Şiddet, Tarikat ve Çöküş… Bu Tablo Tesadüf Değil – Hatice Topçu Yazdı

Hatice Topçu, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları üzerinden eğitim sistemini sert sözlerle eleştirerek, yaşananların bireysel değil sistemsel bir çöküşün sonucu olduğunu vurguladı.
Sistem adı altında oluşturulan sistemsizliğin ülkemizi getirdiği yer uçurumun kıyısı.
Okullarda biri Şanlıurfa diğere Kahramanmaraş olmak üzere 14-15 Nisan tarihlerinde üst üste yaşanan saldırılar eğitimde geriye çekilmenin çocuklar ve ebeveynler üzerindeki tahribatını gözler önüne serdi.
Ülkemizde toplumsal yaşamın bütün alanlarında çok şey yaşandı ama hiçbir zaman 14 yaşında bir çocuk 5 silah, 7 şarjör mermiyi sırt çantasına koyarak, okuduğu okula elini kolunu sallayarak girip, önce tuvalete girip hazırlıklarını yapıp, sonra sınıflara girip çocukların üstüne kurşun yağdırmadı.
Bu olayla ilgili çok soru var. Ancak en önemli soru 14 yaşında bir çocuğu böyle bir eyleme iten sebeplerin neler olduğudur?
Sebepler ifadesini kullandım çünkü bu olay tek bir sebeple açıklanamayacağı gibi yaşanan süreçlerin oluşturduğu bir sonuçtur. Örneğin, fail benzer olayların etkisinde kalmış olabilir. Profil fotoğrafının ABD’de 6 kişiyi öldüren “Elliot Rodger” olması bir tesadüf değildir, bir etkilenme ve öykünme durumudur. Bilgisayar oyunları ile her gün klavye başında gerçekleştirdiği öldürme eylemlerini gerçekte deneyimleme arzusu duyabilir, babasının polis olması ve silahlarla yakın ilişki içinde olması çocukta silah kullanma dürtüsü oluşturmuş olabilir. Hele hele babanın oğlunu emniyetin yani resmi bir kurumun atış poligonuna götürmesi, çocuğun orada atış yapmasına izin verilmesinin etkisi…
Eğitimli bir anne ve babamın toplumdaki olumsuz uyarıcılar konusundaki bakışları gerçekten düşündürücü! Böyle bir sistemde varın eğitimsiz ebeveynlerin durumunu siz düşünün.
Bu olayda mevcut bileşenlerini sıralayacak olursak:
- Okul güvenlik sistemlerinin olmadığı,
- Egemen ideolojinin kodlanması için kadrolaşma amaçlı niteliksiz yöneticilerin atanması,
- Okul yönetiminin ders programları dışında öğrencilerin psikolojik sorunları ile yeterince ilgilenmediği, yani okul rehberlik servislerinin etkin çalıştırılmadığı,
- Dijital sistemlerin doğru kullanımı konusunda Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) tarafından örgün ve yaygın eğitim kapsamında (okul, aile ve öğrencilere yönelik) eğitimlerinin olmadığı,
- Okul ders programları ile çocukların fiziksel, bilişsel, duyuşsal gelişimleri arasında bir bütünlük oluşturulamadığı,
- Eğitim programlarının dinselleştirilmesi ile ve eğitim protokolleri, kur-an kursları uygulamaları vb. araçlarla eğitimin bilimsel, laik temellerinden uzaklaşıldığı, değerler eğitimi adıyla dinsel eğitimin öncelendiği,
- MEB (Proje okulları, ÇEDEŞ) ve benzeri uygulamalarla öğretim birliği ilkesinin yok sayılarak tarikat ve cemaatlerin okullara sokulduğu, yetmedi kuran kursu uygulaması kapsamına alınan çocukların okulöncesi (somut işlem düzeyi) çağ çocuklarına kadar indirildiği,
- Okulların MEB tarafından nitelikli-niteliksiz okullar, proje okulları gibi isimlerle sınıflandırıldığı, yine İmam-Hatip okullarının öncelendiği, proje okulları ve İmam-Hatip okullarına ödenek, personel ve benzeri alanlarda imtiyazlar tanındığı,
- Öğretmenlerin ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, baş öğretmen şeklinde sınıflandırılarak meslek aidiyetlerinin yok edildiği,
- Denetim sisteminin devre dışı bırakıldığı,
Bu maddeler daha da çoğaltılabilir, diziler, cuma hutbeleri, toplumun cahilleştirilmesi ve benzeri gibi…
Sonuçta sistemin genleriyle oynanmış; laik, bilimsel eğitimden uzaklaşılmış, dinci, ezberci, sınavcı, piyasacı eğitim düzenlemeleriyle çocukların yaş ve düzeylerine uygun olmayan öğretiler devreye sokulmuştur. Okulların sınıflandırılmasıyla öğrenciler ayrıştırılmış, öğretmenler sınıflandırılarak meslek aidiyetleri yok edilmiş, kadrolaşma amaçlı niteliksiz eğitim yöneticilerin atanmasının önü açılmış ve eğitim sistemi siyasallaştırılmıştır.
Evet, dijital oyunlar tehlikeli, televizyonlarda seyredilen mafya dizileri, şiddet içerikli programlar, aile içi kavgaların ekranlara taşınması, yemek programlarında dahi reyting amaçlı kavgalar etken
Peki, bütün bunlara izin verenlere ne demeli?
Kapitalizmin gereği iş birliğini anlayışını arkada bırakan, rekabeti önceleyen bu ucube sistemi ilmik ilmik işleyenlere ne demeli?
Sonuçta ideolojik amaçlı oluşturulmuş bu sistem, toplumu kutuplaştırdı, böldü, parçaladı, mutsuz, şiddet yanlısı bir noktaya taşıdı, ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke konumuna taşındı. Sonuç sermaye egemenliğinin köleleştirdiği insanlar, onların ve oluşturulan dinci, ezberci, sınavcı, piyasacı eğitim sisteminin yetiştirdiği çocuklar…
Öyleyse 24 yıllık iktidar mensuplarının 14 yaşında bir çocuğun eylemi ile ilgili söylemleri; cumhuriyet eğitim sistemini, dijitalleşmeyi ve benzeri sebepleri suçlu ilan etmeleri nafile!…
Bu araçları siz devreye soktunuz, bu haksız hukuksuz düzeni siz ektiniz ve bu kuşak sizin eseriniz.
Lafı dolandırmayın, istiflemeyi bırakın, istifa edin.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:








