Terörist İle Pazarlık, Teröristbaşından Barış Güvercini Olmaz – Murat Selamoğlu Yazdı

Dünden buyana teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı gündeme oturdu. Her seçim sürecine girildiğinde benzer seslerin yükselmesi artık kimse için şaşırtıcı değil. Ancak şu gerçeği açıkça ifade etmek gerekiyor: Öcalan’ın yaptığı her çağrı, terörün bitmesi için değil, yeni bir pazarlık masası kurmak içindir. Bu oyuna gelmeyeceğiz!
Dikkat çekici olan nokta şu ki, Öcalan’a ilk çağrı Devlet Bahçeli’den geldi. MHP lideri Bahçeli’nin, teröristbaşı ile ilgili yaptığı açıklamalar bir sürecin habercisi mi? Daha da düşündürücü olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çağrıya sessiz kalması ve hâlâ bir açıklama yapmamış olması. Öcalan’a yönelik bu söylemlerin seçim öncesi bilinçli bir şekilde gündeme getirildiği aşikâr.
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un “Kürt sorunu çözüldü” açıklaması, hükümetin bu sürece nasıl yaklaştığını gözler önüne seriyor. Peki, gerçekten böyle mi? Eğer ortada çözülen bir sorun varsa, neden hâlâ Öcalan’ın çağrıları üzerinden tartışmalar yürütülüyor? Gerçek şu ki, hükümet yetkilileri kendi içinde çelişiyor ve kamuoyunu yönlendirmeye çalışıyor.
PKK’nın destekçileri ,birçok siyasetçi, gazeteci, akademisyen sürekli olarak “Kürt sorunu” kavramını ortaya atıyor. Oysa Türkiye’de bir Kürt sorunu yoktur, PKK terör örgütünün yol açtığı bir güvenlik sorunu vardır. Devlet, yıllardır PKK’nın kanlı eylemleriyle mücadele ediyor ve binlerce vatandaşımız bu uğurda şehit oldu. Kürt vatandaşlarımız, PKK’nın temsil ettiği karanlık yapının bir parçası değil; aksine, en büyük mağdurlarıdır.
Teröristle Pazarlık Olmaz
Tarih boyunca devletler, teröristlerle masaya oturduğunda hep kaybeden taraf olmuştur. Bir hukuk devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti, katillerle değil, halkıyla çözüm üretir. Öcalan’ın çağrısı, demokratik bir sürecin parçası değildir; devletin ve milletin iradesini test etmeye yöneliktir. Bu testten geçmeye bizim niyetimiz yok!
Barış, savaşan iki taraf arasında olur. Terörle mücadele ise bir savaş değil, hukuki ve askeri bir gerekliliktir. Öcalan ve onun destekçileri, “barış” söylemini yalnızca devleti köşeye sıkıştırmak için kullanmaktadır. Oysa ki, devletin görevi halkını korumaktır. PKK’ya silah bırakma çağrısı yapanlar önce sormalıdır: Onlar bugüne kadar hangi barış sözünü tuttular?
PKK’nın hain saldırıları sonucunda ilk şehidimiz Süleyman Aydın oldu. O günden bu yana binlerce askerimiz, polisimiz, öğretmenimiz ve sivilimiz terör örgütünün kanlı eylemlerinin kurbanı oldu. Öcalan’ın çağrısına kulak vermek demek, bu şehitlerin kanını yok saymak demektir. Terörle mücadele sürecinde geri adım atmak, sadece PKK’nın ekmeğine yağ sürer.
Bu çağrının zamanlaması manidar! Türkiye, kritik bir dönemeçte ve yeni anayasa tartışmaları gündemde. Öcalan’ın bu süreçte yeniden gündeme taşınması, birilerinin pazarlık masasına yeni bir madde koyduğunu gösteriyor olabilir mi? Kamuoyunun bu konuyu yakından takip etmesi gerekiyor.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), bölgeyi yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bir plandı. PKK’nın bu projede nasıl bir rol oynadığı, yıllardır tartışılan bir konu. Terör örgütünün yıllardır ABD tarafından dolaylı ya da doğrudan desteklendiği defalarca ortaya çıktı. Peki, Öcalan’ın bugünkü çağrısı, BOP’un yeni bir aşaması mı?
Öcalan’ın “silah bırakın” çağrısı, PKK’nın tamamen silah bırakacağı anlamına mı geliyor? Elbette hayır! Dağ kadrosu ve şehir yapılanmaları, genel bir af olmadan bu çağrıya uymayacaktır. Daha önce çözüm süreci adı altında gördüğümüz sahneleri tekrar yaşamamak için bu oyunu bozmalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti, terör örgütleriyle pazarlık yapacak bir devlet değildir. PKK’nın gerçek niyetini ve Öcalan’ın çağrılarının ardındaki planları görmek zorundayız. Devlet Bahçeli’nin başlattığı tartışmaya Erdoğan’ın sessiz kalması ve Mehmet Uçum’un “Kürt sorunu çözüldü” açıklaması hükümetin bu konudaki samimiyetsizliğini gösteriyor. Şehitlerimizin aziz hatırasına ihanet etmeden, hukuk ve güvenlik çerçevesinde kararlılıkla terörle mücadeleye devam etmeliyiz.
Öcalan’ın çağrısına yanıtımız nettir: Devlet teröristle pazarlık yapmaz, hesap sorar!








