10 Kasım 2025 – Suay Karaman Yazdı

10 Kasım 2025 – Suay Karaman Yazdı
Yayınlama: 10.11.2025 18:19
A+
A-

Bugün çağdaş Türkiye’nin kurucusu, eşsiz liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 87. yılındayız. Az zamanda çok ve büyük işler başaran büyük Atatürk’ü saygıyla, şükranla ve özlemle anıyoruz.

Ankara’da Anıtkabir, Cumhuriyet Bayramı’nda olduğu gibi yine Türkiye’nin her bölgesinden gelen yüzbinlerle dolup, taşacak. Bu büyük coşku seline benzer görüntüler, diğer illerimizde de sergilenecek ve Türk Milleti, Atasını yine bağrına basacak. Dünyada böyle bir sevginin ve saygının eşi, benzeri yoktur. Aslında gözden düşürülmek istenen bu sevgidir, bu saygıdır ve Atatürk’e duyulan minnet duygusudur.

Ülkemizi karanlığa sokmak isteyen güçler, Atatürk’ü gözden düşürmeden, laik ve demokratik cumhuriyetimizi ortadan kaldıramayacaklarını anladılar. Amaçları Atatürk’ü unutturmak, eserlerini yok etmektir. Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ‘Atatürk’ü Unutturmak’ adlı kitabında şunları yazmış: “Bu gibiler, Atatürk’ü tarihten silmeyi başaramayacaklarını biliyorlar. Bu kadarcığına akılları eriyor. Şu halde Atatürk’ü değil, Türkiye’de Atatürkçülüğü unutturmalı ki onun adı havada kalsın ve kendi gizli emelleri bir gün bu yöntemle gerçekleşsin.” Ama ne yaparlarsa yapsınlar Türk Milleti’nin kalbinde Atatürk’ün öyle büyük ve güçlü bir yeri var ki, asla başaramayacaklar.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 15 Mayıs 2025 tarihinde açıkladığı ‘2025-2026 Eğitim ve Öğretim Yılı Çalışma Takvimi’ ile okullarda birinci dönem ara tatilinin 10-14 Kasım 2025 tarihleri arasında yapılacağı duyuruldu. Ara tatili 10 Kasım’a denk getirmenin, Atatürk’ü anmamak için yapıldığı bellidir. Ancak 6 ay önceden açıklanan bu planlamaya, o gün tepki vermeyenlerin de sınıfta kaldıkları anlaşılmaktadır. Buna da aydın aymazlığı denir. Benzer şekilde geçen yıl da aynı şekilde 10 Kasım günü tatile denk getirilmişti.

Yapılan tüm olumsuzluklara karşın toplumun Atatürk’e olan sevgi ve saygısı her geçen gün daha da artmaktadır. 3-7 Kasım tarihleri arasında derslerin ve sınavların olmasına karşılık yurdumuzun her yerinden, anaokulundan liseye kadar özel okul öğrencileri Anıtkabir’e, büyük kurtarıcıları Atatürk’e koştular. Bu sevginin hiç bitmeyeceğini anlayanlar, çılgına dönmektedirler. Ve gelen tepkiler üzerine 7 Kasım Cuma günü devlet okullarında 10 Kasım anması yapılmıştır ama ne fayda, niyet bellidir.

10 Kasım’da yaygara kopartıldı”, “Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok” diyenler, Atatürk ve İsmet İnönü için “İki Ayyaş” diyenler, Atatürk’ün adını statlardan, havaalanlarından silenler, Mustafa Kemalin askerleriyiz diyenler için ‘itler sürüsü’ diyen ve Atatürk’e “alçak” diyen soysuzların olduğu toplum, her türlü kötülüğe doğru yol almaktadır. Hiçbir ülkede, kendi kurtarıcısına, kendi kurucusuna hakaret edenlerin, ihanet edenlerin olduğu görülmemiştir. Bu hakaret ve ihanete sessiz kalan, tepki vermeyenler de emperyalizmin dümen suyuna giden işbirlikçilerdir. Düşünün, yaklaşık 50 bin insanımızın katiline TBMM’de övgüler yağdırılırken, aynı mecliste ülkemizin kurucusu Atatürk’e hakaretler yağdırılıyor ve TBMM’de İYİ Parti haricindeki siyasi partiler sessiz kalıyor.

Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim” diyen büyük önderimiz her şeyi vatanı için, Türk  Milleti için yaptı. John Steinbeck’in ‘Bitmeyen Kavga’ adlı romanında dediği gibi: “O, hiçbir zaman kendini düşünmedi.”

Eşsiz liderimiz Atatürk, hiç kuşkusuz Türk Milleti’nin yetiştirdiği en büyük Türk’tür. Yaşadığı yüzyılı aşarak, gelecek yüzyıllara da ışık tutan büyük bir dehadır, olağanüstü bir insandır. Büyük Türk Milleti, ne 10 Kasım’ları unutur, ne de unutturmaya çalışanları affeder. Türk Milleti ne Atatürk’ten ne de eserlerinden asla vazgeçmeyecektir. Ülkemizin bağımsızlığını ve Cumhuriyetimizi sonsuza kadar korumayı Türk Gençliğine bırakan büyük Atatürk’e hepimizin borcu vardır. Bu borç, emperyalistlere ve yerli işbirlikçilerine karşı güzel vatanımızı savunarak, yarım bırakılan Kemalist Devrimleri tamamlayarak ödenecektir. Biliyoruz ki, Atatürk Türkiye’dir, Türkiye Atatürk’tür. Ne mutlu Türküm diyene…

Azim ve Karar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

13 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Jeoloji Mühendisliği Bölümü (1983) ve İşletme Bölümü (1998) mezunu. Lisans üstü çalışmalarını Trafik Planlaması ve Uygulaması anabilim dalında (2002) ve Hayvancılık İşletme Ekonomisi anabilim dalında (2003) tamamladı.1983-1985 yıllarında ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1986-1987 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yedek subay olarak askerlik görevini tamamladı. 1988-2006 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2006-2018 yılları arasında Gazi Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Gazi Üniversitesi’nin bölünmesiyle 2018 tarihinden beri Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır.1993 yılında “Bilgisayara Giriş ve Basic” ile “Fotogrametri” kitaplarını yayınladı. Mart 2019 tarihinde “İnadına Cumhuriyet” adlı kitabını yayınladı. Kasım 2021 tarihinde “Türkiye Uçuyor” adlı kitabını yayınladı. Bir süre Cumhuriyet ve Ulus Gazeteleri ile Türkiye Sorunları Dergisi’nde yazı yazmıştır. Kasım 2005-Haziran 2020 tarihleri arasında İlk Kurşun Gazetesi’nde her hafta yazıları yayınlanmıştır. Halen Azim ve Karar Sitesinde yazı yazmaktadır.“Parçalanma Dil İle Başlar” makalesiyle, Dil Derneği tarafından 26 Eylül 2016 tarihinde 84. Dil Bayramı Onur Ödülü’ne layık görülmüştür. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin eski Genel Sekreteri’dir. 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı’nın Başkanı’dır. Halen Tüm Öğretim Elemanları Derneği’nin (TÜMÖD) Genel Sekreteri’dir. Evli ve iki çocuk babasıdır.