AKP seçimi kaybeder(se)… | Yusuf İpekli Yazdı

İki soruyla başlayalım.
1. AKP seçimi kaybeder mi?
2. AKP seçimi kaybederse ne olur?
Samimi AKP’li dostlar alınmasın ama 14 Mayıs seçimini AKP kaybedecek.
Neden?
a) Hayat inanılmaz pahalı. Vatandaşın alım gücü sıfıra yakın. Fiat kontrolü yapılamıyor. Esnaf sattığını aynı fiyattan yerine koyamıyor. Marketlere “fiyatları düşür, bir kilodan fazla et ürünü satma” diye inanılmaz baskı uygulanıyor.
Halk bunun farkında, bilinçli.
b) Toplum hiç olmadığı kadar gergin, pimi çekilmiş bomba gibi. Televizyonda, trafikte, iş yerinde her an suç işlemeye hazır bir potansiyel var. Özellikle AKP’lilerin nefret dili ve ayrıştırıcı söylemi buna zemin hazırlıyor. İşleri güçleri korkutmak, tehdit…
Hemen herkes kendi güvenliğini sağlama gayreti içinde. Bireysel silahlanma artıyor. Halk diken üstünde!
c) TÜİK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası başta olmak üzere devletin yerleşik kurumları doğru söylemiyor. Her biri manipüle edilmiş rakamlarla algı oluşturma peşinde.
Halk bunun da farkında.
d) Okullar işlevsiz. Çocuklar umutsuz. “Okul bana bir şey katmıyor, okusam ne olacak, nasıl olsa sınıfı geçiyorum ” anlayışı okula devamı dip yaptırdı, ilgiyi azalttı.
Nitelik hiç yok da nicel olarak en büyük okul açık öğretim kurumları.
e) Hiç bir komşumuzla aramız iyi olmadığı gibi dünyada da itibarımız kalmadı. Arap ülkelerine muhtaç kaldık. Dış yatırım yok. Devlet başkanlarının kapısında bekler olduk.
Çünkü güven yok!
f) Paramız pul oldu. Ülkede iki ayrı döviz kuru uygulanıyor. Bankalar vatandaşın sanki çok parası varmış gibi döviz alınmaması için elinden gelen gayreti gösteriyor. Seçim sonrası için hepimiz çok karamsarız.
Ünlü müteahhitler ihale üstüne ihale alıyor, paralarına para katıyor. Servetleri yurt dışında.
g) Liyakat aranmıyor, başarılı gençler kapağı yurt dışına atmaya çalışıyor. İşsizlik hiç olmadığı kadar yüksek.
h) Köylü ekemiyor, hayvancılık öldü.
ı) İnsanlar ev, araba sahibi olmayı hayal bile edemiyor. Düğün yapmak büyük sorun. Kiralar aldı başını gitti.
Mahkemeler haciz dosyaları ile dolu.
i) Din siyasallaştırıldı. Din istismarı miting meydanlarının çok kötü argümanı haline getirildi. Cemaatler, vakıflar, dernekler devlette kadrolaştı. Atatürk ve en büyük eserim dediği cumhuriyet karşıtlığı hayatın her alanına sirayet etti.
Halk korku ve panik içinde!
j) Uyuşturucu ve fuhuş sokağa indi, uyuşturucu kullanım yaşı ona, onikiye düştü, kontrolsüz medya hayatı tehdit ediyor. Kadın cinayetleri çığ gibi büyüdü.
k) İktidar depremin altında kaldı. Kızılay, AFAD gibi kurumlar ticaret yapıyor, hazırlıkları yok. Kan rezervi sıfıra yakın. Kadroları kadro değil. Her biri pek çok kurumda olduğu gibi üç beş yerden yağlı ballı aylık alıyor.
l) Ülkede sanat yasak, konser yasak, kültürel faaliyet yasak, karikatürden korkuyorlar.
m) Cari açık yüksek, iç borç / dış borç aldı başını gidiyor. Yüksek oranlardaki faizle halkın tertemiz vergileri çar çur ediliyor. Kur korumalı mevduat sistemi gibi garanti ödemeli yapılar sırtımızın en büyük kamburu. Karşılıksız basılan para bizi yakında beş yüz TL, bin TL basma noktasına getirdi.
n) Söylenecek söz kalmadı, umutlar tükendi, güven yok, önlem yok, iş yok, aş yok, tuz koktu.
o) Önce ateş edip sonra nişan alır oldular. Plan hak getire, düzen hak getire, sistem tıkandı, çıkış yolları kapalı.
