102 Yıl Sonra Lozan Cephesi Yeniden Kuruluyor: Laiklik Meclisi Direnişe Çağırdı

102 Yıl Sonra Lozan Cephesi Yeniden Kuruluyor: Laiklik Meclisi Direnişe Çağırdı
Yayınlama: 24.07.2025 14:54
A+
A-

Laiklik Meclisi, Lozan Barış Antlaşması’nın 102. yıl dönümünde yayımladığı açıklamayla, Türkiye’nin emperyalizm güdümlü karşı devrim süreciyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Açıklamada, Lozan’ın sadece bir barış antlaşması değil, aynı zamanda laik Cumhuriyet’in temeli, bağımsızlığın ve hukuk birliğinin ilanı olduğu vurgulandı.

Laiklik Meclisi, Lozan’ın çok hukuklu, ayrıcalıklı ve kapitülasyonlara dayanan Osmanlı düzenine son verdiğini hatırlatarak, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Sevr’in tarihe gömülmesini sağlayan en önemli tarihsel eşik olduğunu ifade etti.

Açıklamada, özellikle 1950’lerden itibaren iktidara gelen güçlerin laik Cumhuriyet’i aşındırdığına dikkat çekildi. Türkiye’nin NATO üyeliğiyle birlikte emperyalist savaşların tarafı haline getirildiği, darbelerle ilerici birikimin tasfiye edilmeye çalışıldığı belirtildi. Bugün ise iktidarın Lozan karşıtı açıklamaları ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) gönüllü sözcülüğüne soyunması, Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kadrolarla açık bir hesaplaşma girişimi olarak nitelendirildi.

Açıklamada dikkat çeken bir diğer vurgu ise “Terörsüz Türkiye” adı altında oluşturulan siyasal cephenin Lozan’a saldırılarla sürece dâhil olduğuydu. ABD Büyükelçisi’nin Osmanlı millet sistemi övgüsü, hilafet çağrıları, etnik-mezhepsel kimlik temelli yönetim önerileri ve Lozan’ın “zulüm” olarak nitelenmesi tek bir hedefe işaret ediyor: Cumhuriyet’in tasfiyesi.

Laiklik Meclisi, bu süreci “Yeni-Osmanlıcı karşı devrim” olarak tanımlarken, Lozan’ın emperyalizme karşı kazanılmış bağımsızlık ve laiklik zaferi olduğunu hatırlattı:

“Lozan, Cumhuriyet’tir. Tartışmaya açılamaz. Emperyalizme boyun eğmeyen Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün iradesidir.”

Son olarak, Laiklik Meclisi, tüm ilerici yurttaşları bir kez daha laiklik, bağımsızlık ve Cumhuriyet için mücadeleye çağırdı.

AÇIKLAMANIN TÜMÜ ŞÖYLE:

Lozan Antlaşmasının 102. yılında ülkemiz, karşı devrim sürecinin en sert saldırılarıyla karşı karşıya. Emperyalizme karşı zaferin son etabı olan Lozan, aynı zamanda, Laik Cumhuriyet’in bağımsızlık ve esas olarak da kuruluşunun ve onurlu barışın ilanıdır.

Emperyalistlerin dayattığı çok hukuklu yapıyı reddederek hukuk birliğine ve yurttaşlar topluluğuna atılan adımdır.

Cumhuriyet’in kuruluşu için Sevr Antlaşmasıyla birlikte Osmanlı’nın tarihe gömüldüğü, yabancı sermayenin ayrıcalıklarının reddedildiği, kapitülasyonlardan kurtularak bağımsızlığın ve egemenliğin kazanıldığı büyük adımdır.

Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli Lozan’da oluşturulmuş, çağdaş ve laik Cumhuriyetin yolu Lozan ile açılmıştır.

