Ar Damarı Çatlamıştır

Toplum bütün yönleriyle çökertilmiştir.
Yapılan her şey halkı daha geriye götürmüş, kaynaklar bir avuç zengine akıtılmıştır.
Yalan sınır tanımaz olmuştur.
Her haksızlığa, hukuksuzluğa, yağmaya, talana bir açıklama bulunmuş -din, iman, vatan, millet- söylemleriyle halk uyutulmuştur.
İnanç sömürüsü zirve yapmış, vakıflar, dernekler aracılığı ile ülkenin içi boşaltılmıştır.
Tarikat ve cemaatler yoksul halk çocuklarının geleceğini ipotek altına almıştır.
Manevi değerlere bağlılık söylemleriyle halkın manevi değerleri iliklerine kadar sömürmüştür.
“Naslar ortada”, “faiz sebep, enflasyon sonuç” söylemleriyle Türk lirası pul edilmiştir.
Halkın payına düşen; doğalgazı var ısınamıyor, elektriği var aydınlanamıyor olmuştur.
Halkın payına düşen, faturasını ödeyemeyince elektrik ve doğalgazının kesilmesi olmuştur.
Geçimini kıt kanaat sağlayan halk, açlığın pençesine sürüklenmiştir.
Elektrik dağıtım şirketleri, bankalar, inşaat şirketleri büyümesini sürdürmüştür.
Yaylalar, ormanlar, akarsular, göller, sahiller sermayenin emrine sunulmuş,hazineye ait varlıklar özelleştirme politikalarıyla sermayeye yok pahasına peşkeş çekilmiştir.
Artık kamunun hiçbir varlığı kalmamıştır!
Üretim adına ne varsa yok edilmiştir.
Emperyalist dayatmalarla tohumumuz dahi yasaklamıştır.
Bütün bunların sonucu doğal tahribatın adımları hızlanmıştır.Küresel ısınma, iklim,su, gıda krizleri… Hepsi, hepsi burnumuzun ucuna kadar getirilmiştir.
Gelinen noktada değerler yok edilmiş, herkes işini görmenin yolunu arar olmuştur.
Adamın yoksa, zekâ, başarı, yetenek hiçbir işe yaramaz hale getirilmiştir.
Eğitim bireyi kul yapma amacına indirgenmiştir.
Sadakat öncelenmiş, liyakat yok edilmiştir.
Sağlık parası olana sunulur olmuştur.
Ulusun bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikeye düşürülmüştür.
20 adamızın Yunanistan tarafından işgaline göz yumulmuştur.
Yabancıya taşınmaz alımı ve yatırım yapması karşılığında vatandaşlık hakkı tanınmıştır.
Düzensiz göçlerle ülkenin demografik yapısı bozulmuştur.
Büyük resim böyle!..
PEKİ YA ÇIKIŞ İÇİN BEL BAĞLANANLAR?
Onlar aydınlık yarınlar vadedip aynı şeyleri yapar olmuştur…
“Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!” misali…
Demokrasi deyip tek başına karar alır olmuşlardır.
Halk sözünü ağızlarına sakız edip yanlarına, yakınlarına halkı yanaştırmamışlardır.
Onlar yerine göre söylemlerle göz boyamayı görev edinmişlerdir…
SÖZÜN ÖZÜ; Elimizin değdiği, gözümüzün gördüğü her yerde çürümüşlükler, yozlaşmalar…
Bırakın eti, peyniri, sütü, yağı sebzelere dokunulmaz olmuştur...
Fiyatlar el yakar olmuştur!..
Yurttaş bırakın bin bir güçlükle krediyle borçlanarak aldığı otomobiline binmeyi, şehirlerarası seyahat edemez olmuştur…
Tatil beldelerimiz yabancıya cennet, yurttaşa hayal olmuştur.
Özetle adeta kendi yurdunda sürgün Türk milleti!
Bu mudur adalet?…
Bu mudur insanca yaşamak?…
Bitmiyor, inanç sömürüsü, bitmiyor yalanlar, aldatmalar…
Ar damarı çatlamış, çürüme bütün toplumu kuşatmış…
SORU ŞUDUR; Burnumuzun ucuna gelmiş bu kokuya da alışacak mıyız?…
Yoksa yeniden “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” mi diyeceğiz?
Eğer burnumuzun ucuna gelmiş bu kokuya alışırsak inanın bir sonraki adım bizim ayıklanmamız olacaktır…
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:








