Bu Kiri Mutlak Butlan Temizler! – Prof.Dr. Duran Bülbül&Melih Demirel Yazdı

Bu Kiri Mutlak Butlan Temizler! – Prof.Dr. Duran Bülbül&Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 08.05.2026 12:37
A+
A-

Siyaset yalnızca söylemlerle değil, aynı zamanda hukuki zeminle ayakta duran bir müessesedir. Bu zemin sarsıldığında, yalnızca bir parti değil, o partinin temas ettiği tüm alanlar etkilenir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi özelinde tartışılan “mutlak butlan” meselesi, artık yalnızca bir iç mesele olmaktan çıkmış; siyasal ve ekonomik düzlemde karşılığı olan bir gerçekliğe dönüşmüştür. Gelinen noktada dikkat çekici olan husus şudur: Beklenen mutlak butlan kararının piyasalar nezdinde büyük ölçüde fiyatlandığı ve kabullenildiği görülmektedir.

Bu durum, ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir. Ancak piyasa refleksleri belirsizliği sevmez; öngörülebilirlik ister. CHP’de yaşanan süreç, uzadıkça ve netlik kazanmadıkça, ekonomik aktörler açısından bir risk unsuru olmaktan öteye geçememektedir. Oysa bugün gelinen aşamada, söz konusu kararın çıkacağı yönündeki genel kanaat, belirsizliği büyük ölçüde ortadan kaldırmış durumdadır. Dolayısıyla mutlak butlan kararının verilmesi, iddia edildiğinin aksine bir ekonomik maliyet doğurmayacak; bilakis mevcut belirsizliğin ortadan kalkmasıyla birlikte piyasalarda bir rahatlama yaratacaktır.

Asıl risk, bu kararın gecikmesidir. Çünkü geciken her gün, belirsizliğin derinleşmesine ve sistemin farklı alanlarına sirayet etmesine neden olmaktadır. Ekonomi, yalnızca rakamların değil, güvenin de yönetildiği bir alandır. Güvenin zedelendiği bir ortamda ise en sağlam görünen yapılar dahi kırılgan hale gelebilir. Bu nedenle mutlak butlan kararının sürüncemede bırakılması, yalnızca CHP’yi değil, dolaylı olarak devlet mekanizmasını ve mevcut iktidarın işleyişini de olumsuz etkileyebilecek bir zemini beslemektedir.

Burada dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da muhalefetin mevcut durumudur. Demokratik sistemlerde muhalefet, iktidarın denge unsurudur. Ancak CHP’nin kendi iç meselelerine gömülmüş olması, bu denge mekanizmasının zayıflamasına yol açmıştır. Kendi içinde çözülmemiş sorunlarla boğuşan bir yapıdan, ülke meselelerine güçlü bir müdahale beklemek gerçekçi değildir. Bu durum ise iktidarın üzerindeki denetim baskısını azaltmakta, siyasal rekabeti zayıflatmakta ve dolaylı olarak yönetim kalitesini düşürmektedir.

Bugün geldiğimiz noktada, CHP’nin mevcut yönetiminin önceliğinin parti içi dengeler olduğu açıktır. Bu tablo, yalnızca partinin değil, ülkenin de aleyhine bir durum üretmektedir. Çünkü güçlü bir demokrasi, güçlü ve işlevsel bir muhalefeti gerektirir. Oysa bugün muhalefetin ana gövdesi, kendi iç meseleleri nedeniyle bu fonksiyonunu yerine getirememektedir.

Bu nedenle mutlak butlan süreci, yalnızca hukuki bir zorunluluk değil; aynı zamanda siyasal ve ekonomik bir ihtiyaçtır. Sürecin ivedilikle tamamlanması, hem belirsizliğin ortadan kalkmasını sağlayacak hem de siyasal sistemin yeniden sağlıklı bir zemine oturmasına katkı sunacaktır. Devletin işleyişi, milletin beklentileri ve ülkenin ekonomik dengeleri açısından bu yükün daha fazla taşınması mümkün değildir.

Memleketin selameti için gereken açıktır: Hukuk işlemeli, karar verilmelidir. Geciken adalet, yalnızca adaletsizlik üretmez; aynı zamanda belirsizlik ve güvensizlik üretir. Türkiye’nin buna tahammülü yoktur. (Prof.Dr. Duran Bülbül)

***

Ülkemizin onca mühim gerçeği ve problemi ortadayken, bu memleketin kurucu partisinin adeta bir dert yumağına dönüşmesi ve milletin boğazına oturması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken vahim bir tablodur. Bir parti düşünün ki, tarihsel ağırlığıyla topluma yön vermesi gerekirken, kendi iç çıkmazlarının içinde yönünü kaybetmiş olsun. İşte bugün karşı karşıya olduğumuz manzara tam olarak budur.

Gelinen son noktada, yıllarca “hak, hukuk ve adalet” davası üzerine hayatlarımızı ortaya koymuşsak, bugünde  dönüp ellerimizi vicdanımıza koymak zorundayız. Çünkü vicdan, bazen en sert hakikati en yalın şekilde söyler. Ve o hakikat bugün şunu haykırmaktadır: Yaşananlar ne normaldir ne de sıradan.

Bu yaşananlar bir komplo değildir. Bir baskı değildir. Bir tuzak, bir tezgâh hiç değildir. Bu işin faili de maktulü de ortaktır. Bugünlere bir günde gelinmemiştir. Adım adım, bilerek ya da bilmeyerek, göz göre göre gelinmiştir. Dün yapılan hatalar, bugün karşımıza bir sonuç olarak çıkmıştır.

Bugün meydanlarda masal anlatanlar, kürsülerde kendince derebeyliğine soyunanlar, aslında bugün aklanmak zorunda olanların piyonundan öte bir konumda değildir. Bu düzenin içinde herkes yerini almış, herkes rolünü oynamıştır. Ve şimdi herkes, kendi payına düşen gerçekle yüzleşmek zorundadır.

‘’

Soğuk mermer arayan,

Kapı kulu arayan,

Taklacı arayan evvela aynaya bakmalıdır.

Hukuku kendi yörüngesine katıp, sadece lehte bir adalet mekanizması kurma hayali içinde olanların bakacağı yer bir adım önüdür.

Eğer aynaya bakamıyorsa, o zaman hemen sağına ya da soluna bakmalıdır. Çünkü bunlar kırk kişidir… ve birbirlerini çok iyi bilir.

Bugün yaşanan kriz, yalnızca bir yönetim sorunu değildir; bir zihniyet sorunudur. Kendini sorgulamayan, eleştiriye kapalı, gücü kendi içinde mutlaklaştıran her yapı, er ya da geç kendi yükü altında ezilir. Bugün yaşanan da tam olarak budur.

Memleketin kurucu çınarı kire bulanmıştır. Ve bu kir öyle yüzeysel bir kir değildir. Altı bataklıktır. Her gün biraz daha içine çeken, her gün biraz daha yutan bir bataklık… Bu bataklıktan çıkılmadığı her gün, çınar biraz daha zayıflamakta, kökleri biraz daha çürümektedir.

Artık mesele görmezden gelinecek, ötelenebilecek bir mesele değildir. Bu kir temizlenmek zorundadır. Ve bu temizliğin yolu bellidir.

Son tahlilde;

Bu kiri Mutlak Butlan temizler.

Bunun ötesi de yoktur, berisi de… (Melih Demirel)

Prof.Dr.Duran Bülbül: Öğretim Üyesi - Maliyeci - Kamu Ekonomisti - Yazar Melih Demirel: Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı