Yara – Hatice Topçu Yazdı

Yara – Hatice Topçu Yazdı
Yayınlama: 07.02.2025 14:52
A+
A-

Ciğerlerim toz dolu
Paramparça kemiklerim
Ağzımda çimento
Çamur karışımı bir tat;
Kulaklarımda ateş saçan çığlıklar…
 
Kimse var mı?
Dışarıda çocuklarım
Annem, babam;
Kardeş, komşularım nerede?

Nerede?
Çocuklarımın gülüşlerindeki gözlerim?
Güneşli günlerim;
Umutlarım, sevinçlerim?

Kapadım göğün örtüsünü
Güneş de öldü
Yenildim!
Örtün üstümü…

 Acıyı anlatmak zordur. Onu ne kadar etkili anlatmaya çalışırsanız çalışın yaşayanların hissettiklerini üçüncü kişilere aktaramazsınız.

Dün 6 Şubat’tı. Sabaha karşı 04.17’de gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremin ikinci yıl dönümü. 11 Şehir yıkıldı. 7,7 ile ve arkasından 13.24’de ikinci deprem 7,6 ile sallandı şehirler… Resmi açıklama iki depremde 53 bin 537 yurttaşımızın hayatını kaybettiği yönündeydi. Kayıplarını aramaya devam eden aileler ellerinde çocuklarının, kaybolan yakınlarının fotoğraflarıyla aramaya devam ediyorlardı. Onların yürek yangını daha başkaydı.  Gidecekleri bir mezar bile yoktu.

Yine aynı sözleri duyduk. Deprem değil binalar öldürdü. Binalar öldürdü çünkü hiç bitmeyen imar aflarının bedeli ağırdı.

İktidar da muhalefet de deprem bölgesindeydi. İktidarın gideceği bölge yolları makyajlandı, asfalt döküldü.  Yurttaş halen konteynırlarda, hatta çadırlarda olanlar dahi varken; çamurun içinde sağlıklı su, sağlıklı beslenme, hijyen kurallarından uzak sağlıklı yaşam koşullarının olmadığı ortamlarda yaşarken, devlet yönetiminin geçeceği yolların asfaltlanmıştı.

İktidar yaptıklarının sunumu için oradaydı. Ekranlara düşen görüntüler içimizi ezdi. Turizm bakanı sahiplerine teslim edilecek konutlarla ilgili olarak “evet, tarihlilerimizi sahneye davet ediyor, anahtarlarını teslim ediyoruz.” dedi. Cumhurbaşkanı evladını kaybetmiş bir anneye anahtarını teslim etti. Uzak bakışlı bir anne, bedeni orda gözleri uzakta bir anne. Ve ardından cumhurbaşkanının duası…

Evleri yıkılmış, yakınlarını kaybetmiş insanları talihliler olarak sunan bir bakan. Evleri zaten olan ve depremde yıkılan ve altında yakınlarının bedenlerini bırakan aileler… Peki ya halen konteynerlerde, çadırlarda kalanlar…

Bir de Ziraat Bankası Genel Müdürü “en büyük hayırsever benim!” dedi. Bir devlet bankasının genel müdürü. Kurumların yerine isimlerin aldığı bir noktadayız. Ziraat bankası kimin bankası ve müdürü nasıl hayırsever oluyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Laf üstüne laf söyleyenlerden değil, taş üstüne taş koyanlardanız. Devlet nerede diye soranlara devlet işte burada, halkının yanında.” yanıtını verdi ve devam etti:  “Bu işler yılda iki gün buralara gelerek olmaz.” dedi.

Ana muhalefet partisi lideri ise toplanan vergilere değindi. 21 yılda 40 milyar dolar deprem vergisi toplandığından söz etti ve bu paraların nerede olduğunu sordu.

Özetlemek gerekirse ölüyoruz, hep ölüyoruz ve gerekçe olarak açıklama: “kader planı.”

İyi de hep bize mi bu plan? Aynı şiddette depremde Japonya’da neden yok bu kader planı?

Mezar başlarında anneler, babalar, kardeşler, eşler, çocuklar… Mezarı olmayanlar! Biter mi bu acılar, anlatılabilir mi, iyileşir mi bu yara?…

Neresinden tutarsanız tutun dökülüyor ve ölüyoruz. Depremlerde ölüyoruz, salgınlarda ölüyoruz, yangınlarda, sellerde ölüyoruz ve açlıktan ölüyoruz. Haksızlığı uğrayan mülakatlarda elenen gençlerimiz intihar ederek ölüyor. Ve AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin adli yargı kura töreninde Konya hakimliğine atanan yeğenini cumhurbaşkanına tanıtıyor. Kameraların önünde yeğeni ayağa kalkıyor ve kendisini gösteriyor.

Acıyı anlatmak zor. Hele hele günümüzde insanın sermayenin kölesi haline getirildiği bir dünyada. Her şeyin ranta kurban edildiği bir noktada acıyı anlatmak zor. Yaralar sızlıyor, kanıyor, susmuyor yürek!

Yaşam hakkının önceleneceği ve insanın merkeze konulacağı yönetimleri özlüyoruz. Bu bağlamda cumhuriyetimizin kuruluş yıllarını, altın yıllarımızı özlüyoruz… Bu karanlığı aşmanın yolu da Kemalizm’dir. O insancıl, bütünlüklü yönetim anlayışıdır.

Depremde hayatlarını kaybeden yurttaşlarımızı anıyor, ailelerine sabır diliyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Rize’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans eğitimini işletme alanında, yüksek lisans eğitimini; Eğitim Bilimleri, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim iş kolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. 21.02.2019 tarihinde kamudaki eğitim yöneticiliği görevinden emekli oldu. Eğitimci-Yazar-Şairin; TODAİE Hazırlık Kılavuzu, iki adet şiir, on bir adet çocuk ve genç edebiyatı olmak üzere toplam 14 adet kitabı bulunmaktadır. Ayrıca eğitim bilileri aralında ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır. Meslek hayatı boyunca çok sayıda ulusal proje ile Avrupa Birliği projesi yazmış ve yönetmiştir. Eğitim bilimleri, proje döngüsü ve kişisel gelişim alanlarında çok sayıda eğitici eğitimi sertifikasına sahip olup yetişkin eğitimleri vermiştir. Halen çeşitli gazete ve haber sayfalarında makaleler yazmaktadır. Medya Siyaset Yayın Grubu Genel Yayın Koordinatörü ve programcılığı yapmaktadır.