Kişisel Hırslar, Açık Hava Tiyatroları Ve Siyasi İflas – Melih Demirel Yazdı

CHP’nin kurucu değerlerinden uzaklaştırılarak kişisel hırsların gölgesinde çürümeye terk edildiğini vurgulayan Melih Demirel, “CHP’nin merkezi Silivri değildir” diyerek sert bir çıkış yaptı.

Kişisel Hırslar, Açık Hava Tiyatroları Ve Siyasi İflas – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 02.09.2025 14:32
A+
A-

Cumhuriyet Halk Partisi, kurucu değerlerinin ışığında Cumhuriyet’in aklı ve vicdanı olma misyonunu yıllardır omuzlarında taşıdı. Bu parti, halkın özgürlük ve eşitlik mücadelesinin hem öncüsü hem de güvencesi oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada, partiyi ayakta tutan bu kurumsal yapı, kişisel ihtirasların gölgesinde hızla çöküşe sürükleniyor. Tarih boyunca çok zor dönemlerden geçen CHP, ilk kez bu denli derin bir siyasal ve kurumsal krizin içinde. Bu, bir parti içi çekişme değil; memleketin geleceğini ve demokrasinin güvencesini ilgilendiren bir meseledir.

Bugün CHP, halkın gündeminden kopmuş, koca bir siyasi organizasyon olmaktan ziyade birkaç kişinin kariyer sahnesine dönüşmüş durumda. Bir belediye başkanı  için haftada iki gün düzenlenen mitingler, bir umut projesi ya da siyasi kampanya olmaktan çıkmış; halkın sorunlarının üstünü örten bir “açık hava tiyatrosu”na evrilmiştir. Elektrik faturasını ödeyemeyen, mutfağı boşalan halkın yaşadığı gerçeklik, bu sahnelenen gösterilerin arasında kayboluyor. Kitleleri otobüslerle meydanlara taşıyan bu organizasyonlar, partiye enerji kazandırmaktan çok, kurumsal çürümenin ve sahte heyecanın göstergesi oluyor. CHP’nin sokakta halkla yan yana değil, yalnızca kendisine methiyeler dizilen kürsülerde görünmesi, partinin halkla arasındaki mesafeyi daha da açıyor.

Özel yönetimi  bu tabloda tam bir liyakatsizlik manzarası çiziyor. CHP’yi yönetme kudreti gösteremeyen bir genel başkanlık anlayışı, partiyi stratejiden ve vizyondan yoksun bırakıyor. Kadrolar liyakat yerine sadakatle belirlenirken, eleştirel sesler susturuluyor. Kurucu değerleri savunması gereken bu parti, ne yazık ki kişisel hırsların ve kulis hesaplarının oyuncağına dönüştü. CHP, tarihinin en kritik eşiklerinden birinde, yönetim iradesini tamamen kaybetmiş bir görüntü sergiliyor.

Bugün CHP’nin örgüt yapısında biriken rahatsızlıklar, tabanda büyüyen umutsuzluk ve kamuoyunda giderek artan güven kaybı; partinin bir siyasi iflasın eşiğinde olduğunun somut işaretleridir. Bu partiyi bir kişinin siyasi ömrünü uzatma projesine indirgemek, Cumhuriyet değerlerine muhalefetle eşdeğerdir. CHP, bir kişinin kariyer planlarını büyütmek için değil, halkın geleceğini inşa etmek için vardır. Bu gerçeğin unutulması, CHP’nin kendi varlık sebebini inkâr etmesi anlamına gelir.

Unutulmamalıdır ki CHP’nin genel merkezi Silivri değildir. Bir partinin merkezini kişisel davalarla şekillenmiş cezaevi duvarlarının gölgesine taşımak, siyaseti akıl ve ilkelerden uzaklaştırmaktır. CHP, bir özgürlük ve demokrasi mücadelesinin partisidir; sahici siyasetin yerini mizansenlerin aldığı bu tablo,  tarihi misyona hakarettir.

CHP’nin tarihine bakıldığında, partiyi zor günlerde ayağa kaldıran hep kurumsal akıl ve örgüt iradesi olmuştur. Ancak bugün bu aklın sesi, kişisel hırsların gürültüsü içinde kaybolmuş durumda. Partinin geleceği, birkaç kişinin şahsi çıkar hesaplarına rehin bırakılamaz. CHP’nin neferleri ve seçmenleri, bu tabloyu sessizce izlemeye mahkûm değildir. Aksine, bugün daha güçlü bir şekilde örgütlenerek partiyi yeniden halkın gerçek gündemine döndürmek mümkündür.

Eylül ayı, doğanın döngüsünde dökülen yapraklarla birlikte yeni filizlerin de habercisidir. Umudun ayı Eylül’de, CHP’yi yeniden kurumsal akla, ilkelerine ve halkın umuduna taşımak için cesur adımlar atmak zorunludur. Koca çınar, kişisel ihtirasların kursağında çürümeye mahkûm değildir. Tarih, örgütlü iradenin gücüyle CHP’nin tekrar ayağa kalkabileceğini defalarca kanıtlamıştır. Bugün de aynı iradeyi ortaya koyarak CHP’yi hırsın kursağından almak, halkın geleceğini savunmak demektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı