Okullar açılırken kılık kıyafet sorunu – Yusuf İpekli Yazdı

Yusuf İpekli: MEB’in kılık kıyafet ısrarı eğitimde gerçek sorunların üzerini örtüyor. Amaç, Cumhuriyet değerlerini aşındırıp gündem saptırmak mı?

Okullar açılırken kılık kıyafet sorunu – Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 25.08.2025 18:42
A+
A-

Okullar açılırken kılık kıyafet sorunu

Okulların açılmasına şunun şurasında on beş gün kaldı.

Kısa adı MEB olan, Milleti Eğme Bak-anlığı, açıklama üstüne açıklama yapıyor, genelge üstüne genelge yayımlıyor.

Yeni eğitim öğretim yılının modası kılık kıyafet.

Efendim kılık kıyafet deyince sadece giyim kuşam anlaşılmasın.

Bakınız TDK, “kılık” sözcüğünü nasıl tanımlamış.

Kılık, bir kimsenin giyinişi, dış görünüşü; eşkâl… Bir kimsenin resmi, fotoğrafı.

TDK‘ya göre kıyafet ise giysi (etek, pantolon, gömlek, ayakkabı, çeket, çorap, kıravat, kazak, tişört…) demek.

Bir anlamda bireyin dış görünüşü. Hoş ruh hali insanın giysisine de yansır ya…

MEB, şu günlerde kılık kıyafet diyor da başka bir şey demiyor. Üstelik bu söylemi öğretmenler odasının talebi diye pazarlamaya çalışıyor.

Yemezler!

Çünkü öğretmenler odasının talebi sadece kılık kıyafete indirgenemez. Buralarda öğretmenler şiddet der, mobing der, devamsızlık der, gerici müfredat der, nöbet der, can güvenliği der, özlük hakları der, eşit işe eşit ücret der…

Öğretmen ve öğrenci kıyafetleri konusunda kararlı olduğunu her fırsatta keskin cümlelerle dile getiren bak-an kurallara uymayanları asıp keseceğini adeta milletin gözünün içine sokuyor.

Âlâ…!

Peki, on beş yıldır öğretmen ve öğrenci kılık kıyafeti nasıldı?

Erkek öğretmenler, sakallı. Kulaklar küpeli. Saçlar uzun, tokayla bağlı. Yaka, bağır açık. Kolda incik boncuk, boyunda zincir(ler), bilekte döğme(ler). Ağızda sakız, başta fes, kalçada şalvar, sırtta cüppe…

Kadın öğretmenler, vücut hatlarını teşhir eden dar pantolon, göğsü bağrı olabildiğince açık tişört, boyun el, kol, bacakta acayip acayip döğme, saçta mor, pembe, kırmızı boya, takma tırnak, çoookk aşırı makyaj, bilekte onlarca bileklik, ayakta terlik, mininin minisi etek…

Kimlik edinip, kişiliği oturması gereken erkek öğrenciler, sakallı, uzun saçlı, küpeli. Saçın bir kısmı sıfır traş iken bir tarafı uzun. Kesik atılmış veya yontulmuş kaş. Bacakta şalvar, ayakta terlik. Yırtık, beli düşük pantolon. Elde tespih. Vücudun her yerinde şiddet içeren döğme.

Yine kimlik edinip, kişiliği oturması gereken kız öğrenciler, erkek traşlı saç, açık saçık, olabildiğince teşhir içeren gömlek, mini etek, pantolon… Açık göbek, sırıtan makyaj, takma tırnak…

Okulun diğer görevlileri mi, inan olsun daha beter… Ha, niyetim birilerinin kılığına kıyafetine karışmak değil. Kapalı, açık benim ilgi alanımda değil.

Bu konuda Milleti Eğme Bak-anlığı çizdi oynamıyor da doğru soru şu: “Ey kul hakkı diyenler, gerçi yanıt ver(e)mezsiniz ama geçtiğimiz on beş yıl boyunca kılık kıyafet yüzünden heder olan milyonların günahını kim üstlenecek?

Peki, bu düzeni teşvik eden, ses çıkarmayan, görmezden gelen kim? Neden öğrenciden öğretmene, doktordan mühendise, hukukçudan teknisyene, polisten mimara, milletvekilinden bakanına kadar devletin tüm kademelerinde görev yapan herkesi sakal bırakmaya teşvik edildi? Bırakılan sakallar da kestirilecek mi, kestirilmeyecek mi?

