İçimizdeki Çocuk – Tevfik Kızgınkaya Yazdı

İçimizdeki Çocuk – Tevfik Kızgınkaya Yazdı
Yayınlama: 31.01.2026 18:45
A+
A-

Doğduğu anda duygularıyla, istekleriyle, bildikleriyle, alışkanlıklarıyla tertemiz bir insandır, çocuk.

İçi sevgiyle, neşeyle, heyecanla, coşkuyla, hayallerle ve umutlarla doludur,

Meraklı, soran, sorgulayan, oyunbaz, şakacı, yaratıcıdır.

İçindeki bu duygularla gülümser yaşama ve geleceğe…

Kişiliği ve karakteri ailesinde, çevresinde, toplumda, okulda şekillenir,

Yaşadığı koşullara bağlı olarak çoğalır ya da azalır, içindeki çocukluk.

*

Varsıl, mutlu ve huzurlu bir ailede ve çevrede yaşıyorsa,

Çocukluğu da yaşar içinde,

Gülümser yaşama, çevresine ve geleceğine…

Yokluk ve yoksulluk içinde büyüyorsa,

Yok olur içindeki çocukluğu,

Yitirir sevgisini, neşesini, heyecanını, coşkusunu, hayallerini ve umutlarını.

Kızgınlaşır ve sertleşir yaşama, çevresine ve yaşama gülümseyenlere…

Hayallerini ve umutlarını yıkan koşullara karşı isyankardır,

Toplumda var olabilmek için, yasaları ve toplumsal kuralları tanımayan bir insandır.

*

Hemen hemen her gün çocukların karıştığı olayları,

Öldürülen çocukları görüyoruz, haberlerde.

Gözlerinin içi gülen fotoğraflarda kalan,

Berkinleri, Fatmaları, Narinleri, Rojinleri,  Ahmetleri, Atlasları, nicelerini…

Yaşamları zindana dönen anneleri, babaları…

2024 yılında ülkemizde 279 bin 620’si mağdur, 202 bin 785’i suça sürüklenen,

96 bin 438’inin ise bilgisine başvurulan toplam 612 bin 651 çocuk suç olaylarına karışmış.

Suça sürüklenen çocukların yüzde 40,4’ü yaralama, yüzde 16,6’sı hırsızlık,

Yüzde 8,2’si uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak,

Yüzde 4,6’sı tehdit, yüzde 4,2’si genel tehlike yaratan suçlara karışmış. (TÜİK)

Var olan olaylar bugün suça karışan çocuk sayısının daha da arttığını gösteriyor.

*

Tertemiz doğan bir çocuk neden suç işler, sorusunun temel yanıtı,

İçinde yaşadığı koşullar ve bu koşullara olan tepkidir.

Eğitimden de uzak kalan bu çocukların içindeki çocuklukları ölmüştür.

Yaşamlarındaki tüm yokluklara karşı duydukları kızgınlıkla, öfkeyle ve kinle,

Toplumdan intikam alırcasına davranmanın haklılığı içindeler.

*

Bir de suç işleyenlerin cezasız bırakıldığını, hatta korunduğunu da gördükçe,

Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü elebaşıları itibar gördükçe, sözlerine değer verildikçe,

Halka hizmet götüren, yokluğu yok etmek için çalışan belediye başkanları suçlandıkça,

Diplomadan ilaç reçetesine, dönerden lavaşa, civcivden patlıcana lahanaya, bahisten uyuşturucuya, yeni doğan bebeğe kadar çeteler var oldukça,

Kadınlara ve çocuklara şiddet uygulayanlar, öldürenler cezasız kaldıkça,

Ülkede hukuk ve adalet yok edildikçe,

Bu çocuklar için suç işlemek, yaşamın gerçeği haline geliyor, geldi de…

*

Memlekette huzuru ve refahı sağlamak,

Şiddeti ve suçu yaratan etkenleri, yoksulluğu ve cehaleti yok etmek,

Memleketi yönetenlerin görevidir, sorumluluğudur.

Ancak bugünkü iktidarın böyle bir derdi ve amacı yoktur.

Milletin yüzde 80’i yoksulluk sınırının altında yaşadıkça,

Sokak başlarında, kavşaklarda çocukların el, avuç açmalarına göz yumuldukça,

İktidarlarına uygun kuşaklar yetiştirmek için eğitimde bilimden ve akıldan uzaklaştıkça,

Kindar ve dindar nesiller” yetiştirmeyi amaçladıkça…

Çocukların ve gençlerin, aslında hepimizin içindeki çocuk ölüyor,

Birbirinden korkan, selam vermeyen, asık yüzlü bir toplum oluyoruz,

Suç işleyen çocuk sayısı da çocuk suçları da çoğalıyor,

*

Aslında dünyada bir başka benzeri olmayan çocukların bayramına sahibiz.

Ulusal egemenliğimiz, geleceğin sahibi çocukların bayramıdır ülkemizde,

23 Nisanlarda yaşadık heyecanı, coşkuyu, sevinci, neşeyi…

Oyunlar oynadık, gösteriler yaptık törenlerde,

Gurur duyardı anneler babalar çocuklarıyla…

*

Bugün ise çocukların bayramlarını, törenlerini, çocuklularını yok ettiler.

İçindeki çocukluğu yaşayamayan, yaşatamayan,

Yaşama ve topluma kızgın çocuklar geleceğin sahibi olacaklar.

Sadece içlerindeki çocukluğu değil,

Memleketin ve Milletin geleceğini de öldürüyorlar.

Çocuklar mahkemelerde, cezaevlerinde değil okullarında olmalılar,

İçlerindeki çocuğu yaşamalılar, yaşatmalılar.

Nazım Hikmet’in dizeleriyle,

Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler…

*

Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu,

Adalet ve Demokrasi istediler, bizler için…

Tam bağımsız, Demokratik Laik Cumhuriyet istediler, bizler için…

Bizler için istedikleri Cumhuriyete Can verdiler.

Saygıyla ve özlemle…

Millet olarak aşık yüzlü, birbirinden korkan, birbirine merhaba demeyen bir toplum olduk.

1956 Erzincan doğumlu olan Kızgınkaya, 1981’de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Makine Bölümü’nden mezun olarak Ziraat Yüksek Mühendisi unvanını aldı. Toplumsal yaşamında Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı, Ziraat Mühendisleri Odası ve TMMOB’de çeşitli görevler, YAYED Yönetim Kurulu üyeliği, Çankaya Kent Konseyi Başkanlığı ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanlığı yaptı. Siyasette SHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanlığı, CHP Ankara İl Başkan Yardımcılığı, Çankaya Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Ayrıca Adalar Belediyesi Başkan Danışmanlığı yaptı. Basın alanında, 1999-2000’de TV8’de 8. Gün programında yer aldı; 2004-2014 yılları arasında Kanal B’de Üretimden İhracata ve Ortak Çözüm programlarını hazırlayıp sundu. Halen Tüm Emekliler Dayanışma Ağı Merkez Yöneticisi, Sanatçılar Girişimi üyesi, TMMOB Denetleme Kurulu üyesi, ADD Danışma ve Kültür Kurulu üyesi, ayrıca Atatürkçü Düşün dergisi editörlüğünü sürdürmektedir. “Cumhuriyet tarihi ve Atatürkçü Düşünce” üzerine çok sayıda konferans vermiş olan Kızgınkaya, Aklın Yolu Cumhuriyet, Türkiye’nin Gerçeği – Esaretten Bağımsızlığa ve Türkiye’nin Gerçeği – Bağımsızlığın Kırılışı adlı kitapların yazarıdır. Evli ve bir çocuk babasıdır.