Emeklinin aklıyla alay etmek – Yusuf İpekli Yazdı

Türkiye’nin gündemi hızla değişiyor, ancak değişmeyen tek şey halkın yaşadığı ekonomik gerçekler. Yusuf İpekli, tartışmaların ardındaki perdeyi aralıyor.
Memleket son bir haftadır,
1) Gülistan Doku cinayeti – vali ilişkisi,
2) Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul katliamları,
3) Geçen sene hiç yok yere İzmir’de belediyenin burnundan getirdiği halde kuru bir demeçle bile destek vermeyen DİSK’e rağmen tarihe geçecek başarı elde eden maden işçilerinin halkı yanına alarak yaptığı haklı direnişi, başarısı,
4) Bir gazetecinin “Kılıç artığı” söylemi,
5) Galatasaray – Fenerbahçe derbisi,
6) Bir kaymakamın verdiği aklı bırakın siyaseti de aşan demeçleri,
7) Ana muhalefete mutlak butlan kararı verilip verilmeyeceği tartışması,
8) Seçim gündemi ve senaryoları,
9) ABD, İsrail – İran savaşı ile çalkalanıp duruyor.
İnan olsun yukarıda yer alan gündem konularının önemli bir kısmının içeriği ve tartışma alanı gazetecilerin kulis, benim ise modern dedikodu dediğim fısıltılara dayanan polemikten başka bir şey değil.
Haklısınız öyle olmasa bu hususlar bir iki gün sakız gibi çiğnendikten sonra kaldırıp atılır mıydı?
Balık hafızası / balık hafızalı diyen atalarımız galiba çok önemli tarihi bir tespit yapmış.
Bakınız bugün büyük büyük büyük kulislerin çookkk büyük yorumcuları yine yeniden erken seçim senaryoları yazmaya başladı.
İşte efendim, Kasım’2027 tarihinde erken seçim olacakmış da seçim ekonomisi için hazırlık yapılıyormuşmuş.
Bu yüzden asgari ücrete 2026 sonunda yüzde yüz elli ara zam yapılacakmış.
Olmadı aynı tarihte memur maaşlarına yüzde yüz, emekli aylığına ise yüzde iki yüz ve seyyanen zam için çalışma talimatı verilmiş.
Vallahi hayal etmesi bile çok güzel de sonucunda oluşacak hayal kırıklığı öldürücü…
Çünkü bu hükümet için asgari ücretlinin, memurun, emeklinin dostu değil demek hiç ama hiç yanlış olmaz.
Niçin, açıklayalım.
İki yıl kadar önce memura verilip cumhuriyet tarihinde ilk defa emekliye verilmeyen ve bugün 22.000 lirayı aşan 8.077 liralık seyyanen zam, “ey emekli seni sevmiyorum” demek değilse nedir?
Üstelik emekli aylığı kirayı bile karşılayamazken, geçinemediği için yetmiş yaşında çalışmak zorunda kalan emekli sayısı alıp başını gitmişken, yine geçinemediği için çocuğunun eline avucuna bakan emekli göz önündeyken, asgari ücretli çocuğunu okula aç gönderirken söyleyin bana yukarıda yer alan tespit doğru mu, değil mi?
Bunlar, seçim ekonomisi uygulanacak diyerek dar gelirliye astronomik zam var diyenler rica ediyorum emeklinin aklıyla dalga geçmeyin…?
Neden?
Otoyolları, köprüleri, hastaneleri / hastane arsalarını satmaya kalkanları bırakın çevre yollarını bile özelleştirip paralı hale getirmek istyenler, ormanlık alanlara maden ruhsatı vererek talana yol verenler, sit alanlarını yapılaşmaya açanlar, pazardan çıkma meyve sebze alanları görmeyenler, ekonomik tedbir yüzünden okullara temizlik personeli ve güvenlik görevlisi vermeyenler dar gelirlilerin aylığına yüzde yüz, yüzde yüz elli, yüzde iki yüz artı yüklü miktarda seyyanen zam yapar mı?
Aslında hükümetten hak, zam, artış beklemek kadar akla ziyan bir durum yok.
Çünkü, “Hak verilmez alınır!” biliyorsunuz değil mi?
Alınan hak verilenden çok daha kıymetli olur.
Tıpkı maden işçilerinin direne direne kazandıkları ana sütü kadar helal hakları gibi…
O zaman tek seçenek var: “SANDIK!”
Gerçi biz seçimde her şey çok güzel olacak sandık ama hemen hemen her şey çok çirkin oluştu.
Değil mi canım kardeşim öyle değil mi?
YAZARIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN








