Site icon Medya Siyaset

Genel Manzara

Ekonomi dibe vurmuş.

Bunu sadece ben görüyor, ben söylemiyorum. Hatırlayalım, ülkenin ekonomi ve maliyeden sorumlu atanmış yetkilisi  gectigimiz Mart ayında “Türk Lirası en düşük durumda, daha ineceği bir yer yok, vatandaş rahat olsun” demişti. Bu bir acziyetin itirafı idi. Anlamı da “daha ne kadar batabiliriz, battığımız kadar batık  ey vatandaş” der gibi geldi bana. Bu sözlerin söylendiği günden bu yana ülkede ekonomik alanda mağmaya kadar çöküş ışık hızında devam ediyor. Her sektörde olduğu gibi yine belki buradan da üç beş oy devşiilir mantığı ile kira ve konut fiyatlarına da bir el atıp vatandaşın gazını alalım “bakın meydan boş değil, hak hukuk ne ise onu tesis edeceğiz” kurmacasındalar. Pardon ama bu ülkede serbest piyasa koşulları geçerli değil mi? Gün aşırı akaryakıta gelen vergi itelemeleri, raflardaki sabah akşam değişen etiketler meydan boş olduğu için mi?
Anlayacağınız çökmekte olan ekonominin batmakta olan gemisi. Titanik filmindeki o sahneyi hatırlatayım. Gemi batıyor ve geminin kıç tarafında kemancılar, kemanlarını çalmaya devam ediyor.
Durumun özeti bu…

Milli güvenlik.

Haritalar havalarda uçuşuyor. Hala Esad’a Esed demeye ve Suriye bataklığında debelenmeye devam edilen bir süreç. Bana göre tamamen inisiyatif dışı ve stratejik hedefi belirsiz bir sarmal. Peki Suriye’de inisiyatif kimde? Orada oyunun kurallarını kim koyuyor? Rusya, ABD, Meşru Esad rejimi mi yoksa biz mi? Ege’de Yunan’ bildiğini okurken elbette ki arkasına bütün akvam-ı beşeri almış durumda. Mavi vatandan kırpıyor. Bizim siyasetten cılız sesler. Bayrak, millet, vatan, ezan edebiyatına gelince iç cephede bir kükreme, bir kükreme.

Evinizin kapısını, penceresini sonuna kadar açık bırakıp, gelenin geçenin içeri girmesine, içeri dalmasına müsaade eder misiniz? Kim eder ki? Sınırlardan kamyon kamyon, sınırlardan elini kolunu sallaya sallaya girenler ve buna izin veren, bunu görmezden gelenlerin amacı nedir? Dikkat edin acaba, bu kontrolsüz kitlenin yüzde kaçı kadın, yaşlı ve çocuklardan ibaret? Neden hepsi erkek ve eli silah tutabilecek yaşta? Bunu masum bir sığınma olarak düşünmek, Ensar muhabir sıfatına büründürmek akıl ile izah edilebilir mi?
Türk yurdu nelere gebe?

İç barış.
Vatandaşına küfredebilen ve bu küfre karşı suskun kalan bir hukuk düzeni. Ülkeyi yöneten zihniyet, kendini her türlü hesap verebilirlikten muaf görüyor. Açıkçası ” Allah affetsin, biz hesabı sadece Allah’a veririz’ diyor. Astığını asıyor, kestiğini kesiyor. 15 Temmuz’un lütfu da bu olsa gerek.  Kurumlar ve atanmışları birer kapı kulu ve her şey tek adam iradesinde. Kravatlı  etnik bölücülük kendi ideallerinin peşinde. Oslo’da iktidar ile bugünlerde de muhalefet ile dans içinde. Siyaset, kravatlı PKK’nin oyuncağı halinde.
Hangisinden ne koparabilirse.
Hangisinden ne koparabilirse…

Siyasal islamın ve etnik bölücülüğün sözde meşru bana göre birer iç tehdit olan varlığı topyekûn Sevr’in peşinde. Muhalefeti de tanımlamak zor değil. Ağızlarının içindeki bakla, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına gebe. Türk Ulusu fikri hak getire.
Bir demokrasi masalı tadında, adalet ve hukuk düzeni isteyen binlerce yurttaş her açıdan çaresiz, her açıdan aciz, sandık ve seçim gününü beklemekte. İktidarı eleştirene laf yok ama bizler gibi “dağın ötesinde şu var” diyenler de pek önemsenmemekte, pek itibar görmemekte.

İşimiz zor.
İşimiz çok zor.
Genel manzara için bu satırlar da bir yurttaş feryadıdır.
Bandırma vapuru gibi Karadeniz’in dalgaları ile boğuşuyoruz. Sandıkla, seçimle kurulmadı bu Cumhuriyet ve sandık seçimle de yıkılmayacak elbette.
Ulu köklerimize bir yemindir.
Türk yurdu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti.
Bu ilelebet bir yemindir, sözüm hem iktidara hem muhalefete…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem Ayaz 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Exit mobile version