Ne olacak bu memleketin hali?

Herkesin kafasında aynı soru.
Herkesin derken, hemen hemen herkesin desek belki de daha doğru olacak.
“Ne olacak bu memleketin hali?”
Süreci ve gelinen noktayı, yani bugünleri özetleyen iki kelimelik bir cümle.
Neden sonuç ilişkisi…
Demokrasilerde, o demokrasi tramvayının lokomotifine oturanlar, her istediğini yapar, her istediğini önüne katar, istediği durakta durup, istemediği durağı pas geçerse sanırım bizim düştüğümüz hale düşer. Bu hale ne denir bu sorunun cevabını da okuyucuya bırakalım.
İçeride darmadağın, dışarıda hasta adam. Benim durum tespitim bu. Genel hal ve gidişe baktığımda gördüğüm manzara-i umumi bu. Sosyal kamplaşmalar, vatan ve millet birlikteliğinde duygusal ayrılmalar, ekonomik iflas, sürekli kardeşi kardeşe düşüren siyaset dili, benden, ondan ya da şundan anlayışı ve bu anlayışın tetikçiliği ve gelinen sonuç.
Hani Türkçede güzel bir deyim vardır.
“Allah akıl fikir versin” derler, aynen öyle. Bizdeki demokrasi masal tadında gibi geliyor bana. Hani eskiden bir masal kültürü vardı ya? Hani uykudan önce anlatılırdı falan ve sonrasında bir tatĺı, bir derin uyku hali. Teşbihte hata olur mu, bilemem. Her neyse bu demokrasi, sanırım uygar dünyada böyle bir şey değil. Çünkü demokrasi olgusu, insanlık serüvenine bakınca çok merhalelerden geçmiş, çok merhale atlatmış veya çakılı kalarak bir adım öteye geçememiş görünüyor.
Bize gelince;
Hiç gelmesek daha iyi de, bir de ahde vefamız var.
Gelmek zorundayız.
Konuşmak zorundayız.
Yazmak zorundayız…
Her konuda durum tespiti önemlidir. Bir sonraki atılacak adımları belirler. Yol ve yöntem önemlidir. Bir matematik problemini masaya yatırdığınızda, en kestirme çözüm yolu yine bir formülden geçer. Doğru formül çözümün yoludur. Genç Cumhuriyetimizin her anlamda bir varlık ve bir yokluk sınavında olduğu, ulus devlet kimliğinin ülkeyi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar tarafından ötelendiği, örselendiği hatta ve hatta “demokrasi ve demokratlık sosu” ile yok sayıldığı bir süreç.
Türk yurdunda Türk demeyen iktidar ve Türk kelimesini ağzına almaktan imtina eden, almayan bir muhalefet yapısı.
Ateş çemberi sınırlar.
Yol geçen hanı olmuş bir vatan toprağı.
Tam takır kuru bakır kasa.
Kanun, hukuk, hak getire.
Anayasa değil banayasa.
İçeriye ali kıran baş kesen, dışarıya “aman efendim arzı hürmet ederim” anlayışında bir yönetim anlayışı vs. vs.
Soru hep aynı.
“Ne olacak bu memleketin hali?”
Cevabı Nutuk 11. Bölümden:
“Efendiler, bu vesile ile muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki: Sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i aslîyi, çok iyi tahlil etmek dikkatinden, bir an feragat etmesin!”
Ne mi olacak memleketin hali?
İktidarı ve muhalefeti boş verin.
Kukla tiyatrosunda kimi Dersim hayalleri kurar, kimi Ejder meyveli sımoti ayinlerinde millete şükür, sabır tavsiye eder.
Ortak özellikleri, ortaklıklılarıdır bana göre.
Yüzümüzü yine Atatürk’e döneceğiz. Onun fikirlerine, Aslanlı yolun rotasına gireceğiz, bu bir zorunluluktur ve tarihin izleri bunu işareti eder.
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:








