Siyasal Tıkanmanın Asıl Sorumlusu CHP’dir

Siyasal Tıkanmanın Asıl Sorumlusu CHP’dir
Yayınlama: 26.12.2022 21:17
A+
A-

Aylar sonra memlekette çok önemli bir seçim yapılacak. Umarım bu tarihi seçimde Atatürk’ün akıl ve bilim anlayışı galip gelir. ”Sarhoş sonunda uyanır, ama cehalet asla uyanıp gerçeği göremez”. Cehaletin hızla büyüdüğü bir memlekette önce akıl sonra da insanlık ölür. Korkulması gereken de bu değil mi? Aklın Sokrates ten bu yana , yobazlık cehalet ve hurafeye karşı açtığı savaşı hala kazanamamış olması da bu gerçeği açıklamıyor mu? Memlekette hala SURVİVOR saçmalıklarını, gelinim mutfakta, kaynana gelin, ve sabahın sultanı gibi içi boş rezalet resimleyen programlara tüm zamanını ayıran bir halkın  nasıl bir seçim yapacağını da merak ediyorum.

Siyaset anlayışının tümüyle tükendiği bir ülkede. İnsan hayatının geleceğinden akıl ve bilimden mutluluk ve huzurdan aydınlıktan özgürlüklerden söz etmek mümkün mü?  Özellikle CHP’nin bile artık tükendiğini görmek bana acı veriyor. Siyaset üretemeyen inandırıcılıktan uzak tıkanmış darmadağın olmuş bir CHP. Bu anlayış içinde toplum için bir umudun parçası olacağını düşünemiyorum. Şimdi sergilenen tiyatroya bakınca kendi elleriyle birilerine ülkenin kaderi sunulmak üzere. Sadece CHP değil tüm muhalefetin yaptığı mırıldanmak başka yaptıkları bir şey yok. Altılı masa da bana göre sadece resimlerde kalacak buradan toplumsal bir karar çıkacağını sanmıyorum değişen bir şey olmayacak. Açlık yoksulluk hayatın zorlukları yaşanan onca zor günler sadece söylemlerde kalacak. Ama beni üzen bu tükenmişliğin asıl aktörü CHP. Buradan defalarca yaşadıklarımı yazdım. Geçmişte Adana Çukurova belediye başkanı Soner Çetin, Ankara belediye başkanı Mansur Yavaş, Ankara Yeni şehir belediye başkanı Fethi Yaşar, Ankara Çankaya belediye başkanı Alper Taşdelen ve diğer birçok CHP belediye başkanlarına yazdım. Katıldığım uluslararası birçok sanatsal etkinliklerde kardeş belediye paylaşımı sağlamak istedim. Karşılıklı sanatsal kültürel turizm ve eğitim alanlarındaki çalışmalar adına, aradan geçen bunca zamana bakınca yazılarıma tek bir yanıt alamadım. İstanbul Beyoğlu ilce başkanlığına yanımda yabancı bir Parlamenterle geldim. Ama saatlerce beklediğimiz halde tek bir sorumlu bulamadık. Bu mu CHP’nin toplumsal bütünleşme anlayışı? Bugün yurt dışındaki örgütlerinde de kayda değer bir çalışma yok. Ülkenin içinde bulunduğu siyasal tıkanmanın asıl sorumlusu CHP’dir. Siyaseti bilmeyenlerin siyasetten anlamayanların sadece resimlerde kalan profillere bakarak siyaset yapmanın tükenmişliğini gösteren sebepler değil mi? Yaşanan bu dönemde asıl sesini yükseltecek olan CHP değil mi? İçi boş anlamsız sözlerle siyaset yapmanın adını koyamıyorum. Tıpkı Kılıçdaroğlu’nun aday yapılmasına karşı olduğum gibi. Umarım bu konuda altılı masa daha sağlıklı bir karar alacaktır olması da bu bana göre. Hiçbir zaman CHP’sine karşı olmadığım bilinmeli, ancak başından beri vurgulamaya çalıştığım belirgin konulardan yola çıkarak baktığımda. Bu partinin artık toplum adına etkin bir siyaset yürütemediğini görüyorum. Özellikle yaşanan bunca tükenmişliğin arasında hala ne yaptığını da merak ediyorum. Parti içinde elbette akıl yürütebilecek kişilerin olduğunu biliyorum, ama bunun bugüne kadar halka yansımaması da üzüyor insanı. Siyaset akıl işidir bunu yapamamak strateji fikir üretememek siyaset değildir. Bir ülkede çok sesliliğe her zaman evet dedim. Elbette çok parti olmalı ama düşünceler fikirler bir ülkenin geleceği adına kavgaya dönüşmemeli. Bunun yaralarını her zaman halk çekiyor. Zaten eğitimi düşük bir seçmen profili var ve gelecek adına felaket burada başlıyor. Neyi neden seçeceğini bile hala bilmeyen bir halk, sadece karnının aynı gün doyması ve yarını düşünemeyen bir akıldan yoksun toplum resmi. Ama asıl olmaması gerekense inanç saygınlığını da siyasete getirmek. KARL MARX ” Din bir afyondur toplum için bunu kendi çıkarların adına kullanabilirsen cahil olanları istediği gibi kullanabilirsin” demiş. Dinde akıl mantık bilim yoktur, ama sadece inancın korkuları ve sonrası vardır. Yoksulluk açlık ve gücün umutların tükenmişliği yanında yarınlara sevinçle bakabilecek bir toplumsal değişimin sırası değil mi? Siyasette inatlaşma olmamalı, siyaset adamı tüm iyi niyetine rağmen başarılı olamamışsa bırakılması gereken yerde durmasını bilmeli. Ardından genç fikirlere meydanı açmalı yardımcı olmalı. Ama benim ülkemde bunları olmuyor ve hala altılı masa her şeyin ötesinde gündemden düşmüyor. Hak hukuk adalet anlayışı gerilerde kalmış bir ülkede insan hak ve özgürlüklerden nasıl söz edebilirsiniz? Halkın yoksulluk açlık çarkının ortasında takılıp kaldığı bir anda. Siyaset adamının yaptığı sadece seçilebilmek koltuğun tekrar sahibi olmak başka bir düşüncesi yok. Dünyanın tüm kanallarıyla darmadağın olduğu bir dönemde, umarım benim memleketim yaşanacak tüm felaketlerin dışında kalır. Bir avuç duyarlı ülke sevdalısı aydınlık çağdaş değerlere gönül vermiş. Atatürk ve özgürlükten yana yaşanan umutlarımız birilerinin hırsları adına acıya dönüştürülmez. İnsan hak ve özgürlikleri bağımsız adalet anlayışı AKIL daima galip gelir. Bu vesileyle daha güzel özgür huzur aydınlık dolu çağdaş bir ülke olmanın hayaliyle, tüm okurlarıma yeni bir yıl ve gelecek tüm yıllar adına, özellikle sağlık ve hep sağlıkla yaşayacakları bir yıl diliyorum. 

