Atatürkçü Düşünce Derneğinden 23 Nisan’da Sert Uyarılar ve Kemalist Duruş Vurgusu

105 yıl önce Ankara’da açılan Büyük Millet Meclisi’nin yıl dönümünde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), hem kutlama mesajı yayımladı hem de Türkiye’nin içine sürüklendiği tabloya dikkat çeken çarpıcı bir açıklama yaptı.
Atatürk’ün “Milli irade öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur.” sözleriyle başlayan açıklamada; laiklikten yargı bağımsızlığına, ekonomik krizden kadın cinayetlerine, çocuk istismarından dış politikaya kadar birçok başlıkta yaşanan çöküşe karşı Kemalist bir duruşun altı çizildi.
Açıklamada, “Bugün 23 Nisan 2025, Gazi Meclis’in açılışının 105. yıl dönümü, kutlu olsun!” ifadeleriyle bayram kutlanırken, hemen ardından gelen bölümde Türkiye’de adalet, eğitim, ekonomi, kadın ve çocuk hakları gibi temel alanlardaki yozlaşma sert bir dille eleştirildi.
“Çözüm Kemalist Cumhuriyet’in Kuruluş Ayarlarına Dönüştedir”
23 yıllık siyasi iktidarın ülkeyi içine soktuğu bu kaotik ortamın faturasının yine muhalefete ve aydınlara kesilmek istendiği belirtilen bildiride, çözümün adresi net olarak şöyle tarif edildi:
“Türk Ulusu, bugün de demokrasi içinde bu kaotik ortamın üstesinden gelecek, sorunlarını çözecek ve Cumhuriyeti kuruluş ayarlarına döndürecek bir iktidarı mutlaka yaratacaktır.”
ADD, Cumhuriyet’in 105. yılında halkı bir kez daha “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti” hedefiyle birlikte yürümeye çağırdı. Kemalizm’in “namus sesi”nin bu karanlık tabloyu yırtacağını vurguladı.
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Açıklamasının Tam Metni
“Milli İrade öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur.”
AtatürkMustafa Kemal Paşa, verilen emir ve talimatların aksine hükümete Mondros Mütarekesi’nin ağır koşullarını kabul ve bu koşullara uyarak askerini dağıtıp silahlarını teslim etmeye karakterinin izin vermediğini, İngilizler İskenderun’a çıkarlarsa silahla mukabele edeceğini bildirince Saray’ın komutanı olduğu Yıldırım Orduları Grubu’nu lağvetmesi üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a döndü. Emperyalist işgale karşı bir milli direniş hareketi örgütlemek için milletin azim ve kararını harekete geçirmek amacıyla 6 ay İstanbul’da ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından itibaren de aylarca Anadolu’da yaptığı sayısız görüşme, konuşma ve toplantılarla direnişin alt yapısını ve kadrolarını oluşturdu. Yurdun her yerindeki Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetlerini Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirip 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldi. İngilizler 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen de işgal edip Meclis-i Mebusan’ı bastılar, mebusları tutukladılar ve Malta’ya götürdüler. Buna karşılık bir yandan Albay Ravlinson dahil Anadolu’daki İngiliz subaylarını tutuklatan Atatürk, bir yandan da seçimleri yaptırdı ve 23 Nisan 1920 günü gelebilen 115 milletvekilinin katılımı ile “milli iradenin tecelligâhı” Büyük Millet Meclisi’ni açtı.
Bugün 23 Nisan 2025, Gazi Meclis’in açılışının 105. yıl dönümü, kutlu olsun!
Ancak, bu onur gününü yazık ki; adalete güvenin neredeyse sıfırlandığı, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin varlığından söz etmenin olanaksızlaştığı, basın özgürlüğünün yok edildiği, eğitimin laik ve bilimsel temelinden tamamen uzaklaştığı, kadınların erkek şiddeti ile katledildiği, çocukların beyinlerinin tarikat ve cemaat çukurlarında, bedenlerinin kurs ve yurt adlı izbelerde tecavüze uğradığı, ekonominin krizden krize sürüklendiği, milyonların açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği, sağlık sisteminin derde deva olmaktan çıktığı, bölge merkezli, karşılıklılık esaslı, büyük devletlerle onurlu ilişkiler kurmaya dayalı Kemalist dış politikanın terk edildiği, demografik yapının tarumar olduğu, işsizlik kıskacında çaresiz kalan gençlerimizin geleceklerini yurt dışında aramak zorunda kaldığı kaotik ortamın burukluğuyla kutlamak durumundayız milletçe. Daha acısı ise, 23 yıllık siyasi iktidarın yarattığı bu ortamın sorumluluğunu üstlenmek ve çözüm üretmeye çalışmak yerine, devlet gücü ile muhalefeti suçlamak, aydınları susturmak, kitleleri yıldırmak için antidemokratik yol ve yöntemleri seçmiş olması.
Bu gidişin iyi gidiş olmadığı, sürdürülmesinin olanaksızlığı ve uygulayıcılarına da yarar sağlamayacağı ortada.
Elbette umutsuz değiliz, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz çünkü. Çünkü O Size (milletine) “Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiçbir zaman kaybetmedim.” dedi ve öyle olduğunu da gösterdi.
105 yıl önce Mustafa Kemal Paşa önderliğinde bütün zorlukları aşıp yedi düveli dize getirerek bağımsızlığını ve Laik Cumhuriyeti’ni kazanan Türk Ulusu, bugün de demokrasi içinde bu kaotik ortamın üstesinden gelecek, sorunlarını çözecek ve Cumhuriyeti kuruluş ayarlarına döndürecek bir iktidarı mutlaka yaratacaktır.
Atatürkçü Düşünce Derneği; Büyük Atatürk’ün “Milli İrade öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur.” özdeyişine yürekten inancı ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” düsturuna sarsılmaz güveniyle Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asarak milletimizle birlikte Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşmak azim ve kararında olduğunu TBMM’nin 105. şeref yılında kamuoyuna bir kez daha duyurmayı varlık nedeninin gereği ve görevi saymaktadır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.








