Nerde o yoğurdun bolluğu – Yusuf İpekli Yazdı

Nerde o yoğurdun bolluğu – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 01.04.2026 21:00
A+
A-

Yusuf İpekli, emeklilerin geçinebileceğini iddia eden söylemlere gerçek harcama kalemleri üzerinden sert bir yanıt veriyor.

Yandaş bir gazetenin yaşamayı nefes alıp vermek olarak değerlendiren emekli bir yazarı “geçinemiyoruz diyen emeklilere şaşıyorum” diyerek yüzü kızarmadan bir yazı kaleme almış.

Yazıyı ilk okuduğumda kinaye sanıp gülümsedim. İkinci okuyuşta okuma gözlüğümü çıkarıp sildim, arkasından gözlerimi oluşturup yeniden okudum. İçim alev alınca dedim ki, “Nerede o yoğurdun bolluğu?“.

Şimdi bu emekli gazeteci ne diyor biliyor musunuz?

“Evi olup da geçinemiyorum diyen emeklilere şaşıyorum. Ben gidiyorum markete arabayı tıka basa dolduruyorum 3800 lira tutuyor. Aylık 280 TL ekmek, 5000 TL internet, elektrik, su, yakıt, 2000 lira iki kilo et, 500 TL’ye ayda iki sefer balık, 2000 TL pazar etti 13500 TL. İçkim yok sigaram yok. En düşük emekli aylığı 20000 lira ise geçinememek ne demek?Geç evlenmişsen ve çoluğun çocuğun çalışmıyorsa kabahat senin. Emekli demek iki yaşlı insan demek.

Ben de emekliyim ve her açıdan mantık dışı bu hesaba itirazım var.

Neden?

1) Ben de markete gidiyorum. Zeytin, peynir, sucuk, pastırma, yumurta, yağ, çay, şeker, temizlik malzemesi, kuşbaşı, kıyma, tavuk alıyorum. En az 10 bin lira.

2) Bu arkadaş galiba gut hastası ki iki kilo et fazla geliyor.

3) Sebzeyi, meyveyi ben de pazardan alıyorum. Her hafta pazara bıraktığım para 1000 lira.

4) Elektrik, su, telefon, internet, yakıt giderim aylık ortalama 6000 lira.

5) Ekmek, içme suyu, ufak tefek masrafım 2000 TL.

6) Yaşım 65 değil yol param var.

7) Bedeli soygun demek olan arabamın, evimin vergisi, sigortası.

8) İçkim yokta keyfimin kahyası değil ya sigara masrafım 2000 TL.

9) Ara sıra bilgisayar bozuluyor, televizyon tamire gidiyor, eşyalar eski.

10) Gömlek var yırtılıyor, ayakkabı var eskiyor, çorap var deliniyor.

11) Ee, torunlar; aile büyükleri.

12) İlaç katılım payı.

13) Üstelik dışarıda yemek, tiyatro, sinema, çay yok. Yılda bir kere bir hafta tatili bırak şurdan köye gidemiyorum.

Düşünüyorum da bu emekli gazeteci arkadaş ya sihirbaz ya da doğru söylemiyor. Hani muhalif olsa diyeceğim ki sus yoksa halkı yanılmaktan ve yanlış bilgiyi alenen yaymaktan soluğu kodeste alırsın.

Neyse bu adam iyi ki sadece önünü bile görmekten yoksun bir yazar. Allah muhafaza ya hazine ve maliye veya ticaret bakanı ya da merkez bankası başkanı olsaydı. Hoş daha etkili olmadıktan sonra başka mevki, makam pek de mühim değil ya…

O değilde konuyu emekliler parkında ilkbaharın ılıman havasına aldanan emeklilere açtım. Bırakın açmaz olaydım dedirtecek cevapları yazmayı telaffuz etmek bile ömre tabi.

Öyleyse…

Bu düpedüz insan aklıyla dalga geçmek.

Tabi dalgaya tahammül edecek, şakayı kaldıracak, ağlanacak hale gülecek akıl kaldıysa…

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

1964 yılında Ankara Kalecik doğdu. Sınıf öğretmeni, Türkçe bölümü mezunu, halen özel eğitim öğretmeni. Edebiyatla ilgileniyor. Eserleri 1.Çığlığa çağrı (Şiir) 2.Sensiz akşamların yorgun geceleri (Şiir) 3.Gökyüzüne kafa tutan sağanak (Şiir) 4.Okulumuz Avrupa'da (Gezi Yazıları) 5.Benekli Çocuk Şiirleri) 6.Bir Garip Gönül Hikayesi (Şiir) 7.Oba (Roman)