Gören Körler – Melih Demirel Yazdı

Gören Körler – Melih Demirel Yazdı
Yayınlama: 19.08.2026 13:49
A+
A-

Türkiye’de siyaset, bir süredir tuhaf bir manzara arz ediyor.

Muhalefet cephesinde yön arayışı var, arınma var, yer değiştirme var, koltuk değiştirme var, tutunma çabası var, vizyon arayışı var… Ama bütün bu hareketliliğin içinde yurttaşın aradığı asıl şeyi gören pek yok: Umut.

İktidar ise başka bir hesabın peşinde.

Ekonomik darboğazdan nasıl çıkılacağının, hayat pahalılığının nasıl yönetileceğinin, piyasaların nasıl rahatlatılacağının reçetesi aranıyor. Çünkü siyasetin bütün gürültüsüne rağmen Türkiye’nin kısa vadede asıl meselesi ekonomidir.

Bunun dışındaki tartışmaların önemli bir bölümü, vatandaşın sofrasına doğrudan dokunmadığı sürece, siyasi gündemin suni köpüğüdür.

Bugün iktidarın ihtiyacı olan şey, ekonomide bir toparlanmadır.

Çünkü ekonomi biraz nefes alır, enflasyon düşer, vatandaşın cebine birkaç kuruş daha fazla girer, piyasada hareketlilik başlarsa; iktidarın seçim ekonomisiyle bunu siyasi bir avantaja çevirmesi hiç de zor değildir.

Ve işte o zaman muhalefetin bugünkü dağınıklığının bedeli ağırlaşır.

Çünkü yurttaş muhalefetten umut bekliyor ama umut göremiyor.

Her blok başka bir teraneden çalıyor. Biri geçmişin kavgasını yeniden ısıtıyor, biri yıllardır aynı sloganı başka ambalajla satıyor, biri kire pasa bulaşmış görüntüsünü temizlemeye çalışıyor, biri ise bütün bunların arasında ne söyleyeceğini hâlâ arıyor.

Bir kısmı 1980’lerden kalma kavgaları bugünün Türkiye’sine taşıyıp hamaset yapıyor.

Bir kısmı kendi siyasi sicilindeki kiri temizlemekle meşgul.

Bir kısmı ise bütün enerjisini rakibine laf yetiştirmeye harcarken, Türkiye’ye ne yapacağını anlatmayı unutuyor.

Oysa iktidar isteyen insanın önce ortaya bir iddia koyması gerekir.

“Gelince halledeceğiz.”

Ne demek bu?

Neyi halledeceksiniz?

Nasıl halledeceksiniz?

Kiminle halledeceksiniz?

Ne kadar sürede halledeceksiniz?

Kaynağınız ne?

Kadronuz kim?

Devletin hangi kurumunu nasıl yöneteceksiniz?

Vatandaşın karşısına bunları koymadan yalnızca iktidarın yanlışlarını anlatmak, iktidar alternatifi olmak değildir.

Muhalefet olmak başka, iktidar alternatifi olmak başka şeydir.

Bugün Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri belki de iktidar değil, muhalefet problemidir.

Çünkü Türkiye’de muhalefet meselesinin “Biz gelince halledeceğiz” cümlesine indirgenmesi, siyasi tarihimizin en büyük yanlışlarından biridir.

Madem bütün mesele “gelince” çözülecek;

O halde neden Meclis’te varsınız?

Neden bugün çözmüyorsunuz?

Neden bugün üretmiyorsunuz?

Neden bugün denetlemiyorsunuz?

Neden bugün vatandaşın karşısına bir Türkiye tasavvuru koymuyorsunuz?

Siyaset yalnızca seçim kazanma sanatı değildir. Siyaset, toplumun geleceğine dair bir iddia ortaya koyabilme cesaretidir.

Ve bu cesaret bugün muhalefette eksiktir.

Daha da acısı, bu boşluğun oluşmasında ana muhalefeti kendi iç kavgalarıyla, siyasi bölücülükleriyle ve bitmek bilmeyen hesaplaşmalarıyla yoranların büyük payı vardır.

Partiler kişilerin ikbal alanı değildir.

Siyaset, kişisel hesaplaşmaların intikam masası hiç değildir.

Vatandaşın geçim derdi varken birbirini yiyen siyasetçi, sonunda yalnızca kendisini tüketir.

Çünkü vatandaş artık geçmişin kavgasını değil, geleceğin hesabını soruyor.

Vatandaş ne ister?

Kararlı ve güven veren bir irade ister.

Kafaya koymuş bir muhalefet ister.

Ne istediğini bilen, ne yapacağını anlatabilen bir muhalefet ister.

Temiz bir muhalefet ister.

Anahtarını teslim edeceği ülkenin başında iyi bir muhafız ister.

Ve sorar:

“Sen dışarıda ülkem için ne yapacaksın?”

“Sen benim bölgesel haklarımı nasıl savunacaksın?”

“Sen benim kaynamayan çorbamı nasıl kaynatacaksın?”

“Harçlık veremediğim çocuğumun geleceğine ne katacaksın?”

“Liyakati, adaleti, hakkı ve hakikati nasıl tesis edeceksin?”

İşte siyaset budur.

Gerisi gürültüdür.

Peki vatandaş ne istemez?

Çok basit:

Kendi söküğünü dikemeyen terziyi, ülkeye elbise biçmeye çağırmaz.

Çünkü artık gören körler çağında yaşıyoruz.

Mesele görmek değil.

Gördüğünü anlayabilmek.

Siyasetçi, İktisatçı ve Köşe Yazarı