Tarihe Not Olsun – Melih Demirel Yazdı

Tarihe Not Olsun – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 05.06.2026 14:58
A+
A-

Ben Melih Demirel…

Bu zamana kadar yazdıklarımız ve yayınlarda söylediklerimiz herkesin hoşuna gitmemiş olabilir. Ancak temin ederim ki dün neredeysek bugün de oradayız; yani adı doğru olan gemideyiz. Çünkü doğru tektir, kıymetli okurlar. Biz doğruyu söyleriz, gerisi ise dokuz köyün problemidir.

İnsan bazen dönüp geriye baktığında, yürüdüğü yolun taşlarını daha net görür. Kimi zaman alkışlarla, kimi zaman ithamlarla, kimi zaman da türlü hesapların arasında ilerlersiniz. Fakat asıl mesele, yolun sonunda nerede durduğunuz değil; yol boyunca hangi ilkelere sadık kaldığınızdır.

Son dönemde özellikle CHP içerisindeki gelişmeler üzerinden şahsımıza yönelik çeşitli itibar suikastlarına maruz kaldık. Hakkımızda üretilen dedikodular, yakıştırmalar ve algı operasyonlarıyla bizi bulunduğumuz yerden söküp atabileceklerini düşündüler. Oysa fark edemedikleri bir şey vardı: Üzerimize atılan ve yapışmayan, ve de asla yapışmayacak  her çamur, mücadele gücümüzü  dahada  artırdı. Çünkü insanlar, samimiyetle kurulan bir mücadelenin hangi niyetlerle hedef alındığını görüyor. Nitekim hayatın gerçekleri de kendilerine ‘’Muhalifiz’’ diyen tetikçi aparat medyanın yansıttığından daha farklı oluyor.

Biz bir kültürden geliyoruz.

Bu kültürde dünyevi menfaatler uğruna insanları yarı yolda bırakmak yoktur. Rüzgâra göre yön tayin etmek yoktur. Halkın diliyle söyleyecek olursak, adam satmak yoktur.

Bizim anlayışımızda mücadele arkadaşlığı, makamların ve imkanların gölgesinde kurulmaz. Doğru bildiğin yolda beraber yürümeyi gerektirir. Elbette yanlışı olan mücadele arkadaşlarımızı uyarırız. Elbette geri dönülmez yollara saparlarsa da,  gerektiğinde yolun kenarına alır, hatalarını yüzlerine söyleriz. Ancak asla ve asla kendi yolumuzdan sapmayız. Çünkü kişiler gelip geçici; ilkeler kalıcıdır.

Bugün ilk kez açıkça ifade etmek isterim:

‘’ Bizlere, Kemal Kılıçdaroğlu ile yol arkadaşlığımızı bitirmemiz için maddi teklifler sunanlar oldu.’’

Haklı eleştirilerimiz bir takım muhterislerin canını sıkıyor diye önümüzü kesmeye çalışanlar oldu. Kalemimizi susturmak için çeşitli yollar deneyenler oldu. Maddi teklifler sundular. Buna paye vermeyince farklı yöntemlerle önümüze set çekmeye, sesimizi kısmaya, kalemimizi kırmaya çalıştılar.

Fakat ne mutlu ki bunlara bir gün bile teslim olmadan, baş eğmeden bugünlere geldik.

Ne mutlu ki kalemimizi satın alabilecek ve bizi susturabilecek bir para henüz icat edilmedi.

Ve ne mutlu ki bugün hâlâ başımız dimdik konuşabiliyoruz. Eğilmeden, sapmadan, kopmadan…

Biz meseleleri hiçbir zaman yalnızca bir parti meselesi olarak ele almadık. Dün de böyleydi, bugün de böyledir. Çünkü bizim için asıl mesele memleket meselesidir, memleketin kendisidir.

Bir siyasi hareketi, bir genel başkanı ya da bir kadroyu desteklemek; memlekete fayda sağladığı ölçüde anlamlıdır. Eğer memleketin menfaati ile kişisel veya siyasi hesaplar karşı karşıya gelirse, tercihimiz her zaman bu ülkenin çıkarlarından yana olur. Bu nedenle gerektiğinde alkışlar, gerektiğinde eleştiririz. Bundan sonra da aynı çizgide yürümeye devam edeceğiz.

Çünkü kalemimizin ve kelamımızın sahibi ne bir makamdır ne bir koltuktur ne de bir çıkar çevresidir.

Kalemimizin ve kelamımızın  sahibi vicdanımızdır.

Ve vicdanın sustuğu yerde hakikat konuşamaz.

Bugün yaşananları tarihe not düşüyorum. Kimlerin hangi hesaplarla hareket ettiğini, kimlerin hangi rüzgâra göre saf değiştirdiğini, kimlerin ise bütün baskılara rağmen bulunduğu yerde dimdik durduğunu elbet zaman gösterecektir, nitekim gösteriyorda…

Bizim acelemiz yok.

Hakikatin en büyük özelliği, er ya da geç ortaya çıkmasıdır.

Kıymetli yurttaşlar sözün özü;

Türkiye’nin geleceği çelikten yoğruluyor. Gaflet, dalalet ve ihanet kol geziyor. Hiç şüphe yok ki Anadolu’nun karanlık steplerinde güneş elbet bir gün tüm kudretiyle doğacak.

Ancak bu çelik, aldığı suyu unutmayacak…

 Kalın sağlıcakla.

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı