Muhalefet Neden Yükselen Cumhuriyetçi Dip Dalgasını Arkasına Alamıyor?

16.05.2022 00:00
Okuma Süresi: 4 dakika
A+
A-
Muhalefet Neden Yükselen Cumhuriyetçi  Dip Dalgasını Arkasına Alamıyor?

Türkiye’de uzun bir süredir  yükselen  Cumhuriyetçi bir dip dalgası var. Siyasal İslamcı iktidarın  ekonomiden, adalet, eğitim sisteminden göç  istilasına  kadar her alandaki mutlak başarısızlığına karşın  kamuoyu anketlerinde muhalefet partilerinin yerlerinde sayması  yükselen Cumhuriyetçi dip dalgasına karşılık veremediklerini göstermektedir.

Muhalefet partileri Cumhuriyeti kurucu ilkeler temelinde savunma yerine,  laiklik ve ulus-devlet karşıtı partiler ile işbirliği yaparak   Tayyip Erdoğan’ı yeneceklerini düşünmektedirler. Halbuki  temeldeki çatışma  Atatürk Cumhuriyetçiliğiyle- siyasal İslamcılık arasındadır. Tayyip Erdoğan siyasal İslamcılığın şu anda en güçlü temsilcisi konumundadır. Altılı masa denilen  muhalefet  Macaristan’da altılı muhalefet ittifakının  yanlışını tekrarlamaktadır. Macaristan’da muhalefet  Victor Orban’ın temsil ettiği görüşlere alternatif üretmek yerine sağ görüşü- sağ görüşle aşma yanlışına düşmüş ve çok büyük bir farkla kaybetmiştir.

 

Türkiye’de muhalefet ise   Tayyip Erdoğan’a, temsil ettiği görüşlere alternatif üreterek değil,  siyasal İslam’ı, siyasal İslamcılarla işbirliği yaparak aşacağını düşünmektedir. 28 Şubat 2022 tarihli mutabakat bildirisinin 31. sayfasında yer alan “…kişilerin din, inanç ve yaşam tarzı fark etmeksizin özgürce yaşadığı, herkesin kendi kimliğiyle ve kendisi olarak eşit şekilde toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katıldığı bir sistemi hep birlikte inşa edeceğiz.”   Demektedirler. Yani din bireysel vicdan alanı olmaktan çıkarılmakta toplumsal, kamusal ve siyasal alana taşınmaktadır. O  zaman  siyasal İslamcıların laiklik ilkesini ortadan kaldırmasına sessiz kalmalarının nedeni de ortaya çıkmaktadır. Benzer şekilde etnik kimliklerin de bireysel alandan çıkıp kamusal ve siyasal alan taşınması ulus-devlet  ilkesinin ortadan kaldırılması  anlamına  gelmektedir ki,  bölücü terör örgütü ve onların siyasal uzantılarından farklı bir görüş taşımamaktadırlar.

Ayrıca muhalefet bloğu içinde Ali Babacan ve Ahmet Davutluğu gibi  Atatürk Cumhuriyeti’nin tasfiye süreci içinde bizzat işbirliği yapmış aktörlerle ittifak yapılması alternatif olma iddialarını ortadan kaldırmaktadır.  Ali Babacan hala FETÖ’nun Balyoz, Ergenekon gibi kumpas davalarını savunabilmekte, özelleştirmenin nimetlerini anlatabilmektedir.  Hele Kılıçdaroğlu’nun  AB Büyükelçileriyle yaptığı toplantıda ekonomik programın Ali Babacan ekibi tarafından hazırlandığını söylemesi, Dış İşlerinin de Ahmet Davutoğlu’na havale edileceğini düşündürmektedir. Peki siz Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ile işbirliği yaparsanız, nasıl farklılık yaratacaksınız, Tayyip Erdoğan ve tayfasından nasıl hesap soracaksınız?

Muhalefetin hesapları yanlıştır, Türkiye’yi  alternatifsiz bırakarak bir kez daha Tayyip Erdoğan iktidarına mahkum edecek niteliktedir. Halbuki alternatif Atatürk Cumhuriyeti’nin kurucu ilkeleri temelinde  bütünleşmek, ve içinde bulunduğumuz çöküşten ancak Atatürk Cumhuriyetçiliği çıkışın mümkün olduğunu anlatmaktır. Bizim tüm çabamız Atatürk Cumhuriyetçiliğinin ne olduğunu anlatmaya yoğunlaşmalıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Akademisyen, iktisat profesörü, yazar, siyaset adamı, 20. Dönem Ankara Milletvekili. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Denver Üniversitesinde master, California Üniversitesi Berkeley Ekonomi Bölümünde doktora yaptı. Stratejik Araştırmalar Vakfı (ANSAV) Kurucu Başkanı.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Ahmet dedi ki:

    Çıkmaz dayız.

  2. Ahmet dedi ki:

    Başkanlık sistemi sağ oylar yüzde altmış civarında,her zaman sağ başkan olur diye getirildi , bunu bozmak kötü mü, CHP şimdi gerçek söylemleri oluşturabilirm