Direneceğiz – Hatice Topçu yazdı

Direneceğiz – Hatice Topçu yazdı
Yayınlama: 07.09.2025 17:45
A+
A-

Bugün Pazar, yarın itibariyle daha da sertleşecek bir süreç ülkemizi bekliyor.

Örneğin İstanbul İl Başkanlığına kayyum olarak atanan Gürsel Tekin il binasına nasıl girecek?

Belki polis ablukası altında!

Bu mümkün. Çünkü bir siyasi partinin il başkanlığına kayyum atayan irade atadığı kayyumu polis ablukası altında il binasına sokar. Kayyum olarak atanmayı kabul eden kişi de polis ablukası altında il binasına girmeyi kabul eder.

İkinci kayyum beklentisi de CHP genel merkezine. Kayyum olarak atanacak isim belli, etrafında yuvalanmış isimler de…

Peki, 15 Eylül’de yapılacak mahkeme kararının açıklanmadan önce genel merkeze kayyum atanır mı?

Tedbiren denilir ve atanır. Sonrası yine polis ablukası kayyum başkanın merkeze sorulması…

Peki, CHP’nin bu ihtimallere karşı tedbir seçenekleri var mı?

Umarız vardır.

***

Siyasetteki sertleşme bütün gündemi kapladı ve halkın gündemi arkada kaldı. Halk olanları da izlemiyor inanın. Çünkü devletin tepesindeki çekişmeler halkı yordu. Ülkeyi yönetmeye soyunan isimlerin taht kavgalarından halk bıktı usandı. Ne seçime ne de sandığa inancı kaldı. Çünkü güç ve iktidar için bu denli hukuksuz işlemin olduğu bir ülkede, seçim kazanmak için neler yapılmaz ki!

SEÇSİZ sistemine gelmeyeceğim, seçim güvenliği için yapılan sayısız çalıştay, sempozyum, konferans, açık oturum ve benzeri… Ne yazık ki sonucu değiştirmiyor. Değiştirmez çünkü bütün kaleler zaptedilmiş durumda ve hepsinden önemlisi insan kalitesi. Siyasete çöreklenmiş almaya odaklı karakterler…

***

Siyaseten almayı önceleyen ve hayatın anlamı yerine koyan isimler her zaman Türk siyasetinde olmuştur.  Ama hiç bu dönemde olduğu kadar çok isim bir araya gelmemişti. Hiç bugünkü kadar isim kapılar arkasında karşı cephelerle planlar yapıp, sonra kamuoyu önüne çıkıp, yüzü kızarmadan nutuklar atmamıştı.

Elbette bu yazının konusu almaya yönelik bu insanların kişilik analizi değil. Amacım Türk siyasetinin geldiği noktayı ortaya koyabilmek. Amacım halkın içine çekildiği umutsuzluk ve bu umutsuzluğun çözümünde siyasete olan güvenin azalması hatta yok olma noktasına getirilmesi…

Çünkü gerçek sorun karşı devrim güçlerinin adım adım ilerleyerek ülke siyasetini getirdikleri çıkmazdır. Oluşturulan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve onun tek adam yönetimidir.

Sorun mühürsüz oylarla referandum kazanılırken, gerekenin yapılmamasıdır.

Sorun diplomasız isimlerin oturdukları koltuklara oturmaya devam etmeleridir.

Sorun gündeme her gün düşen haksız, hukuksuz uygulamalardır.

Sorun yargının, basının, üniversitelerin ve tüm ülke dinamiklerinin ele geçirilmesi ve emperyalizme hizmet etmesidir.

Sorun vahşi kapitalizmin bütün araçlarıyla ülkemize girmesi ve halkımızı inim inim inletmesidir.

Şimdi sorum şu bu sorunları çözmek için, ele geçirilmiş yargıya, konuşmaktan korkan üniversite hocasına, gerçeği saptıran basına rağmen ne yapılacağıdır?

15 Eylül mahkeme kararında mutlak butlan çıkarsa, CHP delegelerinin duyurusuyla 21 Eylül’de yapılacak olan 22. Olağanüstü Kurultay yapılır mı? Yapılırsa atanan kayyumun görevde kalma süresi Özgür Özel’in söylediği gibi 6 gün mü olur?

Özgür olmayan ve dünya demokrasi sıralamasında sonlarda yer alan bir ülkede neler olmaz ki!…

Belki en önemli sorulardan biri de demokrasinin olmadığı bir ülkede muhalefet olur mu? sorusudur.

Olur, Bunu kurtuluş ve kuruluşumuzun lideri Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ten biliyoruz.

Halka güvenir ve gücünüzü haktan alırsanız olur!

Her geçen gün ivme kazanan kadın cinayetleri, çocuk istismarı, işsizlik, açlık sınırının altında ücret alan asgari ücretli ve ölüm sınırının altında ücret alan emeklinin içine çekildiği çaresizliğin çözümüne yönelik söylemler, açlık, yokluk, sefaletin, hizmet alanı olan eğitim ve sağlığın alınıp satılması konularının bu denli arkada kalması, halkın arkada bırakılması demek değil midir?

8 Ekim Pazartesi günü çok karanlık bir güne uyanabiliriz!

Olanlar olacakların habercisidir.

Bu bağlamda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı yapmış tecrübeli siyasetçi Murat Karayalçın “Direneceğiz!” demiş.

Çözümü Sayın Karayalçın söylemiş “Direneceğiz!”

Peki, halkın arkada bırakıldığı bir tabloda direnmek mümkün mü?

Bekleyip göreceğiz.

Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans eğitimini işletme alanında, yüksek lisans eğitimini; Eğitim Bilimleri, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim iş kolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. 21.02.2019 tarihinde kamudaki eğitim yöneticiliği görevinden emekli oldu. Eğitimci-Yazar-Şairin; TODAİE Hazırlık Kılavuzu, iki adet şiir, on bir adet çocuk ve genç edebiyatı olmak üzere toplam 14 adet kitabı bulunmaktadır. Ayrıca eğitim bilileri aralında ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır. Meslek hayatı boyunca çok sayıda ulusal proje ile Avrupa Birliği projesi yazmış ve yönetmiştir. Eğitim bilimleri, proje döngüsü ve kişisel gelişim alanlarında çok sayıda eğitici eğitimi sertifikasına sahip olup yetişkin eğitimleri vermiştir. Halen çeşitli gazete ve haber sayfalarında makaleler yazmaktadır. Medya Siyaset Yayın Grubu Genel Yayın Koordinatörü ve programcılığı yapmaktadır.