Günün Şakası, Haftanın Kara Mizahı – Nafiz Şahin Yazdı

Günün Şakası, Haftanın Kara Mizahı – Nafiz Şahin Yazdı
Yayınlama: 06.05.2026 10:30
A+
A-

Nafiz Şahin, mutlak butlan davasına ilişkin “kararın siyasi konjonktür nedeniyle ertelenmiş olabileceği” iddiasını kara mizah diliyle ele alarak, yargı bağımsızlığı ve CHP üzerindeki siyasi hesapları sorguluyor.

Bir AKP eski milletvekili der ki:

‘’Mahkemede mutlak butlan davasının kararını yazıldı. Sadece açıklanması siyasi konjonktür nedeniyle ertelenmiş olabilir.’’

Şaka olsa gerek… Şakadır, şakadır!

Mahkemede karar yazılmış ve siyasi konjonktürü beklemek için ertelenmiş!

Dilerim yanlış duymuş, yanlış okumuşumdur.

Bir mahkeme, kararını açıklamak için siyasi konjonktürü mü bekliyor?

Bağımsız yargının siyasi konjonktüre göre açıklama yaptığını mı söylüyor?

Mahkemeler için dava davadır.

İster mutlak butlan davası, ister zina davası, ister hırsızlık davası olsun.

Hırsızlık davasında karar siyasi konjonktür nedeniyle ileri bırakılabilir mi?

Bu nedenle ileri bırakılsa malı çalınan kişi ne düşünür?

O sırada hırsızlığı yapan, hırsızlık mallarını satarsa ne olacak?

Çalınan malin parasını mahkeme mi ödeyecek?

Hırsız ödüllendirilmiş olmayacak mı?

‘’Siyasi konjonktür nedeniyle ertelendi’’ dendiğinde ‘’iktidarın işine en çok ne zaman yararsa o zaman açıklanacak’’ diye düşünsem haksız olur muyum?

Bu durumda mutlak butlan davasının iktidarın yönlendirdiği siyasi bir dava olduğu akla gelmez mi?

Bu davada iktidarın sözü geçiyorsa; ihtimal ki iktidar dava sonunda dişine göre bir rakibi CHP başına geçirecek ve daha parti ne olduğunu anlayamadan seçime gidecek…

İşte size siyasi konjonktür!

Bunu göre göre hala yargı bağımsızlığını tartışacak olan var mı?

Haydi şimdi bu davayı mevcut durum üzerinden konuşalım:

Kılıçdaroğlu, girdiği seçimlerin tamamını kaybetti.

İmamoğlu ve Yavaş girdiği tüm seçimleri kazandı.

Güç sizde olsa rakip olarak kimi istersiniz?

Halk oylamalarını, genel seçimleri, yerel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybedeni seçmez misiniz?

Kılıçdaroğlu bir tek muhtarlık seçiminde ve site yöneticiliğinde şansını denemedi.

Ne olur bir seçim daha kaybetse, iktidarımızın o kadar hatırı yok mu?

Bu arada CHP ne yapıyor; bilmiyorum.

Mutlak butlan davasının, mutlak seçim kaybedeni Kılıçdaroğlu partinin başına geçerse kabullenilecek mi?

Elbette kabullenilmez.

Zaman zaman medyaya yansıyan haberlere göre bu durumda CHP, yedekte bekletilen bir partide hızla yapılanmaya gidecek…

Tüm üyeler o partiye transfer olacak.

Olsun!

Olsa da kurtarmaz!

Bu bile iktidarın ekmeğine yağ sürecek, hatta fırına verdiği ekmek kadayıfına kaymak olacak!

Bu bile şu an birinci parti konumundaki CHP’ye seçimlerde nal toplatacak!

CHP nal toplayacak ama CHP’lilerin başka partide yapılandıklarından habersiz altı ok görünce mühür basanlar sayesinde CHP yüzde iki bile olsa bu Cumhur İttifakının devamını sağlayacak!

Yani CHP, bölen olacak!

İktidar hesap kitap işinde uzman…( Ah o hesap kitabı bir de ekonomi konusunda becerebilseler.)

Onlar için iktidara giden her yol mubah…

Bir koltuğum olsun da isterse bit pazarından olsun!

Hele ki altın yaldızlı koltuk takımı için neler yapılmaz!

Eski vekilin bahsettiği ‘’siyasi konjonktür’’ işte o hesapların sonucu…

Muhalefet toparlanamadan aparkat çıkartıp nakavt etmek derdindeler…

Dilerim CHP de biraz hesap kitap çalışmıştır.

Aparkatı savuşturup, sol kroşe denerler.

Nakavt etmeye çalışanlar, yumruk sallarken nakavt olurlar.

Söylemeliyim ki Özgür Özel çok çalışıyor.

Meydan meydan halkla konuşuyor.

Elbette işi zor!

Hele mahkeme kararı bile siyasi konjonktüre göre açıklanıyorsa…

Üstelik enflasyonun sorumlusunun bile İmamoğlu olduğunu düşünen bir güruh varken.

Gel de o güruha anlat!

O güruh ancak pazara gidip domates almaya kalktığında cebinde domates parası bile kalmadığını görünce anlar!

Artık işçi, köylü, memur, emekli elini cebine attığında, cebi delik değilse eline sadece ödenememiş faturalar geliyor.

Ekonomi bu duruma geldiğinde, karar açıklamak için uygun siyasi konjonktürü çok beklersiniz.

O kararı daha çok bekletirsiniz?

Ekonomi daha da dibe vuracak,  yani siyasi konjonktür sizi üzecek…

İş işten geçince, elinizde kalan o kararın kağıdına, pazardan aldığınız domatesi saracaksınız!

 

Nafiz Şahin <nafizsahin57@gmail.com>, 5 May 2026 Sal, 19:13 tarihinde şunu yazdı:

GÜNÜN ŞAKASI, HAFTANIN KARA MİZAHI

Bir AKP eski milletvekili der ki:

‘’Mahkemede mutlak butlan davasının kararını yazıldı. Sadece açıklanması siyasi konjonktür nedeniyle ertelenmiş olabilir.’’

Şaka olsa gerek… Şakadır, şakadır!

Mahkemede karar yazılmış ve siyasi konjonktürü beklemek için ertelenmiş!

Dilerim yanlış duymuş, yanlış okumuşumdur.

Bir mahkeme, kararını açıklamak için siyasi konjonktürü mü bekliyor?

Bağımsız yargının siyasi konjonktüre göre açıklama yaptığını mı söylüyor?

Mahkemeler için dava davadır.

İster mutlak butlan davası, ister zina davası, ister hırsızlık davası olsun.

Hırsızlık davasında karar siyasi konjonktür nedeniyle ileri bırakılabilir mi?

Bu nedenle ileri bırakılsa malı çalınan kişi ne düşünür?

O sırada hırsızlığı yapan, hırsızlık mallarını satarsa ne olacak?

Çalınan malin parasını mahkeme mi ödeyecek?

Hırsız ödüllendirilmiş olmayacak mı?

‘’Siyasi konjonktür nedeniyle ertelendi’’ dendiğinde ‘’iktidarın işine en çok ne zaman yararsa o zaman açıklanacak’’ diye düşünsem haksız olur muyum?

Bu durumda mutlak butlan davasının iktidarın yönlendirdiği siyasi bir dava olduğu akla gelmez mi?

Bu davada iktidarın sözü geçiyorsa; ihtimal ki iktidar dava sonunda dişine göre bir rakibi CHP başına geçirecek ve daha parti ne olduğunu anlayamadan seçime gidecek…

İşte size siyasi konjonktür!

Bunu göre göre hala yargı bağımsızlığını tartışacak olan var mı?

Haydi şimdi bu davayı mevcut durum üzerinden konuşalım:

Kılıçdaroğlu, girdiği seçimlerin tamamını kaybetti.

İmamoğlu ve Yavaş girdiği tüm seçimleri kazandı.

Güç sizde olsa rakip olarak kimi istersiniz?

Halk oylamalarını, genel seçimleri, yerel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybedeni seçmez misiniz?

Kılıçdaroğlu bir tek muhtarlık seçiminde ve site yöneticiliğinde şansını denemedi.

Ne olur bir seçim daha kaybetse, iktidarımızın o kadar hatırı yok mu?

Bu arada CHP ne yapıyor; bilmiyorum.

Mutlak butlan davasının, mutlak seçim kaybedeni Kılıçdaroğlu partinin başına geçerse kabullenilecek mi?

Elbette kabullenilmez.

Zaman zaman medyaya yansıyan haberlere göre bu durumda CHP, yedekte bekletilen bir partide hızla yapılanmaya gidecek…

Tüm üyeler o partiye transfer olacak.

Olsun!

Olsa da kurtarmaz!

Bu bile iktidarın ekmeğine yağ sürecek, hatta fırına verdiği ekmek kadayıfına kaymak olacak!

Bu bile şu an birinci parti konumundaki CHP’ye seçimlerde nal toplatacak!

CHP nal toplayacak ama CHP’lilerin başka partide yapılandıklarından habersiz altı ok görünce mühür basanlar sayesinde CHP yüzde iki bile olsa bu Cumhur İttifakının devamını sağlayacak!

Yani CHP, bölen olacak!

İktidar hesap kitap işinde uzman…( Ah o hesap kitabı bir de ekonomi konusunda becerebilseler.)

Onlar için iktidara giden her yol mubah…

Bir koltuğum olsun da isterse bit pazarından olsun!

Hele ki altın yaldızlı koltuk takımı için neler yapılmaz!

Eski vekilin bahsettiği ‘’siyasi konjonktür’’ işte o hesapların sonucu…

Muhalefet toparlanamadan aparkat çıkartıp nakavt etmek derdindeler…

Dilerim CHP de biraz hesap kitap çalışmıştır.

Aparkatı savuşturup, sol kroşe denerler.

Nakavt etmeye çalışanlar, yumruk sallarken nakavt olurlar.

Söylemeliyim ki Özgür Özel çok çalışıyor.

Meydan meydan halkla konuşuyor.

Elbette işi zor!

Hele mahkeme kararı bile siyasi konjonktüre göre açıklanıyorsa…

Üstelik enflasyonun sorumlusunun bile İmamoğlu olduğunu düşünen bir güruh varken.

Gel de o güruha anlat!

O güruh ancak pazara gidip domates almaya kalktığında cebinde domates parası bile kalmadığını görünce anlar!

Artık işçi, köylü, memur, emekli elini cebine attığında, cebi delik değilse eline sadece ödenememiş faturalar geliyor.

Ekonomi bu duruma geldiğinde, karar açıklamak için uygun siyasi konjonktürü çok beklersiniz.

O kararı daha çok bekletirsiniz?

O kararı saklar, iş işten geçince pazardan aldığınız iki tek domatesi onun kağıdına sararsınız!

1957 Trabzon doğumlu. 1980 yılında AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1978 yılında Ankara Belediyesi Basın Yayın Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı. Ardından Çankaya Belediyesi Eğitim ve Kültür Müdürlüğü ile Kültür Bakanlığı Protokol Müdürlüğü görevlerinden bulundu. Kültür Bakanlığı Basın Danışmanı, Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı ve Azerbaycan ile Kırgızistan Büyükelçilikleri nezdinde Kültür ve Tanıtma Müşaviri olarak çalıştı. 2013 yılında emekli olduktan sonra Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’na danışmanlık yaptı. Yurtiçi ve yurtdışında 8 fotoğraf sergisi açtı. Ankara’nın Martıları ve Politik Hacı isimli yayınlanmış iki kitabı bulunuyor.