Türkiye siyasetinde uzunca süredir konuşulan, tartışılan, kimilerince üstü örtülmeye çalışılan ve zaman zaman manipülasyonlarla yönü değiştirilen bir süreç artık geri dönülmez şekilde tescillenmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan “Mutlak Butlan” süreci bugün yalnızca siyasi bir tartışma olmaktan çıkmış, hukuki zeminde karşılığını bulan bir gerçeklik haline gelmiştir. Ve hak yerini bulmuştur. Nitekim...
Atatürk Dolmabahçe önüne demirlemiş İtilaf Devletleri donanmasını görmüştür. Yanındaki yaveri Cevat Abbas, gemileri görünce ağlamaya başlamıştır. Atatürk, yaverine döner, der ki; ‘’Ağlama çocuk geldikleri gibi giderler.’’ Dün CHP Genel Merkezi’nin maşalar ve faşolar tarafından işgal edildiğini gören Mahmut TANAL hüngür hüngür ağlamaya başlamış… ‘’Ağlama Tanal, geldikleri gibi giderler’’ Onlar haklı...
Yeni bir kavram öğrendik, mutlak butlan. Gerçekleşmiş olsa bile taşıdığı şartlar gereği hukuken hiç gerçekleşmemiş bir olay. Aslında bir yıldır duyuyorduk ama iki gündür ne işe yaradığını görmüş olduk. Gerçekleşmiş ama hukuken gerçekleşemeyen neymiş? Cumhuriyet Halk Partisinin 2023 yılındaki kurultayı. Yaşamadığımız bir bu kalmıştı, Yargı eliyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP)...
Bugün siyaset sahnesinde karşımıza çıkan “mutlak butlan” garabeti, gökten zembille inmiş bir tesadüf değildir. Aksine, göz göre göre gelen, bağıra çağıra “ben geliyorum” diyen derin bir siyasi savrulmanın ve kurumsal çöküşün en net fotoğrafıdır. Asırlık bir siyasi çınarın ağırlığını taşımak yerine; parti tüzüğünde dahi zerrece yeri bulunmayan fiili bir ‘eş...
22.05.2026 14:17
“Mutlak Butlan” Krizinin Baş Faili Özel, Mecburi Sonucu Kılıçdaroğlu’dur! – Murat Selamoğlu Yazdı için yorumlar kapalı
1
Samle Çağla’nın “Yazınsal Yansımalar” (Kanguru Yayınları Nisan 2026) adlı eseri, edebiyatın sadece bir anlatı biçimi değil, aynı zamanda bir ayna tutma sanatı olduğunu kanıtlayan türden bir çalışma. Önsözünü Sezai Sarıoğlu’nun yazdığı kitap üç bölüme ayrılmış : Şiir İncelemelri Öykü İncelemeleri Roman İncelemeleri Edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Çağla’nın kitabı, okumayı...
21.05.2026 12:38
Kelimelerin Büyüsü ve Yazınsal Işığın Peşinde – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
0
“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” Kemal Atatürk 2025-2026 futbol sezonu bir yığın itiraz, şaibe (iddiası), suçlama, eleştiri, penaltı, kırmızı kart, var kaydı, bahis, korner, GOL tartışmaları içinde sona erdi. Bu yılda Galatasaray‘ın şampiyon olduğu doğrudur. Son sözü en başta söyleyeyim mi? Peki! Biz sevinmeyi de üzülmeyi...
Bu memlekette bir süredir akşam olmuyor. Güneş batıyor belki… Sokak lambaları yanıyor… Ama akşam olmuyor. Çünkü genel olarak huzur problemimiz var ve hanelere huzur girmiyor. Bir ev düşünün… Mutfaktaki tencerede et değil, dert kaynıyor. Salonda televizyon açık ama insanlar keyifle değil, zihnini dağıtsın diye bakıyor. Baba susuyor. Anne susuyor. Çocuklar,...
19 Mayıs 1919 Çanakkale’den geçemeyen emperyalistler etrafından dolaşmış, İstanbul’u işgal etmişti. Koca Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan son dilim Anadolu’nun ortasına sıkışmıştı. Ya bu durum kabullenilecek, emperyalistlerin himayesinde zevk u sefa içinde yaşanılacak ya da onur mücadelesi verilecekti. Onur mücadelesini tercih edenler, insan olmanın gereğini yaptılar. Kırık dökük bir gemiyle İstanbul’dan Anadolu’ya...
Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilerek çıkan Osmanlı Devleti, şartları çok ağır olan Sevr Antlaşmasını imzalamak zorunda bırakılmıştı. Ordusunun elinden silahları ve cephanesi alınmıştı. Anadolu işgal edilmişti. Uzun savaş yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda kalmıştı. Ülkeyi yönetenler aciz, haysiyetsiz, korkak ve alçaktı; üstelik ihanet içindeydiler. Padişahın ise kendini ve...
