İmamoğlu’nun Diplomasında ‘Yokluk’ ve ‘Açık Hata’ Sorgusu: Mahkeme 4 Kuruma Talimat Verdi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle ilgili açılan davada, yargı süreci derinleşiyor. İstanbul 5. İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada yeni bir aşamaya geçerek, üniversite yönetiminden ve ilgili kurumlardan kapsamlı bilgi ve belge talebinde bulundu.
18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi tarafından verilen iptal kararının ardından, İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu toplam 27 kişinin diploması, “yokluk” ve “açık hata” gerekçesiyle geçersiz sayılmıştı. Mahkeme, bu iki kavramın hangi hukuki temele dayandığını netleştirmek üzere üniversiteye resmi yazı gönderdi.
Verilen ara kararda, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ile Yönetim Kurulu’ndan, 23 ayrı dosya halinde yatay geçiş uygulamaları ve diploma iptallerine ilişkin belgelerin mahkemeye iletilmesi istendi. Mahkeme ayrıca, iptal gerekçelerindeki “yokluk” ve “açık hata” iddialarının hangi somut eksikliklerden kaynaklandığının detaylı biçimde izah edilmesini talep etti.
Bununla birlikte mahkeme, İmamoğlu’nun mezun olduğu İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’nun usulsüzlük iddiası ile ilgili olarak herhangi bir karar alıp almadığının da açıkça bildirilmesini istedi.
Sadece üniversiteyle sınırlı kalmayan inceleme sürecinde mahkeme, Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) da yazı yazarak, 13 maddelik bir liste halinde yatay geçiş mevzuatına ilişkin belgelerin 30 gün içinde iletilmesini istedi.
Yargının bilgi talebi bununla da sınırlı kalmadı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan, İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin başlatılan soruşturma dosyasının örneği talep edilirken, Kıbrıs’taki geçiş işlemlerinin yasal dayanaklarıyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanlığı’ndan bir dosya gönderilmesi istendi.
İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin bu kapsamlı belge talepleri, davanın yalnızca idari bir iptal davası değil, aynı zamanda siyasi sonuçlar doğurabilecek nitelikte çok yönlü bir inceleme sürecine evrildiğini gösteriyor.
Kamuoyunda “diploma krizi” olarak adlandırılan bu süreç, mahkeme kararının şekillenmesiyle birlikte İmamoğlu’nun siyasi geleceğini doğrudan etkileyebilecek bir noktaya evrilebilir.








