Faşizmin Tonton Çocukları – Nafiz Şahin Yazdı

Hitler rejimi sona erdiğinde, Nazi polisler yargılanırken ‘’Biz masumuz, biz mağduruz… Hükümetin bizden istediklerini yaptık. Emre itaat ettiğimiz için bizi suçlayamazsınız’’ dediler.
İşte dikta rejimlerinin yandaşları ve o omurgasızların rejim sonrası halleri…
Her melanette parmakları vardır ama masum ve mağdur olduklarını iddia ederler.
Oysa aynı dönemde, insanların katline alet olmamak için mesleği bırakanlar; kanunsuz emirlere direnenler vardı.
Ama faşizmin ihtiyacı olan yüzsüzlük, ahlaksızlık, omurgasızlık ve onursuzluktur.
Faşizmin kölesi olanlar hiçbir nitelikleri olmamasına rağmen birinci sınıf vatandaş olduklarını sanırlar. Faşizmin sağladığı olanaklarla öyle yaşarlar.
Kendileri gibi olan kifayetsizlerle bir araya gelip, aslı yok yaylasından derledikleri kahramanlık hikayelerini anlatır, mutlu olurlar.
Katlettikleri insanlarla ilgili, taşlaşmış yüreklerinde sızı hissetmezler…
Hatta bazıları bundan zevk alırlar.
Niteliksizlik, faşizmde üstün niteliktir.
Faşizmin niteliksizlere ihtiyacı vardır.
Niteliksiz insan sorgulamaz, itaat eder.
Gücün parçası olduklarını düşünerek tatmin olurlar.
Güvenilmez ve kaypaktırlar.
Faşizm sona erdiğinde ‘’Ahh ah! Bana neler çektirdiler’’ diyerek kıbleyi yeni yönetime çevirebilirler.
Faşizm mağdurları, iktidar değiştiğinde yeni iktidarda mağduriyetlerinin biteceğini sanmasınlar.
Asıl o yüzsüz ve onursuz kitle mağdur olmuştur.
Onlar yeni iktidara daha hızlı yaklaşırlar.
Bu da yalakalıktaki tecrübe farkı olsa gerek…
Unutmayın!
Faşizm geldiğinde ilk biat edenlerden olacaksanız; beyninizdeki soru sorma merkezini donduracaksınız.
Faşizm giderken de ilk terk edenler arasında yer alacaksınız.
Nürnberg mahkemelerinde yargılanan faşizmin polisleri gibi…
Hatta sizden hızlı dönenleri suçlayarak ‘’Vay şerefsiz! Adamların kölesiydi, hemen sattı’’ diyerek hedef saptıracak, kafa karıştıracaksın.
Yemezler sanmayın, yerler!
Bir gün faşizm gelir de direnmeyi tercih ederseniz; işiniz biraz zor.
Aşağılamalar, sürgünler, zindanlar sizi bekliyor demektir.
Bu durumda ‘’Ölmüş eşeğe kurşun sallanmaz’’ sözü en büyük destekçiniz olur. Öyle düşündüğünüzde hiç korkmazsınız.
Hem direnip hem de refah içinde olmak zor.
Ama bulunduğunuz ortamdan onur duyacaksınız.
Vücudunuzu faşizmin zindanlarına mahkum ederlerse, sanki yaşamınız hep o dört duvar arasında geçmiş gibi düşündüğünüzde beyninizde özgür bir dünya yaratırsınız.
O dünyaya ulaşamazlar, merak etmeyin!
Siz onlardan korkmadıkça onlar sizden korkacaklar!
Faşizm zaten tek başına bir değeri olmayan onursuzların, bir araya gelip oluşturdukları güçtür.
Tek tek hepsi korkaktırlar!
”Siyaset gücün peşinde gider” derler…Faşizm o gücü haklılık zanneder.
Faşizmin esiri olmuşsanız; içinden çıkamadığınız sorularda ‘’Tamam ben hata yapıyorum diyelim. Bu kadar insan salak mı?’’ cevabı sizi rahatlatır.
Faşizmi irdelemeyi burada kesip memleketim hallerine bakalım:
Her sabah bir kapıya dayanılıyor, her gün birileri tutuklanıyor.
Muhalif olmak suç değilse, suçları bile belli olmayan muhalifler…
Bir gün onlar çıkacaklar ve bir de bakacaklar ki kendilerini parmaklıklar arkasına gönderenler yine muteber…
Hatta onlar suçlarını bilmeden içeride yatarken azılı katillerin, elinde binlerce insanın kanı olanların affedildiğini görecekler.
İşte öyle bir yasa Meclis’te kabul edildi.
İktidar ve yandaşları şen şakrak ‘’Evet’’ dedi.
İktidarın oyununu bozmak için Yeni Partililer de kısmen ‘’Evet’’ dedi.
İktidarın ‘’Evet’’ine ses çıkarmayanlar, verilen ‘’Hayır’’ oylarına rağmen Yeni Parti yönetimini linç ettiler.
Bu tutmuş, bu kesmiş, bu pişirmiş, bu yemiş; fatura Yeni Parti’ye kesilmiş…
Maalesef sol parti ya da sosyal demokrat olmak zor zanaat…
Sol partilerde her yaptığınız sorgulanır, öküz altında buzağı aranır.
Sağ partilerde tepeden gelen her talimat sorgusuz sualsiz uygulanır
Kısa vadede o partiler kazanır ama yukarıdaki faşizmin hikayesi gibi; onları baş üstünde taşıyanlar, o günler geçtiğinde ‘’Asıl biz mağduruz’’ diyerek yeni gelenlere yaltaklanırlar.








