden,
3) Siyasi nüfuz sayesinde haksız milyarcık kazanmaya zemin hazırlayanlardan,
4) Seçilmişleri şantaj yoluyla baskı altına alanlardan kurtulmanın yolu var mı, yok mu?
Yani saklanacak mıyız, aklanacak mıyız?
Saklanacaksak örneğin mazot 150 lira olacak demektir. Yok eğer aklanacaksak herkesin hayrına olacak yol yöntem belli.
Daha çok rezalet yaşanmadan, toplumun psikolojisi daha çok bozulmadan halkın hakemliğine başvurmak.
En önemli hakem halktır çünkü, büyük Türk milletini oluşturan sağ duyulu Türk halkı.
Ne zaman mı?
Elbette en uygun zamanda ancak çok bekle(t)meden…








