Führer Yankee – Melih Demirel Yazdı

Malumunuz, Donald Trump ABD ve dünya siyasetini bir devlet adamı ciddiyetiyle değil, joystick eline geçmiş savaş oyunu oynayan bir çocuk hoyratlığıyla yönetip, yönlendiriyor. İpe sapa gelmez şekilde gözüne kestirdiği herkese: Bir gece ansızın geliriz tehditleri, yatak odasından Cumhurbaşkanı kaçırma eylemleri, ‘’Burası artık bizim’’ diktasıyla adeta emperyalizm canavarının en azgın versiyonu olarak tehlike saçıyor.
Venezuela’da olan biten riskin nerelere dayandığının örneği. Bir ülkenin devlet başkanını yatak odasından karısıyla birlikte kaçırmak, yeraltı kaynaklarına göz dikmek, “demokrasi” ambalajıyla fiili işgal planları yapmak… Trump’ın Venezuela hamlesi, emperyal kibrin ensesisin artık hayli kalınlaştığının ilanıdır. Petrol kokusunu alan bir kovboy refleksiyle hareket eden Washington, Latin Amerika’yı tek bir karış boşluk kalmayacak şekilde arka bahçesi haline getirme eylemlerine başlamıştır.
Peki Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya, oradan Grönland’a kadar, dünyanın ayarlarıyla oynamayı kafaya koymuş, sadece dışarıyı değil içeride de; ABD’yi kemiren hoyratlığın neticesinde gelişen kutuplaşma ve güvensizlik ortamının müsebbibi, başında da söylediğim üzere konsol oyunu oynar gibi dünyaya musallat olan bu yankee’nin akıbeti nereye varır?
Tarih bize benzer bir filmi daha önce izletti aslında.
Anımsayalım, 1933- 1945…
Adolf Hitler.
Hastalıklı ırkçı bir zihniyetin, Avrupa’dan Sovyetlere kadar uzanan dehşet karinesi.
O da egoistti. O da tehditkardı. O da diğer devletleri devlet gibi değil, kendine hizmetkar olarak gören, kendini ırkı hariç hiç kimsenin insan olmadığını düşünen bir ruh hastasıydı. Gücü hukukla değil, korkuyla pekiştiriyordu. O da bir gece ansızın geliyordu. O da pervasızdı. O da megalomandı…
Ama koca Avrupa kıtasına sığamayan Hitler, hikayenin sonunda bir yeraltı sığınağına sığdı. Ve intihar etti. Ez cümle bu ve benzer hikayelerin sonu hiç değişmez. Kuşkusuz hep, korkuyu yaşatanın yıkımıyla sonuçlanır.
Ufak bir anekdot vereyim, kaderin cilvesi diyelim…
Biliyor muydunuz? Trump Alman kökenlidir. Dedesi Friedrich Trump, Bavyera’dan Amerika’ya göç etmiştir.
Elbette mesele milliyet değil. Mesele zihniyet.
Bavyera bir zamanlar dünyaya bir Hitler’i çıkarmıştı.
Ama günümüz konjonktüründe Dünya, ne ABD’nin, ne Bavyera’nın, ne de herhangi bir ülkenin yeni bir “Führer”ine tahammül edemez.
Hitler de önce “ülkesini kurtaran liderdi.
Sonra “dünyayı hizaya sokan adam” oldu.
En sonunda milyonların mezar kazıcısına dönüştü.
Trump bugün tanklarla Avrupa’ya girmiyor olabilir.
Ama kelimelerle, tehditlerle, ekonomik silahlarla dünyayı hizaya sokmaya çalışıyor.
Yöntem değişmiş olabilir ancak; kibir aynı kibir, hırs aynı hırs.
Amerika’yı büyütme iddiasıyla yola çıkan bu anlayış, Amerika’yı içten içe parçalıyor.
Toplumu bölüyor, kurumları aşındırıyor, dünyadaki güvenilirliğini eritiyor.
Çünkü hiçbir devlet egoyla yönetilmez.
Hiçbir dünya düzeni hoyratlıkla ayakta kalmaz.
Hiçbir “büyük lider” tarihi küçülterek yazamaz.
Trump’ın oynadığı oyun, dünyanın kaldıramayacağı kadar tehlikeli.
Bu bir strateji değil, bir hırs hikâyesi.
Bu bir liderlik değil, bir güç sarhoşluğu.
Ve tarih bize şunu söylüyor:
Canavarca tutumların sonu, hep felaket olmuştur.
O yüzden: YANKEE GO HOME!
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:








