Kasnak Yuvarlanırsa Ne Olur? – Melih Demirel Yazdı

Siyasette en pahalı şey hafızasızlıktır.
Çünkü siyaset, unutanı değil; unuttuğunu sananı cezalandırır.
Şimdi çıkmışlar…
Adına da “Yeni Parti” demişler.
İnsan gerçekten merak ediyor.
Yeni olan ne?
Dün neydiniz ki bugün yenisiniz?
Fikriniz mi değişti?
İdeolojiniz mi?
Anlayışınız mı?
Siyaset yapma biçiminiz mi?
Yoksa değişen tek şey, oturduğunuz koltuk mu?
Türkiye’de “yeni” diye başlayan siyasi hikayelerin büyük bölümü, eski hesapların yeni tabelalara yazılmasından ibarettir. İsim değişir, logo değişir, Genel başkan değişir.
Ama karakter?
Ama huy?
Ama olmayan kumaş?
Bunları nasıl değiştireceksiniz?
Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşmış bir siyasi çınardır. Elbette yanlışları olmuştur, elbette kendi içinde kavgaları da olmuştur. Ama ilginçtir…
CHP’den ayrılan herkes, gafletle kendisini “asıl CHP” ilan etmiştir.
Sonra ne olmuştur?
Tarih cevap vermiştir.
1948’de ayrılanların son hali ortadadır.
1967’de ayrılanların tabelası bile unutulmuştur.
1980 sonrasında aynı siyasi gelenekten sayısız parti doğmuş,
DSP kurulmuştur, son hali malumdur.
Türkiye Değişim Hareketi, Memleket Partisi…
Her birinin en büyük yanılgısı altı oktan kopar, büyürüz yanılgısı olmuştur.
“Gerçek sosyal demokrasi biziz.”
“Halk bizimle.”
“Değişim burada.”
“Artık eski bitti.”
Sloganlarını hatırlarsınız değil mi?
Sonra sandık konuşur.
Sonra millet konuşur.
Sonra zaman konuşur…
Bugün o hareketlerin önemli bir kısmı ya tarihin dipnotudur ya da kurucularının dahi hatırlamak istemediği birer siyasi hatıradır.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nden koparak büyümeye çalışan her siyasi yapı, eninde sonunda şunu öğrenmiştir:
Bir partiden ayrılabilirsiniz…
Ama söz konusu devleti kuran Cumhuriyet Halk Partisi ise rüzgarın kayadan alacağı, en fazla toz olur…
Bugün aynı filmi bir kez daha vizyona soktular.
Oyuncular farklı.
Senaryo aynı.
Replikler aynı.
Sloganlar aynı.
Emin olun, final de hafif farklıklarla muhtemelen aynı olacak.
Üstelik işin ironik tarafı şu…
Cumhuriyet Halk Partisi’ni zayıflattıklarını sanırken, en büyük iyiliği yine CHP’ye yapıyorlar.
Çünkü bazen ayrılanlar yük olur.
Bazen gidenler, kalanların önünü açar.
Bazen budanan dal, ağacı küçültmez; güçlendirir.
Bir dava, makam arayanlarla değil; bedel ödemeyi göze alanlarla yürür.
Aidiyet, kurultay sonucuna göre değişiyorsa…
Ona dava denmez.
Sadakat, koltukla birlikte gidiyorsa…
Ona ilke denmez.
Siyaset; kırgınların sığınağı değil, inananların yürüyüşüdür.
Bugün kurulan bu partinin de yarın hangi noktaya savrulacağını görmek için kahin olmaya gerek yoktur.
Tarih yeterlidir.
Çünkü tarih, aynı kibri tekrar tekrar ödüllendirmez.
Ben bu satırları yalnızca bugüne yazmıyorum.
Yarına not düşüyorum.
Çokta uzak olmayan bir zaman dilimi sonrasında bu yazıyı yeniden açacağız.
Kim nerede kalmış…
Kim hangi ilkeleri unutmuş…
Kim hangi sloganı yutmuş…
Kim hangi tabelayı sökmüş…
Hep birlikte göreceğiz.
O gün geldiğinde kimsenin uzun açıklamalar yapmasına gerek kalmayacak.
Çünkü bazı sonlar, başladığı gün bellidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, nice ayrılık gördü.
Nice isyan gördü.
Nice “artık bitti” manşeti gördü.
Ama hepsinden sonra yine yoluna devam etti.
Çünkü kişiler gelir, geçer.
Hırslar büyür, söner.
Tabelalar asılır, indirilir.
Fakat yüz yıllık siyasi hafıza; günübirlik hesaplara teslim olmaz.
Belki bugün alkışlayanlar çoktur.
Belki bugün meydanlar taşıma kalabalıklarla doludur.
Belki bugün mikrofonlar uzatılır.
Ama siyasetin gerçek hakemi kalabalıklar değil, zamandır.
Ve zamanın verdiği kararların temyizi yoktur.
Biz bekleyeceğiz.
Çünkü tarihin acele etmediğini, ama mutlaka hüküm verdiğini biliyoruz.
Bugün “yeni” diye pazarlananların, yarın siyasetin tozlu raflarında hangi başlık altında anılacağını da biliyoruz.
Bu yüzden kimse kusura bakmasın…
Biz buna ayrılık değil…
Cumhuriyet Halk Partisi’nin metastazını arındırması diyorum.
Çınar, kuruyan dallarını döktüğü için küçülmez.
Daha sağlam kök salar.
Daha dik durur.
Daha uzun yaşar.
Şimdi bu satırları da tarihe bırakıyorum.
Bir gün yeniden okuruz.
Ve o gün…
Haklı çıkmanın huzuruyla sadece tebessüm ederiz.
Sahi…
Kasnak yuvarlanınca ne olur?
Hah…
İşte ondan…








