Duydum ki Butlanzadelerin Hn. Kemal efendi, canlı yayına çıkacakmış. Gazetecilerin sorularını cevaplandıracakmış. İki tane sakinleştirici alıp, televizyon karşısına kuruldum. Program başladı, kendileri arzı endam eylediler. Uzaktan bakınca dinç dursa da yakın çekimde ‘’ Seksenliğim’’ diyor. Sanki butlan CHP’nin simgesi; gövde dinç, başı AKlaşmış… Sorular, cevaplar başladı. İki sakinleştiriciye yazık oldu....
22.06.2026 16:01
Okumadım, Bilmiyorum, Koltuğu Çok Seviyorum – Nafiz Şahin Yazdı için yorumlar kapalı
Ülkemizde şehirli zannettiklerinizin çoğu kasabalı… Kasabada yaşayanlar alınmasınlar; bu kavram, yaşam tarzı, yönetim biçimi ve değer yargılarında arada kalmış olmanın ifadesidir. Şehirli olmak isterler ama çatalı tutuşundan; traktör kullanır gibi son model arabanın şoför koltuğuna oturuşundan; cümle kurmasından şehirli olamadığı anlaşılır. Şehirli gibi giyinmeye çalışsalar da kültürel uyum kolay olmuyor....
Gelişim soru sormakla, sorulara cevap aramakla başlar. Sorularıyla bunaltan çocuklar gibi… ‘’Bu ne? Şu ne? O ne?’’ Soruları cevaplanan çocuklar mutludur, gelecekleri umutludur. Bilim de, bilgi de soruyla başlar. Sorular olmasa hala taş yontuyor, mağarada yaşıyor, kıçımızı yaprakla örtüyor, mızrakla avlanıyor, bitki kökü kemiriyorduk. Kafasına elma düşen Newton, elmanın neden...
Butlanzadelerin Hn. Kemal efendi, kurultayın kısa süre sonra toplanacağını söylüyor. Kısa süre nedir? Kısa süre kaç gündür, kaç aydır, kaç yıldır? Zaman ölçülebilir kavram olsa da ‘’kısa süre’’ görelidir. ‘’Kısa süre’’ yaşa göre değişir. Yaş büyüdükçe ‘’kısa süre’’ uzar. Şöyle ki 12 yaşındaki bir çocuk için kısa süre 3-5 gündür,...
Atatürk Dolmabahçe önüne demirlemiş İtilaf Devletleri donanmasını görmüştür. Yanındaki yaveri Cevat Abbas, gemileri görünce ağlamaya başlamıştır. Atatürk, yaverine döner, der ki; ‘’Ağlama çocuk geldikleri gibi giderler.’’ Dün CHP Genel Merkezi’nin maşalar ve faşolar tarafından işgal edildiğini gören Mahmut TANAL hüngür hüngür ağlamaya başlamış… ‘’Ağlama Tanal, geldikleri gibi giderler’’ Onlar haklı...
19 Mayıs 1919 Çanakkale’den geçemeyen emperyalistler etrafından dolaşmış, İstanbul’u işgal etmişti. Koca Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan son dilim Anadolu’nun ortasına sıkışmıştı. Ya bu durum kabullenilecek, emperyalistlerin himayesinde zevk u sefa içinde yaşanılacak ya da onur mücadelesi verilecekti. Onur mücadelesini tercih edenler, insan olmanın gereğini yaptılar. Kırık dökük bir gemiyle İstanbul’dan Anadolu’ya...
90’lı yıllarda bir milletvekili vardı. DSP’den seçildi, YDH’ye geçti; oradan DYP’ye… DYP’ den ANAP’a gitti. ANAP’ta bir çay molası verdikten sonra DTP’ye yol aldı. Onun bu süratini kıskananlar ona lakap taktı. Fırıldak… O milletvekili Kubilay Uygun’du ama o dönemi yaşayanlara bu isimle sorsanız ‘’O kim?’’ derler. ‘’ Fırıldak Kubi’’ deyince...
Nafiz Şahin, mutlak butlan davasına ilişkin “kararın siyasi konjonktür nedeniyle ertelenmiş olabileceği” iddiasını kara mizah diliyle ele alarak, yargı bağımsızlığı ve CHP üzerindeki siyasi hesapları sorguluyor. Bir AKP eski milletvekili der ki: ‘’Mahkemede mutlak butlan davasının kararını yazıldı. Sadece açıklanması siyasi konjonktür nedeniyle ertelenmiş olabilir.’’ Şaka olsa gerek… Şakadır, şakadır!...
06.05.2026 10:30
Günün Şakası, Haftanın Kara Mizahı – Nafiz Şahin Yazdı için yorumlar kapalı
Nafiz Şahin, sosyal medya fenomenliği üzerinden yükselen “varoş kültürünü” sert sözlerle eleştiriyor: Eğitimli emeğin değersizleştiği bir toplumda çürümenin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Hem de sosyal medya fenomeni… Neyim eksik, ben de çok güzel saçmalayabiliyorum. Bizim çocukluğumuzda ‘’Büyüyünce ne olacaksın?’’ sorusunun cevabı ya doktor, ya mühendisti… Haydi şimdi sorun bakalım, ne cevap...
Nafiz Şahin, ülke yönetimini bir “bilgisayar oyunu” üzerinden anlatarak güç, medya ve toplum ilişkisini eleştirel bir bakışla analiz ediyor. Bazı bilgisayar oyunları var; hastane kuruyorsunuz, yönetiyorsunuz. Hastaların yemeğini fazla verince koridora pisliyorlar; çöp kovalarını koymazsanız çöpleri koridora atıyorlar. Az verirseniz ölüyorlar. Denge kurmalısınız. Denge kurarak hastanenizi büyütmelisiniz. Hasta sayısını arttırıp...
Nafiz Şahin, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar üzerinden Türkiye’deki algı yönetimini ve siyasi müdahale iddialarını sorguluyor. Gün geçmiyor ki bir CHP’li belediyeye operasyon yapılmasın Önceki gün de savcılık açıklamasına göre Etimesgut Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu yapılmış. Belediye iştiraki şirketten bazı görevliler gözaltına alınmış. Konu daha sonra anlaşılıyor ki yolsuzluğu Etimesgut Belediyesi müfettişleri...
Popülizmin kaynağından beslenen bazı dangalaklar İlber Ortaylı’nın ardından ‘’Elitist’’ demiş… Elitist olmak suç gibi… Ortaylı’nın yakın dostu Fatih Altaylı bu yaftaya haklı olarak kızmış… Ortaylı’nın cehaletle savaştığını; onun elitizminin hem cahil, hem bilmiş olanlara yani hem kel, hem fodullara karşı olduğunu söylemiş… Elitizmin sözlük anlamı popülizme karşıt olsa da o...
Evet, itiraf ediyorum. Ben bir caniyim! Katilim, hatta seri katil… Beni kelliğime şükrettiren, tepesinde kuş yuvası ile gezen ABD delisinden bile daha tehlikeliyim. En azından ailemin gözünde gaddar bir tetikçiyim. Öyle silahlarla falan poz vermiyorum. Zaten ellerimi silah gibi kullanabiliyorum. Napim, böyle yetişmişim. O deli gibi, ”zararlı” gördüklerimi gözümü kırpmadan...
Köroğlu destanında bir koçaklama der ki ‘’Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu.’’ Köroğlu destanı bugün yazılsaydı da Köroğlu namertliği görseydi. Tüfeği mumla aratır! Şimdiki savaşlar parmakla yapılıyor. Hedef bilgisayardan takip ediliyor. Bir parmak, bir ekran, bir füze… Binlerce kilometre uzaktan sinek avla… ABD denilen namertliğin devlet postuna bürünmüş hali… İnsanları sinek...
Ramazan geldi, ardından iftar sofrası fotoğrafları ve iftar sofrası haberleri… Lüks ve şatafatlı sofralar… İftar davetlerinin bir kısmı nirvanaya ulaştı. Siyah siyah jeeplerle geldiler. Jeepler valeye teslim edildi. Vakur bir edayla lüks restoranın kapısından girildi. Kocaman bir masa… Çevresinde lacivert takım elbiseli adamlar… Hiç konuşmadan yere bakıyorlar. Fonda Kuran okunuyor....
Ayakkabıları kendilerinden önce hedefe ulaşan, büyüyünce de giyer elbiseli çocuk; ellerini saklayan ceketinin kolları boşta sallanırken korkuluğu andırıyordu. Seyyar korkuluk… Ayakkabısız çocuklar, onun bu haline bakıp gülüyorlarsa da içten içe özeniyorlardı. Kocaman, gülünç ayakkabıları bile yoktu. Ceketleri zaten yoktu. Gömlekleri göbeklerine yetişemiyordu. Yürüyen korkuluk, burnu kendisine dönmüş ayakkabılarıyla bakışıp özenilmenin...
Bizim köpeğin uykusu çok ağır! Evde ondan daha derin uyuyan yok. Uyurken altına kaçırmasın diye sabahları dışarı çıkartmak için erkenden kalkıyorum. Onu çağırırken evdeki herkes uyanıyor ama onda tık yok. Sabaha kadar sürüyü kurtlardan korumuş veya kümese dadanan tilki ile kapışmış da yorgun düşmüş gibi derin uyuyor. Ben bilgisayar başında...
Şu İspanyollar çok acelesi… Üstelik de pinti… Hani Barselona’nın meşhur Nou Camp Stadyumu var ya… Onu yenilemek istemişler. İşi iktidarımızın medarı iftiharı şirketlerden birisi almış. Kimisi onlara ‘’beşli çete’’ der. İşte o beşin biri… Müteahhit 2023 yılında aldığı işi 2024’te bitirecekmiş. Orayı Türkiye zannetmiş. 2025 sonunda ancak bir kısmı kullanıma...
12

















