Atatürk ve Cumhuriyet

15.11.2022 21:00
Okuma Süresi: 5 dakika
A+
A-
Atatürk ve Cumhuriyet

Hep şu soruyu sormak istedim. Şeriatçısı, Kürtçüsü, işbirlikçisi, mandacısı, kapısının önünde durdukları Batı, niçin hep birlikte Kemalizm’i yıkmaya yok etmeye çalışıyorlar?

Ulus devletten nefret edenler, neden Mustafa Kemal’den, Kemalizm’den , Cumhuriyetten de nefret ediyor?.. Ahmet Taner Kışlalının sözlerinde olduğu gibi ” Bir din devleti kurmak isteyenlerin karşısındaki en büyük engel Kemalizm’dir. Türkiye’yi etnik kökenlere göre parçalamak isteyenlerin önünde en büyük engel Kemalizm’dir” Diyor.  Bugüne bakınca, Batılı emperyalistlerin desteğiyle tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılan Kemalizm’i bir türlü mağlup edemeyen işbirlikçiler bu defa hangi oyuna başvuruyorlar resmi ortada değil mi? Atatürk’le baş edemeyeceklerini anladıkları için Kemalizm’i hedef olarak seçtiler. Türkiye’yi bu duruma Atatürk’e evet ama Kemalizm’e hayır diyenler getirdi.

CUMHURİYET VE KEMALİZM Türkiye’yi parçalamaktan, köleleşmekten, vatansız kalmaktan, yok olup gitmekten kurtarmaktır. ” Sürekli devrimcilik” ışığında kalkınma model için hala bir umut var. Neredeyse tamamen durmuş olan sanayimizin önünü açmalıyız, üretime yasaklanmış toprakları tarıma yeniden kazandırmalıyız, samanı bile ithal edecek duruma düşmüşsek hayvancılığımızı besicilerimizi desteklemeliyiz, madenlerimizi korumak, hakça ve insanca yaşamak adına yeniden hayata geçirilmesidir Kemalizm. Çağdaşlaşma, aydınlık, insanca özgür olmanın adıdır. Şimdi yeter ki önderlik etmesini bilecek, devrimci tavrını sesini yükseltecek biriyle üzerimizdeki korkulardan sıyrılıp mücadele etmesini bilelim. Yurtseverliğin onur şeref ve haysiyetine geri dönelim. Tarihe altın harflerle adını yazdıran Atatürk ve düşünceleri devrim anlayışı korunmalı. ” Ben size miras olarak akıl ve bilimi bırakıyorum ona sahip çıkın” demiş. Ama bugün bu anlayıştan çok uzakta değil miyiz? Toplumun sesini çıkaramadığı ülkelerde iktidarlar ‘ insanları daha da korkutmak yani sindirmek için baskıcı olur’. Anayasa, yasa, hak, hukuk, ahlak ve benzeri tüm kurum ve yapılar ayakta kalmalı güçlü olmalı özgür yaşamalı. Kemalizm işte aydınlığın akıl ve bilimin demokrasinin cumhuriyetin teminatıdır. Bu şanlı tarihi yaparken cumhuriyeti kurarken bu gücün yansımalarını unutmamalıyız, bunu yapanlar yazanlar akıl ve bilimle bütünleştirerek emanet olarak bırakmışlar. Cumhuriyet: bu ülkenin insanlarını çağdaş medeniyet düzeyine çıkarmak için kuruldu. Çağdaş medeniyet demek, insan gibi insan olmak ve tüm değerleriyle insan gibi yaşamak demektir. İşte Atatürk devrimleri fikirleri düşünce anlayışı ve özetin adı Kemalizm birlikte bunun için vardır. Akıl tükenmiş, ama bilimse adı bile anılmıyor. Bu kadar üniversitemiz var her yıl dünya bilimler akademisine yılda kaç bilimsel makale yolluyoruz acaba? . Bunu gördüğünüzde bilim ne kadar önemli bu ülkede bu vahim gerçeği görmemek mümkün değil. Ama hala farkında değiliz çok şeyin. Bize akıl ve medeniyeti bilimi miras olarak bırakan Atatürk’ü her yıl bir defa anmaya bile tahammülümüz yok. Bakar kör bir toplum olmanın ötesinde bildiğimiz başka ne var acaba? 84 milyonluk bir toplumda 3,5 4 milyon insan kitap ve gazete okuyorsa, her sabah içi boş senaryolarla hazırlanmış kadın abla bacı mutfak muhabbetlerinin alenen sergilendiği kadın programlarına 7-8 saatini ayırıyorsa. Medeniyet cumhuriyet akıl bilim çağdaş değerler aydınlık ve Kemalizm’in bıraktığı değerleri açıklayabilir mi? .Böylesine körleşmiş bir toplum doğası gereği duyarsızdır. Sonunda mutlaka yaşayacağı sonsuz acılar çekeceği olaylara bile vurdumduymazlıkla bakar. Okumayan körleşmiş duyarsız toplumlar korkak ve aynı zamanda unutkandır. Bu bir kısır döngüdür, sorgulayamayan konuşamayan toplumlar bunu bir yaşam biçimi olarak kabul eder. Peki, Türk halkı böyle bir yaşamı hak ediyor mu?. Her şeye rağmen bütün bu tıkanmanın yanıtını Türk halkı gene kendisi verecektir. Her halk layık olduğu biçimde yönetilir!..

Adana da dünyaya geldi babası dönemin tanınmış müzisyenlerinden gazelhan Ömer'dir. Küçük yaşlarda babasının teşvikiyle musikiyle tanıştı. Ankara Devlet Konservatuarına girdi. Ancak konservatuar eğitimini, daha sonra Yüksek eğitim için geldiği İstanbul da Güzel sanatlar Akademisine bağlı belediye Konservatuarında sürdürdü. Bir süre Emin Ongan idaresinde Üsküdar Musiki cemiyetine devam etti. Tıp eğitimi için gittiği İtalya'da fotoromanlarda oynadı. İtalyanlar ona Levent Seçer değil Laurent Seger demişlerdi. 1977 yılında dünyaca ünlü San Remo şarkı festivalinde kendi bestesi olan ( L'ultima Parola Di Una Donna) Bir Kadının Son Sözü adlı şarkıyı söyledi. 160 eser arasından 16 olarak başarı kazandı. Bir sinema filminde Ömer Şharif ve Liza Minneli ile oynadı. 2008 yılında Kültür Sanat Edebiyat evrensel değerler konulu çalışmasıyla Prof unvanı aldı. Bugüne kadar 16 kitap yayınladı, kitaplarından dördü çeşitli dillere çevrildi. Birçok uluslararası festival ve sanat etkinliklerine katıldı davet edildi ödüller aldı. Çalışmaları yurt içi ve yurt dışında çok sayıda dergi ve gazetelerde haber oldu. Uluslararası dahil çok sayıda haber kanallarında çeşitli makaleleri yayınlanmaktadır. Dünya sanat ve bilim akademisi üyesidir. UNESCO ve UNICEF'in uluslararası çalışmalarında görev almaktadır.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.