Ancak, özellikle 1950’li yıllarla birlikte emperyalizm güdümlü siyasi iktidarlar, laik Cumhuriyet’i ve ülkemizin egemenlik haklarını aşındırmış, NATO üyeliği ile birlikte ülkemiz emperyalist savaşların tarafı haline getirilmiş, emperyalizm destekli askeri darbeler ile ülkenin ilerici birikimi yok edilmeye çalışılmıştır.

Bugün ise Lozan karşıtlığını hiç çekinmeden ifade eden siyasi iktidar, Kurtuluş Savaşı’nın önderleri ile Cumhuriyet’in kurucu kadrolarını karşısına almaktan çekinmeden emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) sözcülüğüne soyunmaktadır.

Bu karşı devrim sürecinde laik Cumhuriyet tasfiye edilirken, onun temeli olan Lozan Antlaşması da hedef alınmaktadır. Bu açıkça egemenliğin ve ülkemizin varlığının hedef alınması demektir.

Bir süredir gerek siyasi iktidar tarafından, gerekse, “Terörsüz Türkiye” sürecinin bütün taraflarından Lozan’a yönelik saldırılar açıktır ki, emperyalizmin yanı başımızdaki bölgeye yönelik yürüttüğü planlara ülkemizin dâhil edilmesi anlamına gelmektedir.

Son dönemde başta ABD olmak üzere, siyasi iktidar ile “Terörsüz Türkiye” masasının bileşenlerinden yükselen karşı devrim hamlelerinin Lozan’la birlikte 1924 Anayasasını hedef alması, laik Cumhuriyet’in, onun temeli olan ülkemizin bağımsızlığının ve egemenliğinin tasfiye edilmesi, yurttaşlığın tamamen ortadan kaldırılması, hukukun parçalanması anlamına gelmektedir.

Gerek siyasi iktidarın en yetkili ağzı tarafından dillendirilen Türk-Kürt-Arap ittifakı ile ümmetçilik, gerek siyasi iktidarın destekçisi tarafından şuursuzca ifade edilen devletin en üst kademelerinin Türk, Kürt, Alevi kimliklere göre belirlenmesi, gerekse  “Terörsüz Türkiye” masasının bileşeni DEM Partinin Cumhuriyeti ve Lozan’ı 100 yıllık zulüm olarak niteleyen kimlikçi siyasetiyle birlikte Cumhuriyet düşmanı HÜDAPAR’ın hilafetin katli olarak adlandırması, bir bütün olarak,  ABD Büyükelçisinin “Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir” sözleriyle uyum içerisindedir.

Cumhuriyetle taban tabana zıt olan bu girişimler, etnik kimlikler ve mezhepler üzerinden parçalanmış bir toplum, hukuk birliğinin ortadan kalktığı çoklu bir yapı ile yüzlerce yıl öncesinin ilkel yönetim modelini hedeflemektedir.

Açıktır ki, emperyalizmin planlarıyla uyumlu bir süreç işlemektedir. Birçok unsur tarafından açıkça dillendirilen “Yeni-Osmanlıcılık” yöneliminin hangi hesap ve hedeflerle bağlantılı olduğu gözlerden kaçırılmaktadır. Bu yönelimin aktörleri, laik Cumhuriyet’in tasfiyesini, Lozan karşıtlığıyla taçlandırmaktadır. Karşı devrim cephesi açıkça Sevr’i ve emperyalizm için mümkün olduğunca daha fazlasını çağırmaktadır.

Lozan, bağımsızlık ve egemenliği sağlayan onurlu barıştır. Emperyalizme boyun eğmeyen Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün direnciyle sağlanan barış iradesidir.

Laiklik Meclisi, Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olan Lozan Barış Antlaşması’nın 102. yılını kutlarken, bütün ilerici kesimleri ve yurttaşları bağımsızlık, laiklik ve Cumhuriyet için bir kez daha mücadeleye çağırır.

Lozan, Cumhuriyettir! Tartışmaya açılamaz!

Lozan Antlaşması’nın 102. Yılı Kutlu Olsun!

Atatürk ve Cumhuriyetten Yana Taraf Haber Merkezi