ö) Tuz var çıkaramıyoruz, pancar var şekeri ithal ediyoruz. Kağıt fabrikaları satıldı, kapatıldı. Gübre fiyatları havanın yüzünde.
p) İktidar gündemden uzak, ders çalışmadan yüksek not bekleyen, hatta kendi okuduğu sınav kağıdına yüksek puan veren öğrenciler gibi tembel.
r) Meclis işlevsiz, üniversiteler suskun, demokratik kitle örgütleri baskı altında, muhalif medya yağmur gibi yağan cezalarla yıldırılmaya çalışılıyor.
s) Seçime girmek serbest kazanmak yasakmış gibi muhalif olan herkes bölücü, terörist, suçlu…
ş) AKP demiyorum Recep Tayyip Erdoğan’ın oyu 2018 de pik yaptı. Şimdi hızla eriyor. Dip dalgası tusinamiye dönüşmek üzere. Muhalefetteki AKPARTİ iktidardaki AKP’ye karşı. Millet ittifakının o arada Bay Kemal’in peşine takıldılar. Gündem belirleyemiyorlar. Dağıtılan seçim rüşvetlerine rağbet yok. Doğalgaz, petrol gibi mujdelerin havanda su döğmek olduğunu herkes biliyor. Devletin tüm imkanlarına rağmen, medya ve trol desteğine karşın sözleri tükendi. Dizlerinde takat, gözlerinde umut kalmadı.
t) “Elli yaşıma indim.” dese bile psikoloji alt üst olmuş kitleler tarafindan “helal helal” diyerek çılgınca yapılan alkışlar bile yetmeyecek, çünkü yurttaş çektiği çilenin farkında. DEĞİŞİM DEĞERLİ!
Peki bütün bu gerekçelerle seçimi kaybedip iktidardan uzaklaşan AKP ne yapar, geleceği nasıl şekillenir?
a) Akılcı muhalefet yaparsa parti olur. Zira kurulduğu andan itibaren yirmi bir yıldır iktidar olduğu için hep zafer sarhoşluğu içinde oldu. Parti yöneticileri, bürokratlar, yandaş medya bu fiili durumdan nemalandı. Gönül köprüsü yerine çıkar ilişkisi partiyi kuşattı.
Neden muhalefet yaparsa parti olur diyorum, çünkü muhalefet iken partili olmakta çıkar yoktur, rant yoktur, ballı atama yoktur. Muhalefette olunca kapılar kolay açılmaz. Telefonlarınız meşgule düşürülür, cevapsız çağrılara dönülmez. Kartlarınız, kartvizitleriniz değersizleşir. Protokol kalmaz, vip girişler iptal edilir. Partiye para akmaz. Üyeler istifa eder. İl, ilçe, belde, belediye başkanlığı için aday bulmakta zorlanırsınız. Çevrenizde bir avuç idealist dışında kimse kalmaz, yalnızlaşırsınız.
Anlayacağınız muhalefet olmak zordur, hem de çok zor…
b) Peki, AKP akılcı muhalefet yapmazsa ne olur?
Partide otorite sarsılır. Parti marjinalleşir. Parti yöneticileri öfkeye tutulur. Kimyaları bozulur. Öz eleştiriden kaçarlar, halktan koparlar. Seçmeni umursamazlar, seçmen sağa sola savrulur. Hatıraların pişmanlığı içinde önce patinaj yaparlar, sonra batağa saplanıp, bu bataktan çıkaracak bir çekici bile bulamazlar. Peşin alıp veresiye satan tüccar gibi iflasa sürüklenirler.
İlkin ANAP gibi küçülür, sonra dağılır. Kartlar yeniden karılır. Parti içindeki gruplar başkaldırır, birden çok genel başkan adayı çıkar, her genel başkan adayı vasıtasıyla yeni yeni partiler tabela asar, asılan bu tabelalar kısa süre içinde yerinden indirilir. Önce sayesinde zengin olanlar ihanet eder, bu zenginler başka kapılarda yatar, kendilerine yeni partiler bulur, göbek kaşıyarak keyif yaparlar.
Doğru!
Yaşarsak göreceğiz ama 14 Mayıs AKP açısından beka sorunudur. Varlık yokluk meselesidir. Süreç içinde ya parti olarak kurumsallaşacak ya da ANAP gibi tarihteki yerini alacaktır.
Bu yüzden 14 Mayıs AKP açısından bir şanstır hem de büyük bir şans…








