Türker Ertürk’ten Uyarı: “Trump’ın İki Haftalık Süresi, Savaş Takviminin Kodudur”

Emekli Amiral ve yazar Türker Ertürk, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı dikkat çekici paylaşımda, ABD’nin İran’a yönelik olası askeri operasyonlarına dair perde arkasını değerlendirdi. Ertürk, Trump’ın İran’a tanıdığı “iki haftalık süre”nin göründüğünden çok daha ciddi bir askeri hazırlık evresini işaret ettiğini vurguladı.
Ertürk paylaşımında, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) eski komutanı ve eski CIA Direktörü General David Petraeus’un sözlerine dikkat çekerek, “Trump’ın İran’a verdiği iki haftalık sürenin nedeni, bölgede ikinci ABD uçak gemisi taarruz grubunun gelmesine ve ABD askeri güçlerinin tam anlamıyla konuşlandırılmasına olanak sağlamaktır” ifadesini hatırlattı.
Bu değerlendirmeye göre, Trump’ın 20 Haziran’da İran’a yönelik verdiği “iki hafta” süresi, bir diplomatik manevra olmaktan ziyade askeri bir stratejinin uygulama takvimi olarak okunmalı. Özellikle Petraeus’un “ikinci uçak gemisi taarruz grubu” vurgusu, USS Nimitz’in Güney Çin Denizi’nden Ortadoğu’ya sevk edildiğini, halihazırda bölgede konuşlu USS Carl Vinson ile birlikte CENTCOM sahasında iki gemilik bir taarruz kapasitesinin oluşturulduğunu ortaya koyuyor. Üçüncü bir uçak gemisinin de Akdeniz’de konuşlanacağı bildiriliyor.
Tam Teçhizatlı Hazırlık: Füze Savunma ve Savaş Uçakları
Türker Ertürk, ABD’nin sadece deniz gücü değil, kara ve hava unsurları açısından da bölgeye kapsamlı bir yığınak içinde olduğunu belirtiyor. Petraeus’un açıklamasına göre, bu hazırlıklar yalnızca sembolik değil; THAAD gibi gelişmiş füze savunma sistemlerinin İsrail’e sevkiyatı, savaş uçaklarının taarruz noktalarına konuşlandırılması ve Akdeniz ile Kızıldeniz’de donanma takviyesi gibi çok yönlü bir hazırlığı kapsıyor.
Kritik Uyarı: Diplomasi Değil, Savaşın Takvimi Konuşuluyor
Ertürk’ün dikkat çektiği bir diğer nokta ise askeri yığınağın siyasi söylemlerin önüne geçtiği gerçeği. Diplomatik süreli açıklamaların, kamuoyuna yönelik algı oluşturma çabası olabileceğine işaret eden Ertürk, bölgedeki fiili gelişmelerin bir sıcak çatışma senaryosuna hazırlandığını gösterdiğini ifade ediyor.
Petraeus’un geçmişte hem CENTCOM’un başında hem de CIA direktörlüğü görevinde bulunmuş olması, bu açıklamaların yalnızca spekülatif bir yorum değil, aynı zamanda derin devlet aklının dışa vurumu olduğunu düşündürüyor.








