Altı pilli radyo – Yusuf İpekli Yazdı

Altı pilli radyo – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 22.08.2026 17:56
A+
A-

Çocukluğumda radyo çok pahalı, pil panzehir gibi kıymetli olmasına karşın evimizden altı pilli radyomuz eksik olmazdı.  Bu radyodan özellikle 13 ve 19 ajanslarını hiç kaçırmazdık. Hani ne derdi spiker “saat 13, şindi ajansları veriyoruz“. Arkasından rahmetli babamın deyimiyle hava labırı gelirdi ki, raporu nefes bile almadan öğrenirdik. Akşamları en büyük ablam radyo tiyatrosunu dinlerdi. Sabahları ise yöresel aşıkların tanıtıldığı programlar sayesinde güne güzel başlardık.

Bundan mıdır nedir bilmiyorum ama hayatım boyunca sıcak siyasete olmasa bile ülke gündemine karşı hep ilgi duydum. Her seçimde mutlaka kafama yatan adaylara veya onun partilerine oy vererek vatandaşlık görevimi en iyi şekilde ve bilinçli olarak yerine getirmeye çalıştım.

Ekonomi, kalkınma, basın, dernekler, bürokrasi, özelleştirme, iş, üretim, tarım, turizm, hayvancılık, yerel yönetimler, hükümet, meclis, partiler, liderler, eğitim, sağlık, sendikalar, seçim, bütçe görüşmeleri, sosyolojik yapı, kültür, atamalar, resmi gazete hatta hatta spor konusunda duyarlı olmaya özen gösterdim. İnternet çıkana kadar evime hep iki gazete girdi.

Özellikle bir çok insanın kulis benim siyasi dedikodu dediğim tespitleri merak içinde okudum / dinledim, okurum / dinlerim.

Her gün en sağdan en sola, liberalinden muhafazakarına, radikalinden ketumuna kadar onlarca köşe yazısı, gazete, dergi okurum. Siyasi tarih kitapları tercih ettiğim eserler arasında yer alır.

Ben de öteden beri farklı platformlarda gündem ile ilgili yazılar yazarım, yayımlanır.

İnan olsun hayatımın hiç bir döneminde bugün yaşadığın kadar şaşkınlık yaşamadım.

Bakınız temsil misal biri ortalama büyüklükteki bir büyük şehre belediye başkanı olmak istemiş.  Bunun için torbalar dolusu çil çil dolarlar, avrolar harcamakla kalmamış; torbalar, valizler, çuvallar dolusu en azından benim akıl sınırlarımı zorlayan miktarlarda dolar ve avroyu beni aday yap / yaptırın diye rüşvet vermiş.

Bu rüşvet gerçekleşmiş mi, gerçekleşmemiş mi elbette bilemem. Bakınız biri diyor ki ben bu rüşveti birilerine verdim. Diğerleri diyor ki almadık.

Rüşvet doğru ise bu rüşveti veren niçin bu kadar rüşveti verdi? Rüşvetle geldiği makamdan ne elde etti veya edecekti? Rüşveti aldığı iddia edilen kişi bu rüşveti niye aldı, eğer aldıysa rüşveti nereye koydu, ne yaptı, ne yapacaktı?

Rüşveti veren sadece başkan bey olmak için vermiş ise yazık. Yok makam aracılığıyla rant elde etmek için vermişse zaten çok ama çok yazık.

Bu nedir biliyor musunuz?

Anlarsınız ya şu meşhur değnek!

Anadolu bu konularda çok zengin.

Zamanın behrinde sığır çobanın karısı tutturmuş kocasına muhtar ol da muhtar ol.

Çoban bir sormuş yanıt yok, iki sormuş yanıt yok, üçüncüsünde demiş ki hanımefendi, “Ne sorup duruyon gıı, sağa mıkdar bağada mıkdar garısı diller, yitmiyo mu?”.

Bakınız kendisinden rüşvet istenen kişi neden rüşveti verirken suç üstü yaptırmadı da bugün akıl sınırlarımı zorluyan miktardaki meblağları üç beş kişiye rüşvet olarak verdiğini iddia ediyor.

Nereden bakarsanız bakın durum sadece karışık değil karmakarışık.

Vallahi billahi çıkamıyorum bu işin içinden.

Neden mi?

Neden olacak efendim altı pilli radyo dönemine takılı kaldığımdan olsa gerek başka neden olacak…

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

1964 yılı Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Somut Olmayan Kültürel Varlıklar kapsamında HALK ŞAİRİ ünvanı sahibi. Eserleri 1.Çığlığa Çağrı (Şiir) 2.Sensiz Akşamların Yorgun Geceleri (Şiir) 3.Gökyüzüne Kafa Tutan Sağanak (Şiir) 4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları) 5.Benekli (Çocuk Şiirleri) 6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir) 7.Oba (Roman) 8.Köşeli Yazılar I (Köşe Yazıları) 9.Köşeli Yazılar II (Köşe Yazıları)