Aydınlık Özgürlük Şarkının Adı Bu Olmalı | Prof.Dr. Levent Seçer Yazdı

Aydınlık Özgürlük Şarkının Adı Bu Olmalı | Prof.Dr. Levent Seçer Yazdı
Yayınlama: 10.04.2023 22:50
A+
A-

Atatürk devrimleri ve kurtuluş savaşı yaşadı bu millet ve tarihin adını bir daha silinmeyecek biçimde yazdı.

Hayalim odur ki Samsun’a çıktığı gibi. Şimdi 15 MAYIS sabahına da işte böyle bir tarihin adına yakışır biçimde uyanacak. Sen yanmazsan ben yanmazsam kim çıkar karanlıklardan aydınlıklara şarkının adı bu olmalı bana göre. Korkularım odur ki eğitimi düşük akıl ve bilim gerçeklerini kavrayamayan cehaletin bu gerçeği göremeyecek olması. İşte böyle bir cehaletle seçime gitmenin sonunda dilerim felaket yaşanmaz sağ duyu kazanır.

Toplumu yoksullaştırmak korku ve mutsuzluk çarkının ortasında bırakmanın getirisini beklemek tükenmişliğin adı değil mi? Sadece gördüğüne değil ama söylenenlere inanan bir toplum yaratılmışsa yapacak bir şey kalmıyor. Burada beni en çok korkutan üzen de aydınların sessizliği, cehalete karşı asıl şimdi mücadelenin hızlandırılması gerekmez mi? Birde Atatürk adının arkasına saklanan sahte Kemalistler var yanar döner Atatürkçüler. Kendilerine bile güvenmeyen bu sahte Atatürkçüler toplumsal çağdaş değişim anlayışına zarar verdiklerinin farkındalar mı acaba? Bugün 2023 Türkiye’sinde Cumhuriyetin 100 yılına yakışır bir bayramın kutlanamayacak olması bile onları rahatsız etmiyor mu acaba? Benliğini ruhunu onurunu karakterini çıkar adına satanların buna verecek cevapları olamaz bunu biliyorum. Ama bugün otoriter bir anlayışın ellerine bırakılmış bir demokrasi, oradan kurtulmak için tek başına çırpınıyor ama ne yazık ki bu kimsenin umurunda değil. Bir daha demokrasi çağdaş değişim insan hak ve özgürlükleri insanca bir yaşam tek başına kalacak bu ülkede. İnanç saygınlığının bile siyasetin ortasında kullanıldığına bakınca, 2023′ te cumhuriyetin adının değiştirilmesi yılı olacağı acı veriyor insana. Hak hukuk adalet anlayışının tümüyle tüketilmesini görmek korkutucu değil mi? Demokrasi değerlerinin Gambiya, Uganda, Nepal ‘den bile geride bırakılan bir ülke resmi. 32 milyon 150 bin insanın yoksul olduğu, yüzde 60/4 dolayındaki kesim açlık sınırında yaşadığı bir durum var ortada. Tüketici Hakları Derneğinin açıkladığı Resmi sonuçlar bunlar. Demokrasi cumhuriyet laiklik hak hukuk insan hak ve özgürlükleri tümüyle çarklar arasına sıkışıp kaldığı bir resimle seçime gidiliyor. Cehaletin hakim olduğu bir anlayışla nasıl seçim yapılacak sonuçları ortada. Burada tarihi bir seçimle iktidar hırsının ortaya çıktığı görülüyor, buda vicdan ve aklı devreden çıkartarak ülkenin büyük acılar yaşaması demektir. JOHN KEYNES Dünya iktisat tarihinin en önemli düşünürlerinden birisidir. ” Ben Ekonomistim ama bununla birlikte Özgürlük sevdalısıyım, Özgür olmayan toplumlarda ekonomi sağlamak mümkün değil, halkın yaşamsal değerlerini yok edersiniz, buda o toplumu felakete sürükler, halk hiçbir zaman kendisini yönetenlerin kölesi değildir” demiş. KEYNES ” Totaliter siyasetçiler halkı köleleştirip özgür bırakmadıkları sürece sözde bir özgürlükten söz etmek inandırıcı olamaz” Şimdi yaklaşan tarihi bir seçim süreci ve buna ülke kaderinin burada yazılması demek daha doğru olacak.  Kör ve duyarsız toplumlarda yazı silinmez, hep aynı acımasızlığı, korkuyu baskıyı, ezilmişliği, zulmü, üzerine ölü toprağı serilmiş insanı döne döne anlatır. Karanlığın egemen olduğu toplumlarda 20, 30 yıl öncesinin yazısı sürekli anlatır kalır. Yaşananlar yaşatılanlar unutulmaz kötüler kötülükler zalimler zalimlikleri sadece isimle değişerek taze ve diri kalacaktır. Bugün dilerim bu tıkanmayı acıyı umutsuzluğu yaşayan halk, sinmiş ligin acısını, matemin döngüsünde biteviye dönüp durmanın tükenmişliğini görüp buna göre kararını verecektir. Halkın kendi kaderini kendisinin onaylayacağı bu tarihi seçimle karanlıkların aydınlıklara dönüşmesi özlenen budur.

Adana da dünyaya geldi babası dönemin tanınmış müzisyenlerinden gazelhan Ömer'dir. Küçük yaşlarda babasının teşvikiyle musikiyle tanıştı. Ankara Devlet Konservatuarına girdi. Ancak konservatuar eğitimini, daha sonra Yüksek eğitim için geldiği İstanbul da Güzel sanatlar Akademisine bağlı belediye Konservatuarında sürdürdü. Bir süre Emin Ongan idaresinde Üsküdar Musiki cemiyetine devam etti. Tıp eğitimi için gittiği İtalya'da fotoromanlarda oynadı. İtalyanlar ona Levent Seçer değil Laurent Seger demişlerdi. 1977 yılında dünyaca ünlü San Remo şarkı festivalinde kendi bestesi olan ( L'ultima Parola Di Una Donna) Bir Kadının Son Sözü adlı şarkıyı söyledi. 160 eser arasından 16 olarak başarı kazandı. Bir sinema filminde Ömer Şharif ve Liza Minneli ile oynadı. 2008 yılında Kültür Sanat Edebiyat evrensel değerler konulu çalışmasıyla Prof unvanı aldı. Bugüne kadar 16 kitap yayınladı, kitaplarından dördü çeşitli dillere çevrildi. Birçok uluslararası festival ve sanat etkinliklerine katıldı davet edildi ödüller aldı. Çalışmaları yurt içi ve yurt dışında çok sayıda dergi ve gazetelerde haber oldu. Uluslararası dahil çok sayıda haber kanallarında çeşitli makaleleri yayınlanmaktadır. Dünya sanat ve bilim akademisi üyesidir. UNESCO ve UNICEF'in uluslararası çalışmalarında görev almaktadır.