Site icon Medya Siyaset

Geldikleri Gibi Gittiler | Hatice Topçu Yazdı

Gazi Mustafa Kemal Paşa, 20 Ağustos günü, Batı Cephe Karargahında, Akşehir’deydi.

Büyük saldırı öncesinde Başkomutanlık karargahında görevli olan Binbaşı Mahmut Bey (Soydan), o günleri ait notlarını günü gününe tutmuş ve bunlardan bir kısmı yayımlanmıştır. 21 Ağustos notları arasında şunlar yer almıştır:

“Bugün Akşehir’deyiz. Akşam toplantı saldırı gününün belirlenmesiyle sonuçlandı. Toplantı sırasında sorun çıkaranlara kısa ve sert bir cevap verildi:

Hareket inancı olmayanlar istifa etsin… Ben bütün sorumluluğu üzerime alıyorum!..

Düşmanda bir hassasiyet var. Paşa Çalıkuşu romanını okuyor. Öyle beğendi ve sevdi ki! …”

Bu notlardan görülen o ki, Gazi Mustafa Kemal Paşa bu kadar zor kararları aldığı bir dönemde dahi, kitap okumaya devam ediyordu. Onu diğerlerinden ayıran özelliklerinin nedenini anlamak çok da zor olmasa gerek…

26 Ağustos1922 sabahının ilk ışıkları belirmişti. Başkomutan dürbününün başında düşmanı izlerken topçularımız ateşe başladı (saat 5:30).  Bu ateş düşman tahkimatını yer yer havaya uçurmaktadır. Fakat bir taraftan da tonlarca cephane su gibi akıp gitmektedir. Endişeye kapılanlar oluyor. Bunu Başkomutana söylüyorlar.  O büyük bir soğukkanlılıkla: “Tek mermi kalıncaya kadar düşmana ateş edilecektir” emrini veriyor ve ilave ediyordu: “Cephane ikmalimizi düşmandan yapacağız.”

28 ve 29 Ağustos günleri verilen emirlerle düşman kovalanmakta ve sıkıştırılmaktadır. Başkomutan önceden tasarladığı yerde düşmana son darbeyi vurmak için hazırlanmaktadır.

30 Ağustos, Başkomutan otomobiline biniyor. Şimdiki adı Zafertepe olan yere inme emrini veriyor. Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa: “Paşam ateş hattına iniyorsunuz” diyor. Cevap veriyor: “Siz burada kalınız!” yoluna devam ediyor. Düşmanın top ateşi altında olduğu bir yere geliyor. Oradan ilerlemekte olan piyade birliklerini izliyor.

Birdenbire “Allah, Allah” sesleri yükseliyor ve askerlerimiz düşmanın üzerine bir ateş topu gibi iniyor. Bu anda Mustafa Kemal Paşa ayağa kalkıyor ve siper içinde dimdik duruyor. Bu çok sevdiği, üzerlerine titrediği askerlerine karşı saygı duruşudur, gözleri nemlenmiştir. Eliyle muharebe alanını göstererek, Yunan Ordusu Başkomutanı ’nın adını söyleyerek bağırıyor:

“Hacı Anesti, mağrur kumandan! Neredesin, gel de ordularını kurtar!”

***

Ertesi gün, sabah erken saatlerde muharebe alanını dolaşıyor. Görünüş çok üzücüdür. Binlerce düşman cesedi, terk edilmiş toplar; cephaneler…

Şöyle diyor: “Bu manzara insanlığı utandırabilir, fakat meşru müdafaamız için zorunluyduk. Türkler başka milletlerin vatanında böyle bir harekete teşebbüs etmezler.”

Biraz ilerde, topların arasında yerde bir Yunan bayrağı görüyor; eliyle işaret ederek emrediyor: “Bir milletin bağımsızlık simgesidir. Düşmanın da olsa ona hürmet etmek lazımdır: Bayrağı yerden kaldırıp topun üzerine koyunuz.”

Zafere giden yolun top seslerinin yeri göğü inlettiği o büyük zaferi Gazi PaşaNutuk’ta şöyle anlatır:

Efendiler, 26/27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Afyonkarahisar güneyinde elli ve doğusunda otuz-kırk kilometre uzunluğundaki sağlamlaştırılmış cephelerini düşürdük.Yenilen düşman ordusunun bütün kuvvetlerini, 30 Ağustos’a kadar Aslıhanlar civarında kuşattık.  30 Ağustos’ta yaptığımız savaş sonucunda (Başkomutanlık Meydan Savaşı) düşman ana kuvvetlerini yok ettik ve tutsak aldık. Düşman Ordusunun başkomutanlığını yapan Trikopis’de tutsaklar arasında bulunuyordu.Demek ki tasarladığımız kesin sonuç beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmir yönünde yol alırken, diğer birlikleriyle de düşman Eskişehir ve kuzeyinde bulunan düşman kuvvetleri yenmek üzere ilerliyordu.

30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar’da sona eren Başkomutanlık Meydan Savaşı Milli Türk Ordusu tarafından kazanılmış büyük zaferdir. 9 Eylül 1922’de düşmanın İzmir’den denize dökülmesi ile sonuçlanmıştır.

Zaferin100. yılındayız. Bu zafer emperyalizme diz çöktüren essiz bir zaferdir. Bu zafer essiz bir komutanınkendi ifadesiyle,“Türk milletini ordu kadar, duygu, düşünce ve hareket olarak savaşla ilgilendirmeliydim.” düşüncesinin oluşturduğu birlik ve beraberliğin sonucudur.Bu zafer Birinci Dünya Savaşı’nın o heybetli donanmalarının “geldikleri gibi” gitmesini sağlayan bir zaferdir.

Emperyalizmin topla, tüfekle tarihten silemediği bu essiz milleti yeni yöntemlerle silme çabaları boşunadır.

            “Geldikleri gibi gidecekler…”ve:“Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Başta bağımsızlık önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını ve şehitlerimizi şükranla anıyoruz.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Exit mobile version