Tel tel dökülene pel pel bakmak – Yusuf İpekli Yazdı

Tel tel dökülene pel pel bakmak – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 30.01.2026 20:00
A+
A-

Ülkemizde tartışılması gereken seçilmiş iki grup var.

Bunların ilki meclis, 600 milletvekili, diğeri merkez ilçelerde görev yapan mahalle muhtarları.

O zaman önce milletvekilleri…

Ev kiralarının maaşlardan fazla olduğu bir ülkede her şeyi bırakın da haydi yanıt verin bakalım, çoğu iki üç maaş aldığı halde geçinemediğini söyleyen altı yüz milletvekiline ihtiyaç var mı, yok mu?

Bırakın askıda ekmeğiemekliye askıda traşın yaşandığı bir ülkede kalkınmadan, büyümeden, refahtan, mutluluktan söz etmek mümkün mü? Seçilmiş altı yüz vekil ne iş yapar?

Mazotun elli dokuz, çeyrek altının on üç, bir kilo etin bin lira olduğu bir ülkede insanca yaşamadan söz edilebilir mi? Milletin kendisi vekiline soruyor, mebbuslarımız nerdesiniz?

Kredi kartlarının patladığı, icra dosyaların yılın ilk on altıncı günü dört ilin nüfusunu (Gümüşhane, Ardahan, Tunceli ve Bayburt)

geçtiği bir yerde sözün bittiği yerde miyiz, değil miyiz sayın vekillerim?

Milletin kendisi soruyor, bir milyon öğretmenin atanmadığı, atananların aldığı maaşın yoksulluk sınırının çok altında kaldığı bir ortamda bırakın gülmeyi gülümsemek olanaklı mı? Neden fiili durum çözümsüz sayın milletin değerli vekilleri?

Söyleyin bakalım pek kıymetli vekillerim, ısmarlama köşe yazılarını yapay zekanın yazdığı bir kulvarda lehinize ya da aleyhinize yazılanlar size ne getirip sizden ne götürüyor?

Sokak ortasında hem de güpegündüz otomatik silahlarla işlenen cinayetler ortadayken, damatların, eski eşlerin, evlatların işlediği aile içi katliamlar meydandayken sağlıklı, özgür, güvenli yaşamdan bahsedebilme imkanı var mı? Ne iş yapıyorsunuz ceylan derisiyle kaplı koltuklarda?

Her şey gözümüzün önünde cereyan ederken bu pek kıymetli 600 vekilimize ihtiyaç var mı, yok mu?

Diyebilirsiniz ki, vekiller seçildikleri illerin sorunlarını çözmek için mecliste. Ben de diyorum ki, bu vekillerin kahir ekseriyeti inan olsun ya memleketlerine gidemiyor ya da gidiyorlarsa bile halkın huzuruna çıkamıyor. O zaman ne işi var 600 vekilin mecliste?

Bunu söylerken iktidar muhalefet ayırmadan söylüyorum. Hem de iddialı bir biçimde…

Çünkü bu vekillerin çoook büyük bölümü yemin töreni dışında kürsüye çıkmamış. Bir tek önergeleri yok. Bir tek kanun teklifleri yok. Parmak indirip kaldırmaktan başka bir uğraşıları mevcut mu?

Evet!

Sizin gibi ben de şaşkınım.

Az laf çok iş yerine çok laf hiç iş yapanların bu uğraşısı ne biliyor musunuz? Yeniden vekil olamazsa belediye başkanı olabilmek.

Olur mu? Olur olur hem de bal gibi…

Peki çözüm…!

Vekil sayısını en fazla 250’ye indirmek lazım. Emekli vekil sıfatını kaldırmak gerek. Vekilin emekliliğini 65 yaşa çıkarıp en yüksek devlet memurunun aylık göstergesine eşitlemek en sağlıklı yol olmalı.

Neden mi?

Meclise idealist, halkçı, kendine çalışıp ihale veya ucuz kredi kollamayan, üreten, sorgulayan, insanların seçilmesinin önü açılır da ondan, başka neden olacak?

Ya merkez ilçelerde görev yapan mahalle muhtarları…

Köyünde kesintisiz otuz yıl muhtarlık yapan bir babanın evladı olarak söylüyorum merkez ilçe mahalle muhtarlığı gereksizdir.

Eskiden mahalle muhtarları nüfus cüzdanı örneği, ikametgah belgesi başta olmak üzere resmi evrak düzenler, okulların açılma vakti bu belgeleri düzenlemek için kolları kırılır, köy hizmetleri, belediye vb ile işbirliği yapardı.

Ee, bütün bunların hiç biri artık mahalle muhtarların sorumluluğunda değil. E-devlet var gam yok!

O zaman on binlerce muhtara neden çuval çuval maaş veriyoruz, sigortalarını yatırıyoruz?

Şimdi köy muhtarları gereksiz diyeceğim ama diyemiyorum, çünkü onlar en azından içi boşaltılan köylerinde bekçilik yapıyor.

Kısaca her yerde her alanda hepimiz hem tel tel dökülüyor hem de pel pel bakıyoruz.

Bundan iyisi Şam’da kayısı biliyor musunuz?

Gerçi o da goğön yüzüne çıktı ya olsun, sayın vekillerimiz  bir çözer pir çözer.

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

1964 yılında Ankara İli Kalecik İlçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu. 1985 yılında mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladı. Türkçe öğretmeni oldu. 20 yıl okul müdürlüğü yaptı. 35 yıl emek verdikten sonra emekli oldu. Özel eğitim alanında 3 yıl müdür olarak özel sektörde çalıştı. Halen özel eğitim öğretmeni olarak görev yapıyor. Makale, inceleme ve araştırmaları Öğretmen Dünyası, ABECE, Eğitim Yaşam, Çağdaş Eğitim dergilerinde yayımlandı. Kalecik Gazetesinde 10 yıl köşe yazarlığı yaptı. Halen HANHANA isimli kültür ve sanat dergisinin editörüdür. Şiirlerini, 1. Çığlığa çağrı 2. Sensiz akşamların yorgun geceleri 3. Gökyüzüne kafa tutan sağanak; AB projesiyle gittiği Avrupa izlenimlerini, "Okulumuz Avrupa" da isimiyle kitaplaştırdı. Basıma hazır kitap taslakları mevcut. Evli, 2 çocuğu, 3 torunu var.