Seçimi kim kazanacak? | Yusuf İpekli Yazdı

Seçimi kim kazanacak? | Yusuf İpekli Yazdı
Yayınlama: 06.05.2023 21:08
A+
A-

Hiç kuşku yok ki tarihi seçimi gençler, kadınlar, emekçiler, köylüler, kiracılar, işsizler, dezavantajlı gruplar, ezilmişler, engelliler, EYT’liler, kepenk indiren esnaflar, sürtükler, çürükler, anasını da alıp gidenler kazanacak.

Seçimi halk kazanacak kazanmasına da şu örnekler çok ilginç.

1) Bir ay kadar önce içinde Z kuşağı olarak tanımlanan gençlerin de bulunduğu duyarlı bir grupla sohbet ediyorduk.

Henüz yirmisini yeni geçmiş bir öğretmen boş boş bakarken sordu: “Hocam seçim çarşamba mı yapılacak, perşembe mi? Biz nasıl izin alıp da oy kullanmaya gideceğiz? Yatıp kalkıp bunu düşünüyorum. Uykularım kaçıyor. Sizi kırmazlar, bir konuşsanız da izin işini halletsek.”

“Nüfus seksen beş milyon. Bu arkadaş  duyarlı değil. Örnek uç. Genelleme yanlış. Belirleyici değil.” diye düşünseniz de üzülerek söyleyeyim ki, bunların sayıları hiç de az değil.

2) Yine bir başka grupla konuşuyorduk. Otuzuna yaklaşmış bir genç, tavrımın net olduğunu çok iyi bildiğinden gözümün içine bakarak, “seçim ne olacak”, “bak gör, yine kazanacak”, “ne yapar eder kazanır” deyince duramadım. “Oy verirseniz kazanır, vermezseniz hiç şansı yok…” dediğimde, “Eee, kime vereceğiz Kılıçdaroğlu’na mı? Adamın mutfağına baksana, kaç para ki, bir mutfağını yaptır(a)mayan ülkeye ne yapabilir!” demez mi?

3) “Yav Kılıçdaroğlu maaşından başka para kazanmamış. Lider az çok yemeyi de bilecek yedirmeyi de!” Cümleler dünkü bir sohbetten, elli yaşında olduğunu tahmin ederken otuz bir yaşında olduğunu duyunca şaşırdığım fanatiğe ait…

4) Şu günlerde karasız olan bir başka genç ise sekiz on gün öncesine kadar Maarem diyor başka bir şey demiyordu. O zaman ki gerekçesi Maarem erkek gibi erkekmiş, gümbür gümbür… Sevmeyi de bilirmiş, dövmeyi de…

5) Gülmeyin canım bir başkasının şu söylemi daha ilginç: “Bu Bay Kemal var ya, bu Bay Kemal hayatında hiç hovardalık yapmamış. Hovardalık yapmayan adam allem güllem işlerini bilmez. Allem güllem işlerini bilmeyen Putin’in, Tramp’ın, Macron’un karşında nasıl durur?”

Gençler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm renklerine sesleniyorum, en kötü karar kararsızlıktan her zaman iyidir. O yüzden yüreğinde cumhuriyet ateşi yanan genç kardeşim, tenceresinde et yerine dert kaynatan güzel bacım kararını ver. Kararını iyilik, güzellik, doğruluk, demokrasi, insan hakları, hakça paylaşım, özgür yaşam, ortak akıl yönünde ver ki, hepimiz derin bir nefes alalım. Benim hırsızım yok da unutma ki senin hırsızın da her zaman ve her yerde hırsızdır.

Biliyor musunuz, hiç bir zaman AKP’li olmadım. Ancak Tayyip Erdoğan’ın başbakanken Ankara Subayevleri’nde kirada oturduğu dönemlerde yaptıkları, halkla diyaloğu, yaşam biçimi hoşuma bile giderdi. Çünkü O, o zaman yurttaştı, halktı.

Süreç içinde güce yenildi. Değişimi göremedi. Geleceğe dair sözü bitti. Gündemden kopuk. Ona göre toplumun yüzde altmış kadarı vatan haini. Kendisinin, ailesinin ve çevresinin serveti bırakın dudak uçuklatmayı, beyin zonklatıyor beyin…

Öte yandan, 28 Şubat sürecinin yaş ortalaması 90’a yakın olan generalleri adli tıp raporlarına rağmen hücrelerinde çürürken, ortağının birinin suçları sabit olan bir mensubu yetmiş bir yaşında yaşlılık nedeniyle affedildi.

Olsun…

Ülkeyi Ortadoğu bataklığına cehape soktu. Hayat pahalılığı cehapenin eseri. Soğanı otuz lira yapan cehape’dir. Depremin tek sorumlusu var cehape.

Bu nasıl adalet, bu nasıl çifte standart, bu nasıl paylaşım, bu nasıl iftira, bu nasıl bir psikoloji…

Ancak, bütün bu yüzden ve her şeye rağmen;

✓ Özellikle fanatiklerin akıl almaz inadı ve negatif tutumuna aldırmadan,

✓ Çetelerin, para babalarının, medya patronlarının onlarca yersiz, temelsiz, kaba ve küfür dolu söz ve algıların etkisi altında kalmadan,

✓ Sırf seçilme uğruna hazinenin yolunmuş kaza çevrildiğini bilerek,

✓ Yukarıdaki örneklerde de görüleceği gibi kimi gençlerin içinde bulunduğu olumlu olumsuz, kararsız yaklaşımlarına karşın 15 Mayıs günü tek başına acı soğan İKTİDAR olacak.

Nasıl mı?

Hem de külliyenin kimi kilitli, kimi şifreli 1000 odasına girip girip çıka çıka…

Ancak, görev bizde, sorumluluk da…

Formül belli!

“Bay Kemal’i kalbine koy
Sandığa git kullan bir oy.
Karnın doysun, kesen dolsun
Melemenine soğan soy…”

1964 yılında Ankara İli Kalecik İlçesinde doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğu. 1985 yılında mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladı. Türkçe öğretmeni oldu. 20 yıl okul müdürlüğü yaptı. 35 yıl emek verdikten sonra emekli oldu. Özel eğitim alanında 3 yıl müdür olarak özel sektörde çalıştı. Halen özel eğitim öğretmeni olarak görev yapıyor. Makale, inceleme ve araştırmaları Öğretmen Dünyası, ABECE, Eğitim Yaşam, Çağdaş Eğitim dergilerinde yayımlandı. Kalecik Gazetesinde 10 yıl köşe yazarlığı yaptı. Halen HANHANA isimli kültür ve sanat dergisinin editörüdür. Şiirlerini, 1. Çığlığa çağrı 2. Sensiz akşamların yorgun geceleri 3. Gökyüzüne kafa tutan sağanak; AB projesiyle gittiği Avrupa izlenimlerini, "Okulumuz Avrupa" da isimiyle kitaplaştırdı. Basıma hazır kitap taslakları mevcut. Evli, 2 çocuğu, 3 torunu var.