Son Değil, Başlangıç! – Hatice Topçu Yazdı

“Sözde barış, gerçekte tasfiye: CHP’ye kurulan tuzak”
Sözde barış ve demokrasi ile kurgulanan bir senaryo, gerçekte otoriterleşmenin son uygulamaları yaşadıklarımız.
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından CHP İstanbul İl Başkanlığına kayyum atanması gündeme bomba gibi düştü. Üstelik il başkanı olarak atanan isim CHP’de uzun yıllar siyaset yapmış bir isim. CHP eski İstanbul il başkanı, milletvekili, genel başkan yardımcısı ve genel sekreteri.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe” de belirttiği, “Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.” yerdeyiz.
13 yıl CHP’de genel başkanlık yapmış Kılıçdaroğlu’na kaybettiği her seçim sonrasında yeniden şans veren onu destekleyen ve yeniden kaybeden CHP seçmeni genel başkanın ayrılması sonrasında ancak bir şeyleri dillendirmeye başlamıştır.
Lidere tapma, bazı isimleri parlatma, göklere çıkarma ve gücü bittiğinde bütün yanlışlarının dile getirmenin adı nedir? Görevdeyken liderin yanlışlarını görmezden gelmek demokrasinin neresinde vardır? CHP seçmeninin AKP ‘yi en çok eleştirdiği olgu sadakattir. E… 13 yıl boyunca Kılıçdaroğlu için suskun kalmanın, ona tekrar tekrar şans vermenin sebebi de bu değil midir?
Topuklu Efe denilerek göklere çıkarılın Özlem Çerçioğlu, beraberinde götürdüğü meclis üyeleri ve ilçe belediye başkanları… Şimdi de Gürsel Tekin!…
Daha kaç kişi var? Partiyi geriye çeken, AKP’ye bilgi sızdıran, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin altını oyan daha kaç kişi var?
Bir önceki yazım “Son Kale” başlığını taşıyordu. İçine sızmış vefasızlara rağmen “CHP son kale mi?” sorusunu elbette kendime sordum. Eminim ki okuyucular da sordu. Ancak CHP “Son Kale” olmak zorundadır. Çünkü tarihsel misyonu ona bu sorumluluğu yüklemektedir.
CHP üzerinden yürütülen hukuksuz uygulamaları sonlandırmanın yolu CHP’nin önce içini temizlemesinden geçmektedir. Halk iradesini yok sayan, kişisel çıkarlarını ülke çıkarlarının üzerinde tutan, sınıfsal ve toplumsal bilinçten uzak, Atatürk ilke ve devrimlerinden bir haber bütün üyeler tespit etmeli ve ayıklamalıdır.
Cumhuriyeti kuran partide yer alan bütün üyelerin bilinç düzeyi yüksek, sürekli gelişime açık ve demokratik, laik, sosyal hukuk devletinden yana olma sorumlulukları vardır. Üniter ve ulus devlet, laik Cumhuriyetten yana olma iradesini göstermeleri gerekmektedir.
CHP içini temizlemeyi başarırsa “Son Kale” görevini laikiyle yerine getirecektir. Çünkü gelinen noktada AKP’nin halk nezdinde güvenilirliği kalmamıştır.
Halk küresel sermayenin aparatı haline getirilmiş, açlık, yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik başat sorun haline getirilmiştir. Sağlık sistemi çökmüştür.
Seçmen evreninde oyları düşmeye devam eden AKP’nin halkın rızası ile seçim kazanamayacağı ortadadır. Bu yüzden “Cebren ve hile ile…” amacına erişme yoluna gitmektedir.
Küresel efendilerin oyun alanına dönüştürülmüş ülkemiz için emperyalistlerin çizdiği yolun sonuçları ortadadır. Parçalanmış, emperyalizmin lokması haline getirilmiş yapılar!
Bu yüzden CHP, “Son Kale” görevini yerine getirmek için üzerine ne düşüyorsa yapmalıdır. Bütün seçenekler masaya yatırılmalı ve söylem ve eylem bütünlüğü ile gidiş tersine çevrilmelidir.
CHP Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini öne çıkarmalı ve kurucu değerlere bağlı bütün demokratik kitle örgütleri ile iş birlikleri gerçekleştirmelidir. Gücünü halktan almalı, halk meclisleri oluşturmalıdır. Bu meclisler marifetiyle yurdun en uç noktalarına kadar ulaşmalıdır. Halk meclislerinin geri bildirimleriyle beslenmelidir. Sendikalar, meslek kuruluşları ile birliktelikler oluşturmalı, il/ilçe örgütleri muhtarlar, halk önderleri ile irtibata geçirilmeli ve bütün evren kontrol edilir bir noktaya getirilmelidir.
Eş zamanlı birden çok miting gerçekleştirilmelidir. Gerektiğinde ortak bir metin hazırlanmalı -Amasya Genelgesi- benzeri ve bu metnin bütün kent merkezlerinde aynı gün ve saatte okunması sağlanmalıdır.
Hukukun ele geçirildiği bir durumda hukuka başvurarak hak aramanın sonuçları ortadadır. Dolayısıyla hukuksuzluklara karşı yaratıcı ve etkili eylemler gerçekleştirilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtarıcı ve kurucu lideri büyük Atatürk’ün Ulusal Mücadele sürecinde izlediği adımlar günümüz koşullarıyla birleştirilerek (Teknoloji, sosyal medya, yapay zeka vb…) uygulanmalıdır.
Bütün bunlara ek olarak devreye sokulan güçler birleştirilmeli “Ulusal Güçler” oluşturulmalıdır.
Fazla söze gerek yok, çıkış köklerdedir!
Bu denli baskılanan, üzerine gidilen CHP, komisyondaki durumunu yeniden değerlendirmeli ve halkın çoğunluğunun ulus bütünlüğü konusundaki talebi doğrultusunda kararını güncellemelidir.
Üniter, ulus devletin, laik cumhuriyetin devamı için tarihimizdeki uygulamalardan da yola çıkarak kendimce bir dizi öneri geliştirmeye çalıştım. Eminim emperyalizmi yenmiş bir ulusun bağımsızlığı uğruna bulacağı çözüm yolları sınırsızdır.
Yeter ki farkında olunsun ve harekete geçilsin.








