Barış En Kıymetlidir

19.06.2022 20:30
Okuma Süresi: 12 dakika
A+
A-
Barış En Kıymetlidir

YÜZLEŞME…

Bilgi gücünüzdür diyor filozoflar ve devamında da “Bugünün akıllı insanı, gelecekle korkusuzca yüzleşir…” diye de ekliyor.

Yüzleşme hassas bir nokta ve cesaret gerektiren bir eylemdir. Bilim egemen bir bakış açısı ile dünyayı kucaklayan, geçmişten aldığı derslerden kendine pay çıkaran toplumlar, hiç şüphesiz ki, geçmiş ve gelecekleri ile korkusuzca yüzleşecektir. Tarihteki yaşanmış olaylar ve bugünlere kadar uzanan izleri bizlere bir şeyler söylemektedir. Elbette ki,  bu söylenenleri, anlayabilene.

16 Haziran 2022 gecesi Medya Siyaset TV, Gündemin İçinden programında bir Komutan Amirali konuk ettik. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz. Tarihin izlerini, bugünü ve yarınları konuştuk.

Neden mi?

Bugünlerde doğru adımlar atıp, yarınlarımız ile korkusuzca yüzleşebilmek için…

HANGİSİ?

Son günlerde, uluslararası anlaşmaların kesin hükümlerine rağmen, Yunanistan’ın Ege denizindeki silahsız ve askersiz olması gereken adalar ile ilgili oldubittilerini masaya yatırdık.
Yeni bir olay değil bu durum aslında. “Bugünlerin mütareke basını” olarak değerlendirdiğim görsel ve yazılı medyada konunun bir anda gündemin ana başlıkları arasına oturması, köpürtmesi, sekiz sütuna manşetlere çıkması, bizleri zamanlaması açısından düşünmeye zorluyor.

Ege’deki bu Yunan oldu bittisine, uzun yıllardır gözleri kör, kulakları sağır bir tavır takındığını değerlendirdiğim bir yönetim anlayışı ve onun tek sesli korosu, Türkiye’nin bir seçim dönemine girmek üzere olduğu şu günlerde, Yunan siyasetine karşı neden kılıç kuşatmış olabilir? Önceki suskunluğunun sebebi nedir? Acaba, uzun bir dönemden sonra gelen bu efelenme, uluslar arası arenada, gerçek bir hak arama mı yoksa yoksa sandık siperlerini hedefleyen bir “ver mehteri” olayı mı? Düşünebilen akıl soruyor.
Hangisi?

‘’ESAS HESAPLAŞMA İSE HENÜZ BAŞLAMAMIŞTIR…”

Konuyu Emekli Amiral Cem Gürdeniz ile  enine boyuna konuştuk ve kendisinden faydalı bilgiler aldık.
Sağ olsun…

Cem Gürdeniz Amiralin konu hakkındaki düşünce ve önerilerine bir kaç satır ile değinmek istiyorum. Tespitler tarihin izlerinden gelip, yarınlara kadar yürüyor.

Amiral Gürdeniz;
“Şu an Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşananlar, küresel jeopolitiğin yansımalarıdır” diyor Komutan Amiral ve ekliyor; Küresel jeopolitiği anlamadan, bölgesel jeopolitiği anlayamazsınız. Bu neye benziyor? Teoriyi anlamadan pratiği anlayamazsınız, Stratejiyi anlamadan, taktiği anlayamazsınız…”

Aslında yukarıdaki ifadenin özü “büyük resmi görün ve kendi bölgenizde içinden geçtiğiniz süreci o büyük resme göre anlamdırın, adımlarınızı ona göre atın.

“Dünya yüz, yüz elli yılda bir küresel hegemonya değişikliğine uğrar. … Şu an hegemonya el değiştiriyor, sorun bu. Pax Sinica (Çin’in dünya düzeni), Pax Americana’dan (II. Dünya Savaşı’nın ardından 1945’ten günümüze kadar Batı dünyasında süregelen ve Birleşik Devletler ‘in dünyanın en büyük askeri ve diplomatik gücü olduğu döneme rastlayan görece barış dönemini tanımlamak için kullanılan terim.) görevi devralıyor.

Nedir bu görev?

Bu görev verilen bir şey değil, bu otomatik olan bir şey, yani bir küresel hakimiyet.

