Ekonomi Konuşulmasın – Nafiz Şahin Yazdı

Ekonomi Konuşulmasın – Nafiz Şahin Yazdı
Yayınlama: 03.08.2026 09:00
A+
A-

Ülkede ekonomi dibe vurdu.

Asgari ücretli ekmeğe muhtaç, orta gelirli sürünüyor.

Ama halkın gündemi ekonomi değil…

Sokak röportajlarında adamın biri, ekonominin çok iyi olduğunu söylüyor.

‘’Ayda kaç kilo et alıyorsunuz?’’ diye sorulunca, yıllardır et almadığını söylüyor.

Haklı ete ne gerek var?

Ama soğan, patates de alamıyor; zeytin, peynirin önünde saygıyla eğiliyor.

Ve halk bunu konuşamıyor.

Konuşacak o kadar çok şey var ki sıra ekonomiye gelemiyor.

Tutuklanan belediye başkanları…

İktidarın transfer borsası…

Butlan ve butlancı komedileri…

Yeni Parti ve Yeni Parti’nin önünü kesme çabaları…

Yetmez gibi bir de AHBAP…

Hiç tanımadığım bir şarkıcının, hiç tanımadığım bir fenomenle boşanması bile gündem…

Seç, beğen, al! Gündemlerden gündem beğen ama ekonomiye dokunma, ekonomiyi konuşma!

Halk akşam pazarından domates alırken halinden pek memnun… Bir de pazar çöpleri arasında sağlam patlıcan, hıyar bulursa değme keyfine…

Memleketim hali, çocukluğumun hastane ziyaretlerini hatırlattı.

Kimi eline süt alır; kimi elma, mandalina, portakal; kimi yaprak sarma; kimi haşlanmış patates, yumurta…

Dersin hasta ziyaretine değil de pikniğe gidiyorlar.

Üstelik her kapıda mavi önlüklü, gardiyan bozması görevliler beklerdi.

Girenlere göz açtırmazlar; çantalar, kese kağıtları tek tek kontrol edilirdi.

Buna rağmen piknik sepeti, küçük firelerle da olsa hasta koğuşuna ulaştırılırdı.

Koğuş düzeninde yatan hastaların başında öbeklenmiş ziyaretçi mahalleliler, aile, dost ve akrabalar olurdu.

1 saatlik ziyaret sürecinde mahallenin son dedikoduları hakkında hasta bilgilendirilirken açılan nevaleler iştahla yenilirdi.

Hastanın gözleri kaymış, yutkunamıyor ama ziyaretçiler pek iştahlı…

Hastanın göbeğini masa gibi kullananlar bile çıkardı.

Önce hastalıkla ilgili durum tespiti yapılır, örneklerle hasta bilgilendirilirdi.

‘’ Kayınçomun kayınpederi de senin gibiydi ama bu haliyle aylarca yaşadı.’’

‘’Benim de sağ omzumun oradan bir ağrı giriyor; karnımda dolandıktan sonra sol bacağıma vuruyor’’ türü şiirsel anlatımlar vardı.

Konu hastalıktan uzaklaştırılarak hasta rahatlatılırdı.

‘’Ağzında lokma varken konuşulmaz’’ kuralı hiçe sayılırdı.

‘’Eline sağlık Dürdane abla, sarma çok güzel olmuş.’’

‘’ Annem de kısırı pek güzel yapar.’’

Hastanın tek gözü teneşire bakarken, ona moral verilirdi.

‘’Sen çok iyisin. Bak şu yandaki hastaya; gitti, gidiyor. Senden de genç…’’

‘’ Oh rahatın yerinde… Uzanmış keyif yapıyorsun. Az kenara çekil, ben de şuracığa uzanayım.’’

Ayakta durmaktan yorulanlar hasta yatağını imara açar, kıçlarını yatağa iliştirirlerdi.

O yıllarda hastanede yatmak pek çileliydi.

Bugün memleketimde yaşamak, o yılların hasta ziyareti gibi…

Sözü ekonomiden uzaklaştıracak konu arayışlarıyla…

Diğer ülkelerin çok daha kötü olduğu örneklerle; Avrupa’daki boş raflarla…

Ekonominin çok iyi olduğunu gösterecek boş laflarla…

Ekonomi hasta, memleketin yürüyecek hali yok.

Gündem değiştirsen ne olur?

Hoca minareye çıkıyor; sela verecek…

Bir an önce yemeği bitirin, şimdi mavi önlüklü adam gelecek…

‘’Ziyaret saati bitti, herkeşler dışarı…’’ diyecek…

1957 Trabzon doğumlu. 1980 yılında AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1978 yılında Ankara Belediyesi Basın Yayın Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı. Ardından Çankaya Belediyesi Eğitim ve Kültür Müdürlüğü ile Kültür Bakanlığı Protokol Müdürlüğü görevlerinden bulundu. Kültür Bakanlığı Basın Danışmanı, Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı ve Azerbaycan ile Kırgızistan Büyükelçilikleri nezdinde Kültür ve Tanıtma Müşaviri olarak çalıştı. 2013 yılında emekli olduktan sonra Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’na danışmanlık yaptı. Yurtiçi ve yurtdışında 8 fotoğraf sergisi açtı. Ankara’nın Martıları ve Politik Hacı isimli yayınlanmış iki kitabı bulunuyor.