Atatürkçü Düşünce ve CHP – Hatice Topçu Yazdı

Mustafa Kemal Paşa ile Ali Fuat Paşa Harp Okulundan itibaren arkadaştırlar. Harp Akademisinde ve mezuniyet sonrası atama beklerken de beraberler. Hafiyelerce jurnallendiklerinde ve Bekirağa Bölüğü zındanına zaman farkıyla mahkûm edildiklerinde yine beraberdiler. Birlikte Suriye’ye sürüldüler. Savaş sonunda Suriye hareketlerinde Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın 7. Ordusunda kolordu komutanıdır. Savaş sona erip mütareke imzalandığında Halep’te yine birliktedirler. Mustafa Kemal Paşa, arkadaşına şöyle der:
“Padişah artık kendi tahtını düşünecektir. Bundan sonra millet artık kendi haklarını kendi savunacaktır. Bizim ve ordunun ona yardım etmemiz, yol göstermemiz lazım.”
Şimdi bunları niye tekrar hatırlatmak istedim? Çünkü tarihini bilmeyen bugün bulunduğu koşulları analiz edemez ve elbette yarınları öngöremez.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’ne gelince:
Sivas’ta birleşen direniş örgütleri Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra Halk Fırkasını kurdu. Devamında Cumhuriyet Halk Fırkası bugünkü adıyla CHP.
Yani CHP temelleri Millî Mücadelenin direniş örgütlerine dayanan partidir. Bu yüzden kurtuluşun ve kuruluşun önderi büyük Atatürk: “Biz Cumhuriyeti Sivas’ta kurduk” demiştir.
Büyük Atatürk, 15 Ekim 1927’de partisinin II. Büyük Kongresinde ‘Nutuk’ u okumaya başlar: “Efendiler, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük kongresini açıyorum. Fırkamız geçen ızdırap seneleri içinde milletimizin hayatı ve şerefi için gösterdiği yüksek azim ve iradenin temsilcisi olarak bundan dokuz sene evvel meydana çıkmıştı. Bütün Anadolu ve Rumeli’yi kapsamak üzere ilk genel kongremiz Sivas’ta yapılmıştı.”
Yani içinde bulunduğumuz tarihsel süreçte CHP’nin tarihinin Türkiye’nin tarihi olduğunu bilmek gerekiyor. CHP, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla sonuçlandırmış, Cumhuriyeti ilan etmiş bir partidir.
Şimdi 23 yıllık iktidar varlığını sürdürebilmek için bu partiyi yok etmek istiyor. Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultay hakkında dava açıldı. Davanın mağduru ise Kemal Kılıçdaroğlu!
Davanın açılmasına sağlayan eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş!
Türk siyasetinde çıkar ilişkileri her zaman demokrasiye zarar vermiştir. Demokrasiyi içselleştirememiş dünün genel başkanının kendi partisini taşıdığı noktadır burası.
Kimlerle?
AKP’den devşirdiği isimlerle!
Nitekim Kılıçdaroğlu, CHP’ye 13 yıl genel başkanlık yapmış, defalarca seçim kaybettiği halde örgütü ona şans vermiş, nihayetinde 2023 seçimleri öncesi 6’lı masa katılımcı partilerine 39 milletvekili hediye etmiş, yine seçim kaybetmiştir.
Üstelik bu milletvekilleri arasında Birinci Silivri operasyonları dönemi Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve AKP’li birçok eski isim var. Şimdi o vekillerin transferi ile 400’e ulaşıp Anayasa değişikliği kotarılmaya çalışılıyor.
Suriye’nin kuzeydoğusunda kurulan BOP’un uzantısı yapı için Türkiye’nin desteğini alabilmek adına PKK’nın sözde tasviyesi sağlanmış, “Terörsüz Türkiye” sloganıyla mecliste “Barış Süreci Komisyonu!” adıyla gizlenen “Yeni Anayasa Komisyon!” çalışmaları başlamıştır.
Bir yanda ana muhalefeti yok etme operasyonları, bir yanda “Mecliste Ortak Komisyon” adıyla iş birliği önerileri…!
Gelelim CHP’ye:
CHP, olanı olduğu gibi kabul etmeyen, asla boyun eğmeyen, direnen ve mutlaka çıkışa inanan, yeni bir yol olmadığını görünce yeni bir yol açan büyük bir liderden kurduğu, tarihsel kökleri olan bir partidir.
13 Kasım 1918 tarihinde Adana treninden inen, Haydarpaşa rıhtımına bastığında boğazda 55 düşman gemisinin zafer sarhoşluğu içinde bulunduğunu, azınlıkların durumu sevinç çığlıklarıyla desteklediklerini gören liderinin “Geldikleri gibi gidecekler!” dediği partidir.
Yine Çanakkale’den döndüğünde arkadaşı Salih Bozok’a:
“Salih bu milletle yalnız savaş kazanılmaz, daha büyük işlerde yapılabilir. Biz uygarlık savaşını da kazanmalıyız. Böyle yerlerde bizim insanlarımız da oturabilmeli, onur içinde yaşama sevincini tadabilmeli, yenilenmeli, çağa ayak uydurabilmeli. Büyük devletlerin ayakları altında kalmaktan, küçük görünmekten kurtulmalıyız!” diyen, Mondros Mütarekesini okuduğunda: “Bütün felaketlere rağmen ben Türk’ün sesini işittirebileceği kanaatindeyim. Bu yolda işe başladım” diyen essiz bir liderin kurduğu partidir CHP.
Şimdi bu teslimiyet niye?
Atatürk’ü silme noktasında çok şey yapıldı. Sıra CHP’nin tarihten silinmesine geldi. Böylece karşı devrim güçleri bir kaleyi daha zapt etmiş olacaklar.
Hani programlı mitingler diyeceksiniz. Yeni genel başkanın dur durak bilmeden, dinlenmeden koşuşturmasından söz edeceksiniz. Çabaları takdire değer ancak yeterli değil. Yeterli değil çünkü geç kalınmış süreçler. Öyleyse Mustafa Kemal Paşa’nın deyimiyle Sivas’ta kurulan Cumhuriyet’in kararlarına bakalım.
- Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
- Milli gücü etkin, milli egemenliği de hâkim kılmak şarttır.
- Manda ve himaye kabul edilmez.
- Türk ülkesini parçalamaya yönelik her türlü girişim kabul edilemez.
- Hıristiyan azınlıklara ayrıcalık tanınamaz
Ve devamında Meclis toplanması ve direniş örgütlerinin birleştirilmesi var.
İçinde bulunduğumuz koşullarda tarih geriye sarılmış ve bu kararların yeniden uygulanması noktasına gelinmiştir. Öyleyse CHP tıpkı kurucu önderinin yaptığı gibi mevcut sistem içerisinde bir yol bulamazsa, yeni bir yol açmalıdır. Bu bağlamda:
- CHP’nin vatanın bütünlüğü ve bölünmezliği konusunda “Terörsüz Türkiye” adıyla kotarılan komisyona katılmaması ve elbette PKK’nin sözde feshi ile Suriye’de burnumuzun dibinde kurulmaya çalışılan BOP’un “Büyük Kürdistan” projesinin Suriye ayağı konusunda Sivas Kongresinin 1.ve 4. Maddelerinin gereğini yapması,
- CHP kurultay davası ile ilgili mağdur, şahit ve destekçileriyle ilgili bütün gerçekleri korkusuz bir şekilde kamuoyuna sunması,
- Parti içine Kılıçdaroğlu tarafından yerleştirilen ve partiyi içerden yıpratmaya çalışan kalıntıların tespiti ve gereğinin yapılması,
- Gerekiyorsa kurucu önderinin yaptığı gibi “Sine-i millete bir ferd-i mücahit” olarak dönülmesi, yani meclisten çekilinmesi ve Sine-i Millete dönülmesi adımlarının atılması gerekiyor.
Özetle CHP’nin Altı Ok’un devrim ilkesi gereği sürekli kendini yenileyerek, ülkenin güvencesi olması gerekiyor.








