Seçimler ve yabancı uyruklu seçmen – Yusuf İpekli Yazdı

Seçimler ve yabancı uyruklu seçmen – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 24.02.2024 13:14
A+
A-

Epey bir zamandır takip ettiğim seçimlere son bir kaç aydır biraz daha yoğunlaştım.

Özellikle Ankara ve İstanbul seçimleri ilgi odağım içinde.

Çünkü Ankara’da seçim sonucu aşağı yukarı belli ancak 2028 cumhurbaşkanlığı seçiminin mim noktası olacak olan İstanbul seçimi üzerinde inanılmaz senaryolar yazılıyor. Bu yüzdendir ki, İBB Başkanının karşısına tam 51 aday çıktı, çıkarıldı. Medya karşısında. Adı sanı duyulmamış partiler karşısında, genel başkanlar karşısında. Rant çevresi karşısında.

Ülkenin gelmiş geçmiş en kötü ikinci ekonomisti olan eski başbakan Çiller karşısında.

Acı ama kimi CHP’liler bile karşısında.

Bu tespitler bilinen gerçekler, fakat benim dikkat çekeceğim nokta bambaşka.

Soru şu: “31 mart seçimlerinin kaderini kim ve/veya ne belirleyecek?”

Yanıt açık, yanıt net!

“Türk yurttaşı yapılan yabancı uyruklu seçmenler.”

Yani; Suriye, Afganistan, Somali, Endonezya, Irak, Pakistan, Malezya kökenli olup bir türlü benim, benim atamın el emeği, göz nuru ile kurduğu, inşa ettiği, hayata geçirdiği ulusal değerlere, tarihin derinliklerinden gelen kültürümüze ortak olan yabancı uyruklular…

Şimdi bu yabancı uyruklular güzel ülkemize niye geldi, bile isteye niye getirildi?

Birincisi, arapçayı ve arap kültürünü görünür hale getirmekti.

Arapça ve arap kültürü görünür hale geldi mi?

Hem de nasıl, hem de nasıl…

Derme çatma (güya) dükkanların tabelaları arapça. Bu dükkanlarda televizyonlar arapça yayın yapıyor, radyolar arapça müzik çalıyor.

Üstelik “temizlik imandandır” tezine rağmen bu dükkanlar toz içinde. Yiyecek içecekler ağzı açık vaziyette. Haşereler fink atıyor. Kayıt dışı çalışanlar ucuz işçi. İki göz evde iki, üç aile bir arada yaşıyor. Ahlaki erozyon geleneksel Türk aile yapısını darma duman etti.

Okulların yönlendirme tabelalarında Türkçe küçük puntolarla yer alırken arapça olabildiğince iri yazılmış durumda.

Duvar panoları arapça yazılarla dolu.

Okulun adı medrese, öğretmenin adı meallim.

Bu anlamda birinci gerekçe hayata geçmiş durumda ve arapça oldukça görünür.

İkincisi, yabancı uyrukluları hızla yurttaş yapıp seçmen haline getirmek.

Yabancı uyruklular seçmen oldu mu?

Hem de nasıl, hem de nasıl…

Yabancı uyruklu seçmen sayısı belli mi? Belli değil veya benim gibi kamuoyu bilmiyor.

Peki, yabancı uyruklu seçmen belirleyici mi?

Elbette belirleyici. Çünkü kimin oyu bir fazla ise o kişi belediye başkanı olur, muhtar olur, meclis üyesi olur.

Allah muhafaza örneğin İstanbul’da, Ankara’da seçim küçük farkla hatta bir oyla el değiştirirse ne olur? Suriye, Afgan, Somali, Endonazya, Irak, Pakistan, Malezya kökenli olup Türk vatandaşı yapılanlar hepimizin geleceğini karartır.

Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi, “Öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya” olur çıkarız!

Sizin de aklınıza takılıyor mu bilmiyorum ama ben şu iki hususu merak ediyorum.

1. “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanılan oyun yüzde kaçı yabancı uyruklu seçmene aitti?”

2. “31 martta yapılacak seçimde yabancı uyruklu aday var mı?

Belediye başkanlığı için yabancı uyruklu aday olmadığını düşünüyordum ki, yanılmışım.

Zira, önceki seçimlerde BBP listelerinden İstanbul 2. bölgeden 6. sırada milletvekili adayı gösterilen, Afganistan Dernekleri Başkanı Ezatullah Sadat, “Türkiye’de bir sürü Afgan var, çoğu kimlik alamıyor, birleşelim’’ diyerek 31 marttaki seçimlerde Beylikdüzü Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olmuş.  Bunun gibi muhtarlığa veya meclis üyeliğine aday olan başka yabancı uyruklu kimse var mı, yok mu?”

Yoksa çok şaşar, varsa hiç ama hiç şaşmam.

Zira yakın gelecekte işin içine ülkemizde doğanları da katınca, siyasi partilerin yabancı uyruklu birilerini, hem de en sağdan en sola kadar aday yapmak için yarışa gireceğini çok net olarak görüyorum.

Demek ki neymiş, yabancı uyruklu birilerini bir sonraki seçimlerde mecliste milletvekili; il, ilçe veya beldede belediye başkanı; mahallede veya köyde muhtar göreceğimizi görmek için müneccim filan olmaya gerek bile yokmuş.

Bence de dikkat, hele hele oy kullanırken…

Çünkü, “Aklımızı başımıza almazsak yarın çok geç olacak, sessiz çoğunluk kendini ateşin ortasında bulacak!”

1964 yılında Ankara İli Kalecik İlçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu. 1985 yılında mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladı. Türkçe öğretmeni oldu. 20 yıl okul müdürlüğü yaptı. 35 yıl emek verdikten sonra emekli oldu. Özel eğitim alanında 3 yıl müdür olarak özel sektörde çalıştı. Halen özel eğitim öğretmeni olarak görev yapıyor. Makale, inceleme ve araştırmaları Öğretmen Dünyası, ABECE, Eğitim Yaşam, Çağdaş Eğitim dergilerinde yayımlandı. Kalecik Gazetesinde 10 yıl köşe yazarlığı yaptı. Halen HANHANA isimli kültür ve sanat dergisinin editörüdür. Şiirlerini, 1. Çığlığa çağrı 2. Sensiz akşamların yorgun geceleri 3. Gökyüzüne kafa tutan sağanak; AB projesiyle gittiği Avrupa izlenimlerini, "Okulumuz Avrupa" da isimiyle kitaplaştırdı. Basıma hazır kitap taslakları mevcut. Evli, 2 çocuğu, 3 torunu var.