Bugün, 2030 yılında  Çin”in tüm alanlarda ABD’yi geçecek olması, içinden geçilen krizi sebebidir. Herkes Rusya Ukrayna krizinde, büyük bir devletin küçük bir devlete müdahalesi olarak gördü ama olayın büyük resmine bakınca olay o değil. Olay tamamen, Avrasya dediğimiz o büyük ada ile ABD dediğimiz adanın büyük bir mücadelesidir. Ukrayna’daki yaşananlar sadece küçük bir cephesidir. Esas hesaplaşma ise henüz başlamamıştır”

Komutan Amiralin dikkat çekmek istediği büyük resim bizlere bunu anlatıyor. İçinden geçilen süreç de, yarının olayları hakkında ufkun ötesini, böyle işaret ediyor.

‘’KURTULUŞ VAPURUNUN HİKÂYESİNİ LÜTFEN HERKES AÇSIN VE OKUSUN…”

“Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri incelerken de, ABD adası ile Avrasya adası arasındaki mücadeleyi ve kenar kuşak jeopolitiğini çok iyi görmemiz lazımdır. Türkiye 1945’ten sonra kenar kuşağa dahil edilmiştir. Türkiye, işgal edilmemiş ve kan dökülmemiş bir ülke  olmamasına rağmen, 1947’den itibaren Truman doktrini ve 1952’den itibaren de NATO’ya girerek,  kendi isteği ile ve  jeopolitik gücünün farkında olmadan batıya teslim olmuş bir ülke haline gelmiştir.”

Bana göre de, ülkemizin içinden geçtiği tarihsel süreç ve bugünlere kadar gelinen dönem “kendi gücümüzün farkındasızlığı ve onun olumsuz sonuçlarıdır.

“Türk Yunan sorunlarına bakınca, tonla, saymakla bitmez ama bunun ortasını bulalım. Niçin 1930-1955 yılları arasında Türk, Yunan sorunu yoktu? Neden yoktu?
Bu soruyu soralım ve cevabına bakalım.

Venizelos ve Atatürk arasındaki dostluk, 1930’da iki ülke arasındaki denizcilik işbirliği anlaşması imzalatılacak kadar gelişmiş ve Atatürk’ün emri ile 1923’te üç mil olan karasularının altı mile çıkarılacak kadar iyi ilişkileri kapsaması, öte yandan, Yunanistan’ın iç savaşı, Alman işgaline uğraması,  kıtlık vb. sıkıntıları ve Türkiye’nin yardım eli. O günlerde Yunanistan’a kim yardım etti? Göçmenlere kim kapılarını açtı? Kurtuluş vapurunun hikayesini lütfen herkes açsın ve okusun.”

BİR KUKLA TİYATROSU…

Nereden nereye…
Bugün yine birilerinin omuz atması, amiyane tabir ile gaza getirmesi sebebiyle, iki komşu ülke arasındaki tutum ve davranışların, yeniden bir çıkmaza sürüklendiği gerçeği ile karşıkarşıyayız. Bugün gelinen düzeyde, yaratılmak istenen ve bazı noktalarda da başarılı olunan Türk Yunan dalaşı, suyun karşı yakasının, tarihten ders almadığı ve tıpkı 1919’da olduğu gibi, bir kez daha sırtını sıvazlayan birileri tarafından bir çukura çekildiği anlaşılıyor.

Komutan Amiral;
“Böylesi bir dönemden sonra neden Türk Yunan düşmanlığı körüklendi? Yunanistan bir vekil devlet, bir tampon devlet olarak Londra Borsalarında kurulup emperyalizmin emrine verildi. İki halk arasında sorun yok ama Yunan devleti ve onun etkilediği fanatik halk arasında ciddi sorunlarımız var. Bir kere kilisenin gücüne inandırılmışlar, ikincisi Megali ideaya inandırılmışlar. Batı medeniyetin üç sacayağı vardır, Hıristiyan dini, Roma hukuku ve Yunan felsefesi, buna inandırılmışlar. Bu inandırılmışlık anaokulu, ilkokuldan başlamasına rağmen Turist olarak gidenler veya gelenler birbirinden hep iyi bahseder. Neden? Halklar arsında zaten sorun yok, sorun devletler arası bir sorun bu da jeopolitik. Yunanistan’ın temel sorunu Amarika ve Avrupa’daki diasporanın etkisi altında kalmasıdır. Yunanistan’ı kendi devlet çıkarları için çok iyi kullanmaktadırlar. Yunanistan, ABD’nin 51. eyaleti olmuştur. ABD’nin silahlı kolonisi diyorum daha ne diyeyim? Benim yazılarım Yunancaya da çevriliyor ve bana destek veren Yunanlı siyasetçiler var, bunu nasıl izah edeceksin?’’

Bir Komutan Amiral daha ne desin?

Kukla ve kuklacıyı tarif ediyor aslında. Hem de öyle bir kukla tiyatrosu ki çok büyük bir sahnede, dünya sahnesinde, yeniden gösterime sokulmaya çalışılan bir kukla tiyatrosu.

‘’YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ!’’

‘’ Türk Yunan ilişkileri asla ve asla savaşa dönüşmemelidir. Yunanistan Türkiye’yi asla ve asla denememeli, test etmemelidir. Türkiye’nin düşmanlığı, Türkiye’nin dostluğunu çok aratır. Savaşın özü demir ve kandır. ABD falan kurtaramaz… Yunanistan’da demir de yok, kanda yok, ABD’nin demirine güveniyorsa o demir yetmez… Yunanistan’a ben söyleyeyim, şu an bir tane Kemal Atatürk yok, binlerce Kemal Atatürk var, böyle bir hata kesinlikle yapmasınlar…’’

‘’Buradan hükümete de tavsiye yapalım. Uluslar arası hukuku kullanalım, İç siyaset bu kadar polarize olmuşken, bu kadar kutuplaşma yaşanıyorken, Yunanistan ile kalkıp silahlı bir çatışmayı bence düşünmeyin. Atatürk’e 1937 yılında Yunanistan ile savaşı nasıl kazandığını sormuşlar, Atatürk cevaben ‘’Siz Yunanistan ile olan savaşı nasıl kazandığımı değil, Yunanistan’ı nasıl dost ettiğimi sorun’’ diyor. Barış en kıymetlidir. Barışı görmek istiyorsanız örneğinizi Ukrayna’dan alın. Buradan batı devletlerini de tavsiyemizi yapalım, sakın Yunanistan’ı 1919 gibi kışkırtmayın, NATO 1919’un İngiltere’si değil, çok farklıdır, NATO’nun ne olduğunu gördük, Yugoslavya’yı koruyamadı, Afganistan’dan kaçar gibi gitti, şu ana kadar kazandığı tek zafer yoktur, otuz ülkenin konsensus sağlaması mümkün değildir, o yüzden Türkiye’nin akl-ı selimine güvenin, Türkiye’de Yunanistan’ı, başta Lozan olmak üzere, uluslararası hukuku, anlaşmaları kullanarak masaya getirmeli. Silahlı çatışma aşamasına iki taraf da gelmemeli ve iki tarafında bu aşamaya gelmemeleri konusunda medeni ülkeler olduğunu düşünüyorum…’’

Demirden, çelikten ve kandan ifadeler bunlar. Hem de bir Kaptan-ı Derya’nın dilinden tüm dünyaya dökülüyor. Küresel ve bölgesel jeopolitiğin sözlere dökülmüş bir ifadesi.

Bir akıl ve bir barış dili. Dünyayı ve olayları Mustafa Kemal’in gözlerinden gören ve anlamlandıran bir akıl.

Yazımın başında, bir filozofun sözlerinden alıntı yapmıştım.

‘’Bugünün akıllı insanı geleceği ile korkusuzca yüzleşir.’’

1915’i, 1919’u, 30 Ağustos ve 9 Eylül’ü yaşamış bir Başkumandanın, Mustafa Kemal’in çocukları olarak, geleceğimiz ile korkusuzca yüzleşebilmemiz için, son satırlarımı, yine onun bir sözü ile bitireyim;

‘’Yurtta barış, dünyada barış!’’

Atatürk ile kalın.

Selam ile…

Cem Ayaz

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. verullah dedi ki:

    Siyaset meydanı her zaman olduğu gibi çok değerli konuklarını ağırlamaya ve bizde herzaman ki gibi yayınlarınızı sabırsızlıkla ve beğenerek izliyoruz.. doğru öğreniyoruz, öğretiyoruz.Başarılı programlarından dolayı sevgili sunucu,yazar,gazeteci,komutan Cem AYAZ ı tebrik ediyorum, alkışlıyorum, muhteşemsiniz..

  2. Saime Selma Karataban dedi ki:

    Gerçekten çok güzel ve aydınlatıcı bir yazı, umarım gerekli yerlere de ulaşır. Gönlünüze sağlık.