Bir Pazartesi Yeniden – İlkay Kumtepe Yazdı

Okul saldırılarının ardından sınıflara dönen çocukların yaşadığı kaygı ve korkuların doğru yönetilmesi gerektiğini vurgulayan İlkay Kumtepe, öğretmen ve velilere kritik uyarılarda bulundu.
Okul saldırıları sonrasında okula ara verilen birkaç gün sonrasında okula geri dönüş sürecinde çocuklarla bazı çalışmalar ve konuşmalar yapmak çocukların yaşadıklarını doğru anlamlandırmaları bakımından önemlidir. Bu süreçte yaşadıklarını ve daha çok duygularını anlamaya çalışmak gerekir.
Pazartesi okula başladığında aynı şeylerin kendi okulunda da yaşayabileceği korkusunu taşıyan çocuklar olacaktır. Bu kaygıyı yetişkinlerinden de almış olabilirler, duydukları/izlediklerinden sonra kendileri de oluşturmuş olabilirler.
Sınıfa girildikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmak ya da çok abartılı cümleler kurmak yapılmaması gerekenlerin başındadır. Onların ihtiyacı olan şey; duygularını ve kaygılarını anlayan, sakin ve tutarlı yetişkinleri yanlarında görmektir. Mutlaka durumdan kendisi de çok etkilenen bir öğretmen olabilir. Onun da sınıfa girmeden önce desteğe gereksinimi olabilir. Öğretmen olmanın en belirgin özelliği kendi kötü durumdayken bile başkalarının iyi olmasını sağlamaya çalışmaktır.
Çocuklarla durum değerlendirmesi yapılırken doğruluğu kanıtlanmamış bilgilerin paylaşımından ve belli gruplardaki çocukları hedef alacak konuşmalardan uzak durulmalıdır. Öncelikle okuldaki idare, rehber öğretmen ve diğer öğretmenler arasında bir konuşma yapılmalı. Hem öğretmenlerin iyi oluş durumları desteklenmeli hem de çocuklara yaklaşım konusunda ortak bir tavır ortaya konulmalıdır.
Çocuklarla konuşurken her çocuğun olaya ilişkin görüş ve duygularını açıklamasını beklemek doğru olmaz. Bazı çocuklar kendilerini sözcüklerle ifade edebilir ancak bir kısmı konuşmamayı, hiç tepki vermemeyi, gözlem yapmayı tercih edebilir. Bazıları ise davranışları ile (agresif olma, şakalaşma, fazla sessiz olma gibi.) kaygılarını dile getirebilmektedir. Her zamanki gibi öğretmenlerin davranışlara değil o davranış altında yatan nedene bakması gerekmektedir.
İlk derste duygularla ilgili alan açıp korkuları, kaygıları, üzüntüleri paylaşmak yerinde bir etkinlik olacaktır. Bu etkinlik konuşma çemberi şeklinde yapılırsa her çocuğun kendini ifade etmekte daha rahat olacağı görüşündeyim. Bu paylaşımlar sırasında ötekileştirme, değersizleştirme, eleştirme, etiketleme, aşağılama gibi davranışlara yönelim olmamasına dikkat edilmelidir. Birilerini suçlamanın öfkemizi yatıştırabileceği, bizi rahatlatabileceği ancak gerçeği görmemize engel de olabileceğini hatırlatmak gerekir.
Failler ile ilgili açıklamalar ve yorumlar yapmamaya özen göstermeli, olay ile ilgili hiçbir detaya girilmemelidir. Korku, öfke, güven konusundaki duygularını anladığımızı ve bunların gayet normal olduğunu anlatacak konuşmalarla devam etmeli, okul çalışanlarının okulun güvenliği ile ilgili çalıştıklarını belirtmek gerekir. Hep birlikte güvende hissetmeye ihtiyacımız olduğu belirtilerek okulda onların güvende olmaları için çalışanlar olduğunu örneklendirebiliriz. Kaygı ve korkularımızı yetişkinlerle paylaşmanın doğru bir yol olduğunu söylemek gerekir.
Çalışmanın devamında isteyenlerin resim ya da yazı yazabileceği söylenerek kısa bir serbest zaman bırakılmalıdır.
Her şey kaldığı yerden devam ediyor gibi görünse de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ama öğretmenler yine en önce çocukları düşünmeye ve onların iyi olma hallerini sürdürmeye devam edecek. Bundan hiçbir öğretmen yılmaz, yorulmaz. Sadece bu yoluculuğunda öğretmene destek sağlanması gerekir. Bunu beklemek en doğal hakkıdır.








