Gençler Neden Gelecekten Korkuyor ? – Çağan Selamoğlu Yazdı

Bugünün gençleri neden umutsuz? Bu sorunun yanıtı aslında hepimizin günlük hayatta hissettiği ama üzerine yeterince konuşmadığı temel gerçeklerde saklı. Gençler arasında artan kaygı ve umutsuzluk hissi, işsizlik, ekonomik sıkıntılar ve bunlara bağlı olarak büyüyen gelecek kaygısı… Tüm bunların arkasındaki en büyük sorunlardan biri eğitim sistemi. Yanlış yönlendirmeler, fırsat eşitsizliği ve sorgulamaya kapalı bir eğitim modeli gençleri çıkışsız bir döngünün içine hapsediyor.
Sosyal medya da bu tabloyu daha da kötüleştiriyor. İnsanlar orada kendilerini olduğundan daha başarılı, daha mutlu ve daha güçlü göstermek zorunda hissediyor. Ancak gerçekte çoğu insan kendi hayatından tatmin değil ve sürekli bir kıyaslama kültürü içinde kendini eksik, yetersiz ve başarısız hissetmeye başlıyor. Üzerine bir de siyasi ve toplumsal belirsizlikler eklenince, gençlerin umutsuzluğa sürüklenmesi kaçınılmaz hâle geliyor.
Peki gerçekten bu kadar umutsuz olmamızın nedeni ne?
Ekonomik Belirsizlik ve İşsizlik: “Yarınımız Yok”
Gençlerin en büyük umutsuzluk kaynağı ekonomik güvencesizlik. Üniversite mezunu bir gencin iş bulabileceğine dair hiçbir garanti yok. İş bulamazsa hayatını nasıl sürdüreceğini de bilmiyor. Üstelik, iş bulamayacağını destekleyen onlarca kanıt var.
• Üniversite kontenjanları artırılırken, mezunlara uygun istihdam alanları yaratılmadı.
• Genç işsizlik oranları giderek artıyor, bu oranlar sadece rakamlardan ibaret değil; bir neslin geleceğini karartıyor.
• Alım gücü düşerken, temel ihtiyaçlar bile lüks hâline geldi.
Burada önemli bir noktaya değinmek gerekiyor: Lüks kavramı değişti. Sinemaya gitmek, tiyatro izlemek, iyi bir telefon kullanmak lüks olarak görülüyor. Oysa her insanın hakkı değil mi bir müzik dinletisini izlemek, kaliteli bir yaşam sürmek? Bir zamanlar normal olan şeyler artık sadece belli bir kesimin erişebileceği ayrıcalıklar hâline geldi.
Eğitim Sistemi: “Diplomalar Çöp Oldu”
Eğitim sistemi gençlerin önünü açmak yerine onları sistemin içinde kaybolmaya zorluyor.
• Ezbere dayalı, sorgulamaya kapalı bir sistem içinde büyüyoruz. Ailelerimiz bile bize “Edebiyat yapma” diyor, “Sorgulama” diyor.
• Kaliteli eğitim sadece zenginlerin hakkı hâline geldi. İyi bir eğitimi hak eden herkesin ulaşabileceği bir şey olması gerekirken, özel okullara ve yüksek ücretli kurslara bağımlı bir sisteme dönüştü.
• Diplomalar anlamını yitirdi. Eskiden lise mezunları bile iş bulabilirken, bugün üniversite mezunu olmak bile bir işe yaramıyor.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, gençlerin sesleri duyulmuyor. Yıllardır bağırıyoruz, anlatmaya çalışıyoruz ama kimse bizi dinlemiyor. Bunun birçok sebebi var: Korkutulduk, susturulduk, hatta zamanla kendi sesimizi duyurmaktan bile vazgeçtik. Siyasete olan güvenimiz yok oldu, çünkü defalarca hayal kırıklığına uğradık.
Sonuç? Gençler artık bu ülkede gelecek görmüyor ve başka yerlere gitmek istiyor.
Peki, Çözüm Ne?
Umutsuzluk büyüdükçe gençlerin bu ülkeye olan inancı da zayıflıyor. Ancak bunun önüne geçmek mümkün.
• Ekonomik reformlar yapılmalı. Gençlere istihdam yaratacak projeler geliştirilmeli.
• Eğitimde köklü değişiklikler yapılmalı. Ezberci sistem terk edilmeli, sorgulayan, üreten bireyler yetiştiren bir eğitim modeli benimsenmeli.
• Gençlerin siyasette daha fazla yer alması sağlanmalı. Artık güven kaybettiğimiz insanlara değil, bizim gibi düşünen, bizim sorunlarımızı anlayan ve çözüm üreten genç siyasetçilere ihtiyacımız var.
• Psikolojik destek mekanizmaları kurulmalı. Gençler yalnız olmadığını bilmeli, onların kaygılarını ve sorunlarını anlayan bir destek sistemi oluşturulmalı.
Bir Umutsuzluğu Nasıl Umuda Çevirebiliriz?
Ben bu sorunun cevabını bilmiyorum. Belki hep birlikte bulabiliriz. Ama şunu biliyorum: Gençlerin umutsuzluğu, toplumun umutsuzluğu demektir. Eğer bir ülkenin gençleri geleceğinden korkuyorsa, o ülkenin geleceği de belirsizdir. Ancak bu karanlığın içinde bir ışık yakmak hâlâ mümkün.
Önce gençlerin sesini duymak, sonra gerçekten anlamak gerekiyor.
Peki sizce, bir umutsuzluğu nasıl umuda çevirebiliriz?








