2023 Seçimlerinin Hesabı | Hatice Topçu Yazdı

2023 seçimleri sonrasında kaybedenler özeleştiri yapmadılar. Sorumluluk üstlenmediler, tersi birbirlerini suçladılar.Yani seçmene hesap veremediler. Çünkü hesap kabarıktı. Süreçte yapılan yanlışlar, hatalar birbirini kovalamış, muhalefet için çok olumlu olan iklim tersine dönmüş ve seçimler kaybedilmişti.
Oysa seçimler sonrasında yapılması gereken süreçte yapılan yanlış ve hataları masaya yatırmak olmalıydı. Yanlış ve hataların seçmeni nasıl etkilediği,dolayısıyla beklenen sonuçla alınan sonuçlar arasındaki farkın sebeplerinin neler olduğu belirlenmeli ve kamuoyu ile paylaşılmalıydı… Özetle yapılan yanlış ve hatalarla yüzleşmek, onları kabul etmek ve geleceğe yönelik çıkarımlarda bulunmak gerekirdi.Böylece kaybedilmiş seçimlerin hesabı sahibine yani halka verilmiş olurdu.Bu böyle olmadığı gibizamanla verilmeyen hesabın ağırlığı yerini öfkeye bıraktı ve dün bir arada olanlar birbirlerine öteki demeye, birbirlerini suçlamaya, ağır sözler söylemeye başladılar.
Bu tablonun halka yansımasına gelince; halk siyasetten umudunu kesti ve her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarının çaresizliği altında kıvranmakta.
Şimdi soruyorum, yaşananlarda hiç dahli olmadığı halde bu halk bunları hak ediyor mu?
Etmiyor elbette etmiyor çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürkbu halkla ulusal kurtuluş mücadelesi vermiş, emperyalizmi ülkemizden kovmuş, bağımsız bir devlet kurmuştu. Devamında eğitim ve kültür devrimleriyle dünyada ilkleri başarmış; yüzyıllardır ihmal edilmiş halkını yüceltmişti. Hepsinden önemlisi gericiliğe karşı verdiği savaşı da kazanmış modern bir toplum yaratma yolunda ilerlemişti.
Ne yazık ki onun söylemleri ve eylemlerini ilke edinen bir siyasi parti günümüze kadar gelememiştir. Kurucusu olduğu parti de zamanla özünden kopmaya başlamış, verilen ödünlerle herkesten oy alma yönündeki söylemleriyle kendi tabanını küstürmüştü.
Türk siyaseti oy kaybetme kaygısıyla nabza göre şerbet verme anlayışının ödünlerinin bedelini ödüyor. Edilgenleşmenin bedelini ötüyor. Ülkenin yapısına, Cumhuriyetimize, Anayasamıza ters uygulamalar karşısında yapılması gerekenlerin yapılmamasının bedelini ödüyor. Türk siyaseti can çekişiyor. Çünkü bu da planın bir parçası. Karşı devrimin adımlarının bir parçası…
Maalesef muhalefet büyük resmi göremedi ve kendisini etkisizleştirmek isteyenlerin amaçlarına hizmet etti. Etmeye de devam ediyor. Her seçimde halkın önüne konulan sandığı ölüm kalım sandığı olarak niteleyen, seçimler kaybedildikten sonra da hiçbir şey olmamış gibi davranan muhalefete artık halk güvenmiyor. Artık halkın gözünde seçim kaybetmenin de hiçbir önemi yok. Yok, çünkü ulus ölüyor!
Dolayısıyla 2024 yerel seçim sonuçlarından biri sandığa giden seçmen sayısında azalma yaşanacağıdır. Daha ağır bir tablo ile karşı karşıya kalacağız. Çünkü tabanın tercihleri dikkate alınmadan lider odaklı kararlar sürdürülüyor. Artık halk noter görevi görmekten yoruldu. Önüne konulan listeleri onaylayan bir araç olmaktan bıktı.Ankara 1. Bölge listelerinden meclise gönderilen Sadullah Ergin ve benzeri travmalar yaşamaktan yoruldu. Sürekli parti değiştirenlerin listelerde yer bulmasından yoruldu. Artık halk tanıdığı, bildiği, inandığı güvendiği kişileri listelerde görmek istiyor. Hele hele yerel seçimlerde bu çok çok daha önemli.
Muhalefette yaşanan bu edilgenleşme bakın nelere sebep oluyor:
Milli Eğitim Bakanı meclis kürsüsünden tarikatlar ile protokol yaptıklarını itiraf ediyor. Bir adım daha ileriye gidebilmek adına tarikatları STK olarak göstermeye çalışıyor. Yetmedi eğitim sisteminin dağa adam gönderdiği ithamında bulunuyor. Özetle son 22 yıl iktidar olan bir partinin eğitim bakanı bunları söyleyebiliyor ve halen geçmişi suçlayabiliyor. Oysa artık geçmiş kendileridir. 22 yıllık iktidar, dile kolay… Dönüp de tarihin sayfalarına bakabilseler! 1923 Cumhuriyetin kuruluşu ile 1938 Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ölüm tarihine kadar, yani 15 yılda neler yapılabildiğinebakabilseler… Elbette bakmadıklarını biliyoruz.Onların daha geriye baktıklarını biliyoruz.
Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun: “Eyalet sistemi, özerklik, federasyon modelleri üzerinde serbestçe tartışılmalıdır.“, “Anayasa’nın ilk dört maddesine ‘zinhar değiştirilemez’ demek nesillerin iradesine ipotek koymaktır.” sözlerine karşı susanlar; Şeyh Said’in adının Diyarbakır’da bir bulvara verilmesi sonrasında yaptığı açıklama ile söyleyene değil söyletene bak dedirtenler…
Şimdi soruyorum daha ne olmalı?
Eğitimin bu denli geriye çekilmesine; çalışanın, emeklinin emeğinin sömürülmesine; köylünün, çiftçinin kapitalizmin insafına terk edilmesine; ormanların, madenlerin, yaylaların, denizlerin yağmalanmasına ve hepsinden önemlisi ülkenin ulus ve üniter bütünlüğüne yapılan saldırılara karşı halen mecliste ‘mış’ gibi yapmaya devam mı edeceksiniz yoksa anayasaya, hukuka aykırı uygulamalara karşı mücadele mi edeceksiniz?
Ne zaman edilgen olmaktan vaz geçip etken hale geleceksiniz?
Öyle görünüyor ki 2023 seçimlerinin hesabı 2024 yerel seçimleri sonrası verilecek. Tablo çok dağa ağır olacak ama o ağır sürecin devamı gerçek değişimi de getirecek.