 

Adana da dünyaya geldi babası dönemin tanınmış müzisyenlerinden gazelhan Ömer'dir. Küçük yaşlarda babasının teşvikiyle musikiyle tanıştı. Ankara Devlet Konservatuarına girdi. Ancak konservatuar eğitimini, daha sonra Yüksek eğitim için geldiği İstanbul da Güzel sanatlar Akademisine bağlı belediye Konservatuarında sürdürdü. Bir süre Emin Ongan idaresinde Üsküdar Musiki cemiyetine devam etti. Tıp eğitimi için gittiği İtalya'da fotoromanlarda oynadı. İtalyanlar ona Levent Seçer değil Laurent Seger demişlerdi. 1977 yılında dünyaca ünlü San Remo şarkı festivalinde kendi bestesi olan ( L'ultima Parola Di Una Donna) Bir Kadının Son Sözü adlı şarkıyı söyledi. 160 eser arasından 16 olarak başarı kazandı. Bir sinema filminde Ömer Şharif ve Liza Minneli ile oynadı. 2008 yılında Kültür Sanat Edebiyat evrensel değerler konulu çalışmasıyla Prof unvanı aldı. Bugüne kadar 16 kitap yayınladı, kitaplarından dördü çeşitli dillere çevrildi. Birçok uluslararası festival ve sanat etkinliklerine katıldı davet edildi ödüller aldı. Çalışmaları yurt içi ve yurt dışında çok sayıda dergi ve gazetelerde haber oldu. Uluslararası dahil çok sayıda haber kanallarında çeşitli makaleleri yayınlanmaktadır. Dünya sanat ve bilim akademisi üyesidir. UNESCO ve UNICEF'in uluslararası çalışmalarında görev almaktadır.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.