Mevcut laçka, ahlak dışı, Türk adet ve törelerine uygun olmayan, Atatürkçü Düşünce Sistemini hiçe sayan bu yapıya neden geçildi?

Neden gençlik kılık kıyafet yoluyla heba edildi?

Hiç kuşkunuz olmasın ki, Atatürk devrimlerini yok etmek için…

Laiklik gibi yaşamsal öneme, değere sahip düzeni yıkıp yerine arap kültürünü yaygınlaştırarak şeriat düzenine geçmek için…

Zira çok övdükleri ve özendikleri, hatta hatta hayranı oldukları Osmanlının astığı astık, kestiği kestik baskıcı düzenini yeniden inşa ve tesis etmek en büyük amaçları.

Oysa, Osmanlı da Türkler ikinci sınıf vatandaş, araplar, arap kültürü oldukça muteberdi.

Diyeceksiniz ki, amaç gün gibi ortadayken MEB kılık kıyafet hususunu neden yeniden gündeme getirdi?

Hiç kuşkunuz olmasın kılık kıyafeti biraz daha Atatürk’ün kadın ve eğitim devrimi olan cumhuriyet rejiminin altını oyup şeriata yaklaştırmak için…

Doğru tespit iddalı, ancak mümkün değil dediğinizi duyar gibiyim.

Örnek mi?.

“İşte size Düzce’de bulunan Turgut Özal Anadolu Lisesinden ilk işgüzarlık.

Bu okulda okula kayıt yaptıracak öğrenciler için 18 maddelik kurallar listesi yayımladı.

18 maddelik bu liste, özellikle kız öğrencilere yönelik ayrımcı uygulamalar içeriyor. Kız öğrencilerin serviste şoförün yanına oturamayacağı ve arka koltukta yer kalmadığında bile gerekirse ayakta gidecekleri belirtiliyor.

Genelgeye göre, kız erkek ilişkilerinde seviyeli davranılacak. Bakıldığında yanlış anlaşılmaya sebebiyet verecek herhangi bir durumla karşılaşmak yasak. Kuzenim, kankim, sekiz yıllık arkadaşım vs. gibi hiçbir gerekçe böyle bir durumda kabul edilemeyecek. Beden eğitimi derslerine ilişkin kurallarda öğrencilerin tayt giymesine izin verilmeyecek. Kantinde kız erkek sırasına dikkat edilecek. Ayrıca öğrencilerin “kaynak” yapamayacak.”

MEB’in ısrarla üzerinde durduğu cinsiyet ayrımcılığına yeni pencereler açacak olan kılık kıyafet hususu bütün yaşantımla belirteyim iyi niyetli değildir. Süreç ilk etapta kesinlikle kız erkek sınıflarının, sonra okulların ayrılmasına evrilecek.

Uygulamanın yeni sorunları beraberinde getireceğinden zerre şüphem söz konusu değildir.

Meselaoyalama taktiğinden başka bir şey değildir. Gündem değiştirmeye yöneliktir. Eğitimin devasa sorunlarından adeta kaçıştır. Kafayı kuma sokmaktır. Yandaş mağazalara yeni, büsbüyük rant kapısı açmaktır.

Bu iş neye benziyor biliyor musunuz? Zeytin yağlı yiyemem diye türkü söyletip orucu zeytinle açmaya…

Siz ise bir bardak suda fırtına koparmak da diyebilirsiniz, sakıncası yoktur.

YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN 

1964 yılında Ankara İli Kalecik İlçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu. 1985 yılında mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladı. Türkçe öğretmeni oldu. 20 yıl okul müdürlüğü yaptı. 35 yıl emek verdikten sonra emekli oldu. Özel eğitim alanında 3 yıl müdür olarak özel sektörde çalıştı. Halen özel eğitim öğretmeni olarak görev yapıyor. Makale, inceleme ve araştırmaları Öğretmen Dünyası, ABECE, Eğitim Yaşam, Çağdaş Eğitim dergilerinde yayımlandı. Kalecik Gazetesinde 10 yıl köşe yazarlığı yaptı. Halen HANHANA isimli kültür ve sanat dergisinin editörüdür. Şiirlerini, 1. Çığlığa çağrı 2. Sensiz akşamların yorgun geceleri 3. Gökyüzüne kafa tutan sağanak; AB projesiyle gittiği Avrupa izlenimlerini, "Okulumuz Avrupa" da isimiyle kitaplaştırdı. Basıma hazır kitap taslakları mevcut. Evli, 2 çocuğu, 3 torunu var.