Sayın vekilin günlüğü üçüncü bölümün devamı – Mine Bay Yazdı

Sayın vekilin günlüğü üçüncü bölümün devamı – Mine Bay Yazdı
Yayınlama: 21.06.2024 19:26
A+
A-

Sevgili Günlük,

Çok uzun yazdım biliyorum, sana gelmemin, içimi dökmemin nedeni Genel Kurul Görüşmelerinde sürekli uyumam ve elimi havada unutmamdı. Laf döndü dolaştı nerelere geldi. Gerçi aklıma gelen ilk şeyi yazacağımı söylemiştim. O aklım tuttu yıllar öncesine, küçük kızımın okula başladığı günlere gitti. Sonra da memleketin akıl almaz eğitim sistemine, özel okul için parası olmayan vatandaşa dayatılan imam hatiplere, güya kutsalsaydıkları dini en fakir en eğitimsiz alt tabaka halk kitlesine layık görmelerine. Bu din bu derece değerliyse niçin üst tabaka zengin kitleye dayatılmıyor. Bugünlerde aynı durumda hatta daha beter vaziyetteyiz.

Her neyse, gayrimeşru veletlerim de dahil tüm çocuklarımı özel okula gönderdim. Sadece ikisi eh işte diyebileceğim bir başarı yakaladı. Diğerleri en düşük puanlı üniversiteleri bile okuyamadı. Çünkü ders çalışmasalar da yüksek not alıp sınıf geçeceklerini, mezun olacaklarını biliyorlardı. Onlar da ders çalışmadı, okula gidip memur gibi mesai doldurdu, eve dönüp bilgisayar başına geçtiler o kadar. Paramızın karşılığını, benden bile daha tüccar okul yöneticilerinin sırıtıp ellerini ovuşturarak,“Efendim çocuklarınız bir harika…”diye sıraladığı iltifatlar şeklinde aldık.

Hani burası günlük ya, seksi psikoloğumun dediği gibi dürüst olmam lazım ya… o geri zekalı şımarık çocuklarım ne yaparsa yapsın ceza almadı, ikaz edilmediler. İşte bu iki şey için anne babanın gazını almaları ve kuralsızlık ile disiplinsizlik için özel okullara para ödedim.

Benimkiler ortaokul ve liseden yüksek dereceyle mezun olduktan sonra kafama dank etti ama ne fayda.Dudak uçuklatan meblağalar ödeyip özel okula gönderiyor fakat ne öğrenip ne öğrenmediklerini kontrol etmiyorduk. Etmemiz lazımdı çünkü okul çocukları ölçmüyor, göstermelik bir sınav yapıp yüksek notlar veriyordu. Bugüne kadar çok insan kazıkladım ama özel okulların attığı kazık gibisini görmedim. Bir de bunlar öğretmenleri de istismar ediyor, deli gibi çalıştırıp komik maaşlar ödüyor, pek çoğu sigorta yaptırmaya bile gerek görmüyor, kayıt dışı eleman istihdam ediyorlar.

Devlet okulları derseniz imam hatibe dönüşmüş, çarpık düzen yıllar yılı devam etmiş, kimse gerektiği gibi karşı çıkmamış, bu ne rezilliktir dememiş. Küçücük kız çocuklarının başını gözünü niçin kapatıyorsunuz diye itiraz etmemiş.ŞimdiMillî Eğitim Bakanlığı’nın çıkardığı din temelli maarif modeline tepki gösteriyorlar. Gösterin gösterin de hızla okullar imam hatibe dönüştükten sonra maarif model gözünüze battı öyle mi? Model en baştan itibaren din temelliydi.  O nasıl göz o nasıl kavrayış. Sevgili Günlük, İmam Hatip Fen Lisesi olur mu, soruyorum sana?

Henüz iktidar partisine geçmemişken, hak hukuk adalet diyen partinin milletvekiliyken tanıtımlarla, reklamlarla mucize metin şeklinde sundukları mutabakat metninin eğitim bölümünü okudunuz mu? Ben okudum, orada imam hatiplerle ilgili tek bir satır geçmiyordu. O metni nasıl servis ettiklerini, nasıl yere göğe sığdıramadıklarını iyi hatırlıyorum. İçi boş tenekeydi.

Neden mi uyarıp fikrimi söylemedim. Onca çok bilmiş eğitimci bilmem ne varken bana mı düşerdi. Akıllılık edip kendi işime bakıyor, ihale kovalıyordum. Bana ne beni ne ilgilendirir. Dünyanın delisi ben miyim? Böyle gelmiş böyle gider. Şimdi karşı çıkıyorlar, maarif model için böyle şey olmaz diyorlar da atı alan Üsküdar’ı geçti.

Yıllar yılı dini eğitim veriyorlardı, tabiri caizse senkronize ettiler o kadar. Fakat benim gençlikten ümidim var. Hem de devlet okullarında okumuş, dini eğitim dayatılmış gençlikten. Sosyal medya ve internet sayesinde neyin ne olduğunu biliyor, okuyorlar. Ne kadar yasakla, baskıyla, tek tip,itaatkâr robotlar yetiştirmeye,Orta Çağ cehaletini yaygınlaştırmaya çalışsalar da gençler boyun eğmiyor, prangalarını kırmak, kelepçelerini çözmek için her yolu deniyorlar.

Her şey olup bittikten sonra ne maarif modele kafa tutanlara ne de bugünlerde vekili olduğum geri kafalı zihniyete güveniyorum. Benim gözüm gençlerde, onlar kokuşmuş muhalefete ve baskıcı iktidara rağmen başaracak.

Minicik mini etekli, dolgulu köfte dudaklı psikoloğumun önerdiği gibi dürüstçe, ne düşünüyorsam yazıp içimi döktüm. Yine uğrarım, hoşça kalSevgili Günlük.

Not: Üçüncü bölümün birinci kısmı:https://medyasiyaset.com/sayin-vekilin-gunlugu-uc-mine-bay-yazdi/

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: 

Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme mezunudur. Yazmak dışında herhangi bir işle meşgul olmamıştır. İlk romanı “Kasaba” 2017 yılında yayımlanmıştır.1980 ihtilalinden bugünün Türkiyesine değin geçen süreyi hikâye eder. Yer yer büyülü gerçeklik unsurları ile yer yer distopik bir evren gözlenir. İkinci romanı “Eşikte” 2019 yılında yayımlanmıştır. Tipik bir post modern romandır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğini almış, yüz kütüphaneye dağıtılmıştır. Üçüncü romanı “Kesit” 2020 yılında yayımlanmıştır. Tarikat yaşamını hikâye eder. Tek öykü kitabı “Kestane’nin Düşü” 2022 yılında yayımlanmıştır. Toplamda yedi öyküden oluşur. Siyaset araştırma ve inceleme konulu “Ulak” 2023 yılında yayımlanmıştır. Kitapta ülke siyasetinin yanı sıra kitap analizleri, gezi, anı ve denemeler de yer alır. Deprem konulu son romanı “Toz” 2024’te yayımlanmıştır. Medya Siyaset Kanalı’nda kitap analizi programı yapmaya, çeşitli gazetelerde gündem ve siyasete dair köşe yazısı yazmaya devam etmektedir.