Yıl 1994 Televizyonda bir tartışma programı… Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylar tartışıyor Bir yanda Prof. Dr. Korel Göymen, diğer yanda Melih Gökçek Korel Göymen, şehircilik konusunda uzmandı. Ankara Belediyesi’nde Başkan yardımcılığı, Turizm Bakanlığı’nda müsteşarlık görevlerinde bulunmuş, ODTÜ Şehir Planlama Bölümü’nde öğretim üyesiydi. Belediyeciliği konuşacaktı, projelerini anlatacaktı; ciddi bir tartışmaya gelmişti....
Biz onları devlet yönetiyor zannederdik. Servet yönetirlermiş… Devletten ya da devletteki konumları sayesinde oluşturdukları serveti… Siyasiler geçmişte fakirliği tarif ederken ne demişti: “Çalmasını, çırpmasını iyi beceremediğinden…” Bugün geldiğimiz nokta tam olarak bu çarpık zihniyetin eseridir. Manşetlere konu olan eski bakan kadın ve eşi o güruhun prototipi… Zaten “Bırakınız yapsınlar, bırakınız...
YENİ PARTİ isminin iptali için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yapılmış… Kim yapmış, neden yapmış, niçin yapmış? Yenilik Partisi Genel Başkanı yapmış… Ben böyle bir parti adı duymamıştım; Google amcaya sordum, o söyledi. Hani bir zamanlar konsolosken, IŞİD konsolosluğu basıp, tüm çalışanları esir almıştı da o zamanki konsolos bunu bir kahramanlık...
Haberlerden kan damlıyor. İnsanlar sürekli birbirini öldürüyor. Karısı boşanmak istiyor; karısını, çocuklarını katlediyor. Sokakta ‘’Yan baktın’’ diyerek, birisinin böğrüne bıçak saplıyor. Patrona kızıp, kaynanasını öldürüyor. Çocuk yaştaki kıza önce tecavüz ediyor, sonra boğuyor. Balkondan atanı, ateşe vereni, tabancayla alnından vuranı… İnsanların malına çöken, haraç vermeyeni delik deşik eden mafya da...
İnsanların sevdikleri hayvanlar genelde at, aslan, kaplan, kedi, köpek falandır. Benimkiler bal porsuğu, dağ keçisi ve cüce keçi… Bal porsuğu kararlılığın ve korkusuzluğun simgesi… Boyuna bakmadan, koca aslanlara, kaplanlara kabadayılık yapıp, onları kaçırıyor. Geri adım yok! Kaçmayan olursa da zıplayıp, ısırıyor. Dağ keçisi, düz kayalara tırmanıyor. Dağların tepesinde, memleketim sokaklarındaki...
Hiçbir kelimeyi düzgün yazamıyor. Ama milliyetçiymiş… Ulan sen, önce dilini öğren! Milliyetçiysen milletinin dilini iyi bileceksin! Milliyetçi böyle, ya dinci? Yalan dolan, ahlaksızlık, hırsızlık, yolsuzluk ne ararsan bulunur. Ama dindarmış… Ulan sen, önce dinlerin varoluşundaki temel kavramları uygula! Dinciysen, dinin ahlaki bir tabanda toplumsal düzeni sağlamayı amaçladığını bileceksin! Milliyetçilik, dincilik...
Bugün 30 Ağustos… Dünya tarihinde az görülen bir zaferin bayramı… Çanakkale’yi geçemeyenler, etrafından dolanıp ülkeyi pasta gibi dilimlediler. İlk dilimleri yemeye başlamışlardı ki Karadeniz bir ışıkla aydınlandı. O ışıktan sarışın bir kurt çıktı. Yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla, erkeğiyle; yokluk ve yoksulluk içinde halk savaşı başlattı. Yedi düvele karşı Kurtuluş Savaşı… Savaş...
Günlük siyasetin dedikoduları sıkar artık… Hele ki beyni ile çenesinin bağlantısı kopmuş yaşlardakilerin ‘’Ben de varım’’ diye kendilerini gösterme çabaları… Yalan haberlere sazan gibi atlamaları… Bunlardan mahcup olmak yerine, mürai ifadeleriyle sırıtmaları… İnsanların özel yaşamlarına burunlarını sokup, o konuda bir haber gördüklerinde, o ahlaksız haberlere mal bulmuş mağribi gibi sarılmaları…...
Hitler rejimi sona erdiğinde, Nazi polisler yargılanırken ‘’Biz masumuz, biz mağduruz… Hükümetin bizden istediklerini yaptık. Emre itaat ettiğimiz için bizi suçlayamazsınız’’ dediler. İşte dikta rejimlerinin yandaşları ve o omurgasızların rejim sonrası halleri… Her melanette parmakları vardır ama masum ve mağdur olduklarını iddia ederler. Oysa aynı dönemde, insanların katline alet olmamak...
1994 İstanbul yerel seçimlerinde SHP % 20,3, DSP % 12,38, CHP % 1,4 oy aldı. Yani sosyal demokrat görünümlü partilerin oyları % 33,45… Şu an CHP’de bulunan İlhan Kesici de o dönem ANAP adayıydı. O da % 22,14 oy aldı. Ama o seçimi % 25,19 ile Refah Partisi adayı Recep...
Ülkede ekonomi dibe vurdu. Asgari ücretli ekmeğe muhtaç, orta gelirli sürünüyor. Ama halkın gündemi ekonomi değil… Sokak röportajlarında adamın biri, ekonominin çok iyi olduğunu söylüyor. ‘’Ayda kaç kilo et alıyorsunuz?’’ diye sorulunca, yıllardır et almadığını söylüyor. Haklı ete ne gerek var? Ama soğan, patates de alamıyor; zeytin, peynirin önünde saygıyla...
Filmcilikte rol dağılımı şöyle yapılır. Başrol, yardımcı oyuncular ve figüranlar… İhtiyaca göre konuk oyuncu olur. Başrol, hikayenin ana unsurudur. Yardımcı oyuncular, başrolü destekler… Figüranların isimleri yoktur. Onlar kalabalığı oluşturur. Konuk oyuncu da tanınmış oyuncudur ama hikayede ana unsur değildir. Bu günlerde yeni bir film çevriliyor. Senaristleri saraylı… Başarılı senaryolara imza...
‘’Politik Hacı’’ isimli, siyasi mizah kitabım şöyle bitiyor: ‘’Yaz kızım… Bir terör örgütüne üye olmamakla birlikte, örgüt üyesi olduğu hissi uyandırdığı için tutuklanmasına…’’ Dedim ya siyasi mizah… Mizah olarak bakınca acı acı da olsa gülebilirsiniz. Ya bu, yaşamın parçası olmuşsa? İnsanlar bu tür gerekçelerle tutuklanıyorlarsa? Yetki elinizdeyse, o yetkiyi denetimsiz...
Nafiz Şahin, siyasetin temel sermayesinin umut olduğunu vurgulayarak iktidarın ve kayyım CHP’sinin umut üretme kapasitesini yitirdiğini yazdı. Şahin’e göre Özgür Özel, halkın arasındaki doğal duruşu, sokak sokak yürüyen siyaseti ve kitlelerle kurduğu bağ sayesinde yeni bir umut simgesine dönüşüyor.
Butlanzade Kemal efendi ve saz arkadaşları, Deniz Göktaş’ın yanında görüntü vermek için Adliye’ye gitmişler… Oraya kadar zahmet edeceklerine kendilerine koltuk armağan eden muktedirlere bir telefon yeterdi. ‘’Bu çocuk yabancı değil… Bırakıverseniz. Konuşurum. Bir daha yapmaz.’’ Onlar bilmez ama komedi dünyaya tersten bakmaktır. Nasrettin hoca o nedenle eşeğe ters biniyordu.‘’ Bir...
70’lik olmamın eli kulağında… Henüz 3 yaşındaymışım, memleket 27 Mayıs’ı yaşamış… Darağaçları… 14 yaşındaydım, 12 Mart yaşandı… Darağaçları… 23 yaşındaydım, 12 Eylül… Darağaçları… Bu darbelerden sonra e muhtıralar, darbemsiler, Balyozlar, Ergenekonlar ara sıcak kıvamında… Çeyrek asırdır da memleketim hali, bildiğiniz gibi… Ana yemeğe geçtik. Darağacı yerine dar kafesler… Suçluluğu kanıtlanmamış...
Duydum ki Butlanzadelerin Hn. Kemal efendi, canlı yayına çıkacakmış. Gazetecilerin sorularını cevaplandıracakmış. İki tane sakinleştirici alıp, televizyon karşısına kuruldum. Program başladı, kendileri arzı endam eylediler. Uzaktan bakınca dinç dursa da yakın çekimde ‘’ Seksenliğim’’ diyor. Sanki butlan CHP’nin simgesi; gövde dinç, başı AKlaşmış… Sorular, cevaplar başladı. İki sakinleştiriciye yazık oldu....
22.06.2026 16:01
Okumadım, Bilmiyorum, Koltuğu Çok Seviyorum – Nafiz Şahin Yazdı için yorumlar kapalı
Ülkemizde şehirli zannettiklerinizin çoğu kasabalı… Kasabada yaşayanlar alınmasınlar; bu kavram, yaşam tarzı, yönetim biçimi ve değer yargılarında arada kalmış olmanın ifadesidir. Şehirli olmak isterler ama çatalı tutuşundan; traktör kullanır gibi son model arabanın şoför koltuğuna oturuşundan; cümle kurmasından şehirli olamadığı anlaşılır. Şehirli gibi giyinmeye çalışsalar da kültürel uyum kolay olmuyor....

















