Bir Bayramdan Fazlası: 23 Nisan ve Kaybolan Egemenlik – Murat Selamoğlu Yazdı

106 yıl önce milletin umudu olan Meclis, bugün gerçekten halkın iradesini mi temsil ediyor? Murat Selamoğlu, 23 Nisan üzerinden çarpıcı bir yüzleşmeye davet ediyor.
Bugün 23 Nisan…
Gazi Meclisimizin kapılarını açışının üzerinden koskoca 106 yıl geçti. Peki biz bugün neredeyiz? “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cümlesi, Meclis duvarında ışıldayan tarihi bir miras mı, yoksa artık sadece bakıp geçtiğimiz yaldızlı bir dekor mu? 106 yıl önce, yedi düvelin işgali altındaki Anadolu’da filizlenen o Meclis, milletin tek sığınağı, yegâne umuduydu. Bugün dönüp bakalım; o büyük umudu omuzlayacak çocuklarımızın elinde ne kaldı? Merak etmesi, sorgulaması istenmeyen beyinler mi? Eğitim sisteminden koparılan, yoksullukla sınanan, karanlık yurtların gölgesinde çırpınan “yarınlarımız” mı?
Evet, dünyada çocuklarına bir bayram armağan eden tek liderin kurduğu ülkeyiz. Ancak itiraf edelim; bugün çocuklar için bayram, ellerine tutuşturulan renkli balonlardan, kürsülerde ezberletilen şiirlerden ve protokole atılan sahte tebessümlerden öteye geçemiyor. Çocuklara ne Cumhuriyetin kazanımları, ne laikliğin değeri, ne de fikri hürriyetin anlamı anlatılıyor… Oysa Atatürk, 23 Nisan’ı “yarının asıl sahiplerine”, geleceğin kurucularına emanet etmişti. Ne yazık ki o eşsiz emanet, uzun bir süredir ehil olmayan ellerde yıpratılıyor.
Kaldırın başınızı ve etrafınıza bakın. Bugün bu ülkede gerçekten “egemen” olan kim? Bağımsız bir yargıdan, hür bir medyadan, yetkilerini tam kullanan güçlü bir Meclis’ten söz edebiliyor muyuz? Bir tarafta dudak uçuklatan servetler, lüks ve şatafat; diğer yanda çocuğuna bir bayramlık alamadığı için yutkunan anne babalar… Tüm bu tablo ortadayken, biz meydanlarda “bayram” kutluyoruz, öyle mi?
Egemenliğin tanımı çok açıktır:
Halkın, kendi geleceği üzerinde bizzat karar verici olmasıdır. O zaman şu soruyu kendimize sormanın vaktidir: Biz gerçekten kendi kaderimizin efendisi miyiz? Yoksa bize çizilen görünmez sınırlar içinde, bize biçilen rolleri mi oynuyoruz? Millet var, ama sesi cılız çıkıyor. Meclis açık, ama iradesi kısıtlı.
Ancak karamsarlığa yer yok. Biz umudumuzu asla toprağa gömmeyiz. Çünkü biz, dört bir yanı işgal edilmişken küllerinden doğup kendi Meclisi’ni açanların torunlarıyız. Evlatlarının özgürlüğü için savaşmış, yıkılmış bir imparatorluğun harabelerinden çağdaş, laik bir Cumhuriyet yeşertmiş bir milletiz. Bugün o mirasın çocukları sessiz görünebilir; ama yarın kendi destanlarını yazmayı da, gür bir sesle haklarını haykırmayı da bilirler. İşte o gün geldiğinde, “egemenlik” sadece duvarları süsleyen bir yazı değil, iliklerimize kadar hissettiğimiz gerçek bir özgürlük olacaktır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.
Ancak unutmayalım; egemenlik sadece yılda bir gün kutlanarak değil, her gün inatla savunularak, her gün korunarak yaşatılır.