16 Mayıs 1919… İstanbul esaret altında… Payitahtın üstüne çökmüş ağır bir sessizlik var. Sokaklarda esaretin yorgunluğu, insanların yüzlerinde tarifsiz bir endişe dolaşıyor. Limanda demirleyen düşman gemileri yalnızca bir şehri değil; bir milletin onurunu da kuşatmış durumda. Osmanlı Devleti fiilen çökmüş… Ordular dağıtılmış… Silah depolarına el konulmuş… Millet yorgun, memleket bitap…...
Her geçen gün yaşamın ağırlaşan koşullarından… İktidarın seçimle kaybettiği belediyeleri ele geçirme oyunlarından… Yargı eliyle muhalefeti sindirme çabalarından… Her gün ortaya çıkan ancak üstü örtülen karanlık, yasa dışı olaylardan… Bunalan, sıkılan, öfkelenen, umudunu yitiren yurttaşlarımıza, Ahmet Taner Kışlalı 21 yıl önce köşesinden seslenmiş; Bir Mum Yaktınız mı? (*) “Anadolu’daki Aydınlanma...
Melih Demirel yazısında, CHP’de peş peşe gelen itiraflar, karşılıklı suçlamalar ve mesaj skandalları üzerinden partide yaşanan tablonun artık siyasi kriz değil, açık bir çözülme olduğunu savundu. Demirel, “Sorun dışarıda değil, içeride” diyerek istifa çağrısı yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi’nde artık siyaset yapılmıyor, siyasetin cenazesi orta duruyor… Adeta çözülme izleniyor. Öyle böyle...
Davut Köksoy, Howard Fast’in “Hürriyet Yolu” adlı romanını Medya Siyaset okurları için değerlendirdi. Köksoy, kölelik düzenine karşı verilen mücadeleyi merkezine alan eserin, yalnızca tarihsel bir anlatı değil; özgürlük, insan onuru, dayanışma ve kolektif bilinç üzerine bugün de geçerliliğini koruyan güçlü bir edebiyat yapıtı olduğunu yazdı. Howard Fast’in “Hürriyet Yolu” (Şubat...
14.05.2026 14:45
Köleliğe Karşı Bir Roman : Hürriyet Yolu – Davut Köksoy Yazdı için yorumlar kapalı
0
90’lı yıllarda bir milletvekili vardı. DSP’den seçildi, YDH’ye geçti; oradan DYP’ye… DYP’ den ANAP’a gitti. ANAP’ta bir çay molası verdikten sonra DTP’ye yol aldı. Onun bu süratini kıskananlar ona lakap taktı. Fırıldak… O milletvekili Kubilay Uygun’du ama o dönemi yaşayanlara bu isimle sorsanız ‘’O kim?’’ derler. ‘’ Fırıldak Kubi’’ deyince...
Bugün size bir hikaye anlatacağım, nitekim çok tanıdık gelecek… Mahallenin en eski eviydi o ev… Avlusunda nice bayram sabahları kurulmuş sofralar, nice cenazelerde kaynatılmış kazanlar vardı. Duvarları çatlamıştı belki ama hafızası dimdik ayaktaydı. Herkes o evi tanırdı; çünkü o ev, yalnızca bir yapı değil, bir mahallenin vicdanıydı. Fakat ne olduysa,...
12.05.2026 19:30
Katranı Kaynattık Olmadı Şeker… – Melih Demirel Yazdı için yorumlar kapalı
0
Suay Karaman, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için yaptığı “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisini, DEM Parti’nin açıklamalarını, Amedspor tartışmasını ve ODTÜ’de yaşanan olayları aynı açılım sürecinin yansımaları olarak değerlendirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 5 Mayıs Salı günü partisinin grup toplantısında yeni bir hamle yaparak yaklaşık 50 bin kişinin ölümünden...
Prof. Dr. Duran Bülbül, İran savaşının Türkiye’ye etkilerini kısa, orta ve uzun vadeli üç senaryo üzerinden değerlendirerek; enerji fiyatları, Hürmüz Boğazı, CDS, turizm, navlun, sigorta ve ithal ara malı bağımlılığına dikkat çekti. İran ile gerçekleştirilen doğrudan ticaret toplam ekonomi için sınırlı ancak sınır illeri ve bazı sektörler için önemli bir...
11.05.2026 15:58
İran savaşının ülkemize kısa orta ve uzun vadeli etkileri – Prof.Dr. Duran Bülbül Yazdı için yorumlar kapalı
0
Türk siyasi tarihinde bu denli transferlerin olduğu bir dönem yok diye düşünüyorum. Tarih sahnesinde parti kapatmalara tanıklık ettik. Bir partiden ayrılıp yeni parti kuranlara tanıklık ettik. Milletvekili transferlerine tanıklık ettik. Yine “imar yolsuzluğu”, “ihale usulsüzlüğü” gibi hukuki operasyonlara tanıklık ettik. Ama yerel yönetimlere kayyum ataması, büyükşehir belediye başkanlıklarının istifalarına son...
11.05.2026 12:19
Millet İradesine İhanet Edenler Kimler? – Hatice Topçu Yazdı için yorumlar kapalı